İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“SANAT YAPRAĞI DERGİSİ” Söyleşilerinden ​AYIN RÖPORTAJI MEHMET TANJU AKERMAN:NUSRET KARACA İLE SÖYLEŞİ

Nusret Karaca

​Eğitimci-Şair-Yazar

Ekim 2009 Sayfa 2-3

​”Her dönem, koşullarına göre şairini ve şiirini yaratır, okurunu bulur.”

​Bu sayıda sizlere içimizden birini tanıtmayı düşündüm. Bir Sanat Dergisinde, Haberde EKSPRES Gazetesinde ve Sanat Yaprağı dergisinde birlikte çalıştık Nusret KARACA ile… Beraber pekçok etkinlik ve programlar yaptık, okul söyleşilerinde bulunduk. Her anısını faydalı birşeylerle doldurmaya çalışan güzel bir eğitimci.

​Branşı Tarih ama o tarih ve edebiyatı birlikte yürüten ender dostlardan. Haliç onun sevdası. Varsa-yoksa Haliç… Tabii Haliç’e de aşık olmamanın olanağı var mı? Pierre Loti’de bir çay içimi, sizi aşık etmeye yeter.

​Nusret KARACA, yaşamı dolu-dolu yaşayarak gelmiş. Emekçi kesiminin barındığı mahallelerde yetişmiş. Önyöndeki okullarda eğitimci olmuş. İstanbul’un en güzel okulunda eğitimciliğini sürdürüyor ve en güzel bölgelerinden birinde yaşamını sürdürüyor ama o eski günleri unutmadan. O konuları yazı ve konuşmalarında gündemde tutuyor.

​Doç.Dr. Okan Baba bir gün konuşmamızda “Nusret KARACA iyi bir şair dikkat” demişti. O günden sonra daha bir dikkatli okumaya başladım şiirleri. Yedinci sahifede siz de okuduğunuz zaman aynı düşüncede olacağınızı umuyorum.

​Nusret KARACA için bir kitap yazabilirim. Ne yazık ki sahifelerimiz sınırlı. Biz bugün soruları ona yönelteceğiz ve cevapları onun kaleminden okuyacağız. Onun için biran önce soruları sormaya başlamayalım diye düşünüyorum.. Evet…
Sizi Nusret KARACA ile başbaşa bırakıyorum.
…
​Akerman: Eğitimcisin, nasıl bir eğitim… Bugünkü sistem gençleri yetiştirme açısından yeterli mi? Bana genel kültür açısından son derece yetersiz yetişiyor gibi geliyor, yanılıyor muyum? Dershane eğitim sistemi içinde niye gerekli?

​Karaca: Öncelikle bu söyleşi için teşekkür ediyorum. Beni onurlandırdınız. Sizinle sayıda etkinlikle birlikte olmamıza rağmen bu söyleşi benim için özel. Çünkü karşımda M. Tanju Akerman var. Sanki Sınava giren bir öğrenci gibiyim. O kadar rahat biri olmama ve sizi yakından tanımama rağmen. Ayrıca eğitimci sözcüğü çok hoşuma gitti. Benim kullandığım bir sözcük. Öğretmenliğin aşaması taşınabilmiş şanslı bir eğitimciyim” dediğinde çok mutlu olmuştum. Vedat Günyol sağlığında”Ben eğitimi dört duvar dışına taşıyabilmiş sanslı bir eğitimciyim.”dediğinde çok mutlu olmuştum.Mesleğe başladığım günden itibaren dört duvar dışına taşımaya çalıştığım eğitim ve öğretimi. Yetkin Dikinciler ile 18 Nisan 2008 yılında yaptığım söyleşide, “sanatçı “Eğitim duvarları yıkmaktır” diye karşılık vermişti soruma.

