“Haliç Yazılarımdan Seçkiler”
“İSTANBUL SEMTLERİ ve MAHALLELERİ”
CİBALİ HAKKINDA KISACA
Nusret Karaca

Cibali semti doğusundaki Unkapanı’ndan başlayarak çocukluk, delikanlılık ve ilk olgunluk günlerimin anılarıyla dolu Eyüp
semtine kadar uzanır. Güneyinde Zeyrek,
batısında ise Küçükmustafapaşa bulunur.
Surlarla örtülü tarihi bir şehirdir İstanbul.
Kara surları Ayvansaray’dan Yedikule’ye,
Marmara surları Yedikule’den Marmara sahilleri boyunca ve Haliç surları Ayvansaray’dan Eminönü’ne kadar uzanır.

Haliç’i de çevreleyen surların bugünkü Cibali semtinde bulunan kapısına
Bizans döneminde “Porta Puteae”, ya da ” Porto Del Pozzo” dendiği tarihçiler tarafından söylenir. Hatta
Petrus Gyllıus aynı kapıya “Porto Lubalica” dendiğini belirtir.Bir diğer isim ise”İspigas Kapısı”dır.(Bu adı semtte
18.y.y.’a kadar oturmuş İspanyol kökenli Yahudiler vermiştir.)
İstanbul’un Fethi sonrası semt adı Cibali olunca, kapı da Cibalikapı olarak anılır olmuş.
CEBE ALİ BEY
Rivayetlere göre; Cebe Ali Bey Mısır Sultanı Kavun’una şeyhi olup İstanbul’un Fethi’nde bulunmak üzere Anadolu’ya gelmiştir.
Cebe denmesi’nin nedeni ise sırtında bir at çulu(cebe=zırh)giymesindendir.
Cebe Ali Bey karadan surları yararak şehre girmiştir.

…
Fatih Sultan Mehmet gemilerini karadan Haliç e indirdiğinde Cebe Ali bu gemilere binmemiş yüzlerce müridiyle postlarını denize yayarak Haliç i geçmiş. Osmanlı ordusunda Ekmekçibaşı olarak fetih sırasında fırınından yüz binlerce kişinin ekmek ihtiyacını karşılamıştır.
Şehit düştüğü yer, İstanbul un Haliç kıyısında CİBALİ semti adını ondan almıştır.
…

Bir başka rivayete göre de Emevî Halifesi Mervan Bin Hakem ‘in(684-685)
gönderdiği orduda bulunan Ali bin Ensari’nin Cibali semtinden Müslümanlara üç mahalle kurup bir Cami yaptırdığı ve şehit düştüğü şeklindedir.
Cibali’ye ismini veren Cebe Ali Bey’in Bursa’da subaşılık(×) yaptığı İstanbul Kuşatmasına da Zağanos Paşa’nın sorumluluğundaki Haliç kara surlarında görev aldığı söylenir
Fatih vakfiyelerinde de Haliç’teki bu kapı”Cebe Ali Kapısı” diye geçer.
Bir rivayete Cebe Ali(Cübbeli Ali) adlı şahsiyetin Bizans’a yerleşmiş bir ermiş kişinin öldüğünde şehrin düşeceği inancıyla hürmet gördüğü ve İmparator tarafından her yıl kendisine bir cüppe gönderildiğidir.
…
Cibali semtinde Museviler ve Türklerin yapılarına rastlanır.Yahudhane denilen binalar daha çok gelir amaçlı alanlardı.
1948 yılında İsrail Devleti kurulunca Musevilerin çoğunluğu bölgeden göç ederler.
1950