​Çocuklarımızı, gençlerimizi ezberden ve doğruları araya sıkıştırıp sunulan testlerden mümkün olduğunca kurtaran bir eğitim sistemi düşündüm. İlköğretimden başlayarak, sayısız giriş ve deneme testiyle, sınavlarıyla onları yıpratmadan, çocuklarını, gençliklerini ellerinden almadan geleceğe hazırlayan bir eğitim sistemi.

​Önceliğin okulda olduğu, dershanelerin tamamlayıcı ve destekleyici olarak içinde yer aldığı, fırsat eşitliğine dayalı bir eğitim sistemi.

​Ekonomik yönden fazla güçlü olmayan bireylerinde içerisinde adil olarak yer aldığı, olanaklardan yararlandığı bir eğitim sistemi.

​Çok mu zor… Elbette değil. Yeter ki isteyelim. Araştıran, sorgulayan, projeler üreten, kendini ifade edebilen gençlerin yetişmesi hepimizin özlemi.

​Yaşamın içine katıldıklarımızı öğretmek olmalı amaç. Eğitimcilerimizin donanımlarından yararlanmalı, olan statülere ayırmamalı (Anadolu Lisesi, klasik lise öğretmeni gibi) Hak, adalet, eşitlik, doğruluk kavramları temelinde başarılı ve başarısız olanı birbirinden ayırmalı. Donanıma, projeye, üretime, kıdeme göre bir değerlendirme yapılmalı.

​Akerman: Öğrenciler, sanat-edebiyatla ne kadar ilgileniyor. Bizim gençliğimde ön sıradaki edebiyat dergilerinde yer alan pekçok liseli genç vardı. Bugün yok.

​Karaca: Hasan Pulur bir yazısında kendi lisesi ve öğretmenlerini konu almıştı. Bazı eğitimcilerin ve öğrencilerin okuldaki sanat, edebiyat çalışmalarından örnekler sunduğu yazısında o zamanlar bu etkinliklerin içinde yer alan bazı öğrencilerin şimdi edebiyat dünyası içinde yer aldıklarını belirtmiş.

​Okuldaki eğitimcilerin yaşama bakış açıları, duruşları, ilgi alanları, donanımları belirleyici oluyor. Bu özellikleri taşıyanların olduğu kurumlar zaten bir farklılık yaratıyor. Öğrencilerin yeteneklerini ya ortaya çıkarıyor ya da köreltiyor. Dolayısıyla üretim ya var ya yok. “Sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel etkinlikler bir gencin başedemeyeceği sorun yok gibidir. Burada bütün iş eğitimcide…

​Akerman: Şiirleriniz anlaşılır kelimelerle, hemen mesajı karşısındakine ulaşması, kurallara uyan bir yapıya sahip. Bu tarz tercih etmenizin nedeni. İkinci yeni konusunda ne düşünüyorsunuz onu da alayım.

​Karaca: Bu bilinçli olarak değil, kendiliğinden oluşan bir durum. Bir şiir yazmak için oturmamaya. Beni etkileyen, tetikleyen bir durumda hemen kağıda sarılırım. Yazı ve imge. Başka uğraşmam, düzeltmem. Oynadıkça bozulur, özelliğini yitirir gibi gelir. Dinlence anılarında bile gezdiğim yerlerden hep notlar alırım, fotoğraflar çekerim.

​Biliyorsunuz ben her yazıya, her yazana saygı duyan bir kişiyim. Tabi yazının içeriği ve amacı, kişiye özel ya da toplumu yönlendirici, yıpratıcı, ahlaki değerlerin erozyonuna uğratıcı durumu dışında, bunda yaratmaya çalışanlarında.
​Bu genel bakış açım edebiyat dünyası için.

​İkinci yeniye gelince; Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Ece Ayhan’ın içinde olduğu grup geliyor aklıma öncelikle. Bildiğim kadarı 1940 Toplumcu gerçekçi kuşağı, Garipçilere, Orhan Veli’nin yalın anlatım diline karşı bir tepki olarak doğdu. Bireyin yalnızlığı, hayal gücü ve duygu ağırlıklı temaları işlediler. Onlara göre şiir ahenk, ölçü ve uyakla değil musiki ve anlatım zenginliğiyle sağlanır. Dönemin baskısından kaçmakla ve biçimcilikle eleştirilerle, uzun soluklu olmasalarda Türk şiirine yeni boyutlar getirdiği bilinir. Belli bir okuyucu kitlesi bulmuşlardır. Her dönem koşullarına göre şairini ve şiirini çıkarır, okurunu bulur.

​Akerman: Kendinizi Haliç ile bütünleştirmişsiniz. Bu konuda çok çalışmanız var. Haliç, İstanbul’un kalbi. Tüm güzellik ve çirkinlikleri ile burada Haliç’le birlikte yaşadınız. Dünü ve bugününü bir özetlermisiniz? Ben geçen hafta ordaydım yine hayran kaldım güzelliğine. Hakikaten geri dönmüş.

​Karaca: Haliç… Benim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı geçirdiğim özel bir yer. Benim için bir tutku. İnançtır Haliç, paylaşmaktır, dostluktur, aşktır, emekçinin direnişidir, fabrika dumanlarının ve dere yataklarının kokusudur, gecekonduudur… ve şimdi değişimdir Haliç… Kimilerine göre tutku, kimilerine göre ranttır, benim üniversitemdir Haliç. Bir tadımlık bile olsa uzun bir soluk almaktır, yaşamaktır. Geçmişten geleceğe tarihi bir yolculuktur hiç bitmeyen… Daha açmaya gerek var mı? Sözcük ayrı bir Haliç… “Ben Haliç’in Çocukluğuyum”

​Akerman: Gazete Kadıköy’de kitap tanıtımları yapıyorsunuz. Bir arkadaşınızı kitabını tanıtmaktan büyük mutluluk alıyorsunuz biliyorum. Bu konuda kıskançlığınız yok. Nasıl başladı tanıtım yazıları?

​Karaca: Ben şiir dışında gezi, çevre, spor, tarih, trafik, edebiyat konularında da yazıyorum. Sadece Gazete Kadıköy değil biliyorsunuz. Ancak Gazete Kadıköy ve Haberde Ekspres (Şimdi Sanat Yaprağı) benim için özel.

​1998 yılında Salah Birsel ile yaptığım bir söyleşinin 2001 yılında, yeni ustanın ölümünden iki yıl sonra yine yayımlanmasıyla başladı. Gazete Kadıköy maceramız sürüyor. Güzel dostlar edindim orada. Benim onlara olduğu gibi onlarda bana katkıları oldu. Bu arada Kadıköy’ü çoğunlukta olmak üzere 150’ye yakın söyleşin var yayımlanmış. Sanatçılar, şairler, şairler, bilim adamları var yakından tanımaya çalışıyorum.

​Akerman: Aysel Dinler ‘le yaptığınız programlara öğrencilerinizle katıldınız. Onların sanatla ilgilenmesi için çok çaba harcarsınız ve bunlardan keyif alıyorsunuz. Siz gençlere neler öneriyorsunuz şiir ve edebiyat konusunda.

​Karaca: Sizin Moda Spor Etkinlikleriniz benim özellikle yatlı çok sayıda öğrencim için bir edebiyat okulu oldu. Doğulu gençlerimiz ilk sizinle birlikte tanıştı mikrofonla, ilk şiirlerini sizlere okudu. Yanık türkülerini sizlerle paylaştı. Duygularını sizin gazetenizde dile getirdi. Daha ne diyebilirim ki…

​Akerman: Edebiyatla uğraşmak için sabit kabiliyet yetmiyor. Çok okumak ve mücadele ile geçen bir yaşam da gerekiyor ve bu yaşam içindeki gözlemler çok önemli diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

​Karaca: Soruya böyle bir giriş yapınca branşım geldi aklıma. Biliyorsunuz ben Tarih Öğretmeniyim. Okula gelen çoğu veli benimle konuşmaya başlayınca “Edebiyat Öğretmeni misiniz?” diye soruyor. Edebiyat alanındaki arkadaşlarım, haksızlık olmasın… Ancak ben “edebiyat”ın içinde yer alma çabasında olmadım. Bir bilen gibi de davranmadım. Oldukça rahatım. Donanımım, yeteneklerim, sosyal yönümün güçlü olması beni bu dünyanın içine çekti, ben girmedim… Herhalde bir şeyler yazıyorum…

Akerman:Şair ve yazar dabiraz eğitimci olmalı bence.Sanattoplum içindir Daha doğrusu şöyle sorayım.Sanatçı toplum içinde kendini görevli sanmalı mı?
Nerede başlae,berede biter sanatçının görevi?

​Karaca: Eğitimci olmak çok güzel bir duygu. Sözcüklerle anlatmak olanaksız. Öğrencilere bireyler olarak katabilmek, onları yaşama hazırlayabilmek beni son derece mutlu ediyor. Her gün ayrı bir şiir, ayrı bir öykü, ayrı bir roman. İster istemez sanatçı yapar sizi. Eh bende hazırım herhalde. Un, yağ, şeker ve helva örneği.

​Sanatçı toplumun içinde bir “ses”tir. Toplumsal olaylara duyarsız kalamaz. Bireylerin tepkisidir aslında soysundu. Valde, dizede, öyküde, romanda, notada, bir haykırış vardır aslında. Sorumluluk bilinciyle hareket eder sanatçı. Sorumluluk sürdükçe ve soluk aldıkça üretimi sürer sanatçının. Öne her sunulanı kabul etmez, bunun mücadelesini verir yaşamı boyunca. Vermelidir de.

​Akerman: Eğitimci, şair, gazetecisinin yanında başka neler yapıyorsunuz? Hiçperaktif bir yapınız var ve onu mutlaka üretime çevirmeye gayret ediyorsunuz. Birazda kitaplarınızdan bahsedelim mi?

​Karaca: Kağıt ve kalemle öyle kucaklaşmışım ki, ayrılamıyoruz. Birde fotoğraf merakı başladı. Aslında vardı ya…

​Sabahın ilk ışıklarıyla, dışarıdan izleyen “Nusret Karaca’nın içinde yer aldığı hızlı bir film başlamış bu evde” der. Bazan yataktan kalkar kalkmaz kitaplığa uzandığım oluyor. Zil saat yerine kağıt, dosya hırdavatıyla uyanıyor eşim, kızıma. Yaz dinlenmesinde Dalga’da bile durmadım. Orada tanıştığım bir ailenin büyüğü “Nusret bey’i takip etmekten masamız dönüyor,” demiş eşime. Havuzun kenarında, masada dakikalarına ne yazdığımı merak etmişler. Öncelikle ilk kıkılarına ne yazdığımın erken giderinlerden. Görevimi aksatmam. Okuluma en erken gidenlerden. Görevimi aksatmamaya çalışırım. Bana bir iş ver, gerisini hiç merak etme. Benim yapım bu. Aileme çok şey borçluyum. Bana çok iyi ve yararlı şeyler öğretmişler.

​Bu aralar “2010 İSTANBUL’UM PROJESİ” için “Ben Haliç” adlı bir çalışmam olta. Öykü, anı, tarih, şiir farklı bir yapıt. Bir de öğrencilerimin iç dünyası ve benim duygu düşüncelerimden oluşan “ŞİMDİ BEN NEREDEYİM” adlı çalışmam var. Ona da tamamladım. Dizin için kızım Selin’e ve sabrı ve desteği için eşime teşekkür ediyorum.

​Akerman: Kadıköy için düşünceleriniz. İlk aklımıza gelenler…

​Karaca: Bir rüzgar beni Haliç İskelesi’nden, Kadıköy İskelesine bir yolculuğa çıkardı. Bende bu rüzgara kapılırken çok çaba harcarsınız. Ayrıca çalışmalarımın gün ışığına çıkmasına neden oldu bu güzel ilçe. Her anını doya doya, tadını çıkara çıkara yaşamaya çalışıyorum.

​Akerman: Gençlere ve sanatseverlere mesajınız vardır, aktaralım…

​Karaca: Gençler bizim geleceğimiz. Daha önceleri de belirttim, her etkinlikte söz ederim, onlar benim için yazılmamış bir şiir, bir öykü, bir roman, ortaya çıkarılmamış bir eser. Ben onlara hep başrolleri lâyık gördüm. Oralara hazırlamaya çalıştım, çalışıyorum.

​Öncelikle dayatılan, empoze edilmeye çalışılan sözcüklerden uzak, güzel ve anlamlı sözcükler ve cümleler kullansınlar. Ulaşabildikleri her kitabı okumaya çalışacaklar. Sanat’ın, kültürel-sosyal-bilimsel etkinliklerin içinde yer almaya çaba göstersinler. Görecekler ki, yaşamın içindeki duruşları bile değişecek. Zorluklara, güçlüklere karşı dirençli ve mücadeleci olsunlar. Hiç bir şeye ulaşmak o kadar kolay olmuyor. Çalışmak, sabretmek çok önemli. Onları ülkesine faydalı bireyler olarak yetiştirmek bizlere düşüyor elbette. Onlara rehberlik etmek ve her koşulda yanlarında olmamızı ve desteğimizi hissettirmek onlara güven duygusu kazandırır.

​Sonuçta, önemli olan insanın mutluluğu. Onu hep birlikte yakalamaya çalışmalıyız.

​Ne güzel söylemiş Andre Gide, “Mutluğum başkalarının mutluluğunu arttırmaktır, mutluluğum için başkalarının mutluluğuna muhtacım ben.”

​Akerman: Teşekkür ederim.

​Karaca: Ben teşekkür ederim Tanju ağabey.
…
ÖZGEÇMİŞ: Nusret KARACA
​Sakarya doğumlu. Karagümrük’te başlayan ve Haliç kıyılarında geçen çocukluk ve ilk gençlik yılları… Şimdi Kadıköy’de ikamet ediyor.

​Eyüp Emniyettepe İlkokulu, Eyüp Lisesi, Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü mezunu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans tamamladı.
​Alibeyköy Lisesi, Şişli Ortaokulu, 30 Ağustos İlköğretim Okulu (Erenköy), Göztepe Ortaokulu (İhsan Kurşunoğlu Anadolu Lisesi-görevlendirme), 50. yıl Tahran Lisesi (Göztepe-görevlendirme), Kenan Evren Anadolu Lisesi’nde (Görevlendirme) görev yaptı. Halen İstanbul Kadıköy Lisesi Tarih öğretmeni olarak görev yapıyor.
​Öğretmenliği sırasında çeşitli tiyatro oyunları sahneye koydu. Paneller, söyleşiler, kitap fuarları, şiir dinletileri, sergiler, dia gösterileri gerçekleştirdi.
​Kitap Fuarlarında, kültür merkezleri’nde, ilk, orta ve yüksek eğitim kurumlarında, Öğretmenevleri’nde çok sayıda etkinliğe konuk oldu. TV ve radyo programlarına katıldı, fotoğraf sergileri açtı. 2007 yılında Dünya İzciliği’nin 100. Yılı öğretmen arası fotoğraf yarışmasında 1.lik ödülü aldı. Bazı kitaplarda ve yerel gazetelerde yayın yönetmenliği olarak görev yaptı. Dergiler hazırladı, fanzinler çıkardı, şiir kitapları derledi. Eğitim, Çevre, İnsan, Trafik, Tarih, Gezi konularında makaleleri ve söyleşileri yayımlandı.

​Yazıları, şiirleri, söyleşileri, hakkında yazılanlar; Detay, Eleştiri-Bir-Sanat, Kadıköy Yaşam, Gazete Kadıköy, Haberde Ekspres, Bir Tutam Kadıköy, Bizden, Sen-Ben, Sanat Yaprağı, Türk Dili Dergisi, Güzel Yazılar, Varlık, Günaydın, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet, Tempo, Haliç Edebiyat, Akşam (İnci), Esintiler, Değer Yargısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (550. yıl İstanbul yazıları şiirleri), Elçi Yıllığı, İstanbul Yazıları (Elçi) ve İstanbul Şiirleri (Elçi), Yeditepe İstanbul, Yeni Eğitimin Sesi, Kadıköy’de Eğitim, Öğretmen Anıları (Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü), Kuşakkaya, Moda Burnu, Damla, Bir Demet Şiir, Kadıköy Sanat, Kadıköy Olay, Bizim Gazete, Söz Konukların, Tay, Kar, Tekirdağ Yeni İnan, gibi gazete, fanzin, kitap ve dergilerde yayımlandı.

​Başlıca Yapıtları:

​Bulutların Arasından Öylesine (Şiir)
​Hep Mavidir Düşlerim (Şiir)
​Ben Haliç’in Çocuğuyum (Nehir Şiir)
​Öylesine Eşti ki Rüzgâr (Şiir)
​Senin Yerin Yüreğim (Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’nı anlatan fotoğraflı çocuk şiiri)
​Bir Tadımlık Haliç (Şiir) – (Derleme)

​Hakkında:
a) Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi (Y.K.Y)
b) Türkiye Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi (İhsan Işık)

​Gazete Kadıköy’de muhabir ve Sanat Yaprağı dergisinde yazar olarak görev yapmaktadır.

​Onun İçin Ne Dediler:
​”Yalnız, duygu yüklü şiirler. Çocukluğundan, yaşadıklarından danutmuş mısralarını Karaca” Refik DURBAŞ (1997)

​”İçtenlikli, duygu yüklü şiirler yazıyor.” AYDIN HATİPOĞLU / Bizim Gazete (2006)

​”Yılların değiştirdiği yüzünü sorgulayıp sergiliyor Haliç’in. Yalın bir dil.” BEDRETTİN AYKIN / Güzel Yazılar (2001)

​”Bir aşk yaşarsınız, gün gelir durup nereden nereye dersiniz. İşte Nusret Karaca’nın iki şiirinden…” NAİL GÜRELİ / Milliyet (2006)

​”Karaca’nın şiirlerinde dostluk var.” AKŞAM / İnci (1999)

​”Kağıdın ve kalemin hakkını veren bir güzel insan” NEVZAD SUDİ / Türk Dili (2006)

​”Nusret KARACA şiirini gerçek yaşamın içinde yaşayarak yazmıştır.” MUZAFFER UYGUNER / Türk Dili (1999)

​”Siz farklı bir eğitimcisiniz” YETKİN DİKİNCİLER (2008)

​”Aydınlık-eğitimci, ozan, güzel insan” MEHMET BAŞARAN / Dilim Dilim Anadilim (2003)

​”Sen Haliç’in çocuğusun. Güzel, biz de seni destekleriz.” SALAH BİRSEL (1997)

​”Alçak gönüllü, yaşam tarzı ile yaptığı işleri uyumlaştırmıştır.” SALMAN ALTUNDAL / Gazete Kadıköy (2004)
…
​Yayın Sahibi: Akerman Turizm Basım Yayıncılık Rek.Dağ.Tic.Ltd.Şti. adına Abdullah Akosman
Genel Yayın Yönetmeni: Mikdat ÖZCAN
Yazı İşleri Müdürü: Oğuzhan AKOSMAN
Editör: Yakup SARAÇ
Genel Koordinatör: M. Tanju AKERMAN
​Dergimiz; www.sanatyapragi.com adresinden takip edebilirsiniz.
Önce Vatan Gazetesi aylık sanat ilavesidir.
…..
GÜNCELLENMİŞ BİYOGRAFİ
Google
Nusret Karaca – Biyografya https://share.google/9g9evLlar6i7tuOgR

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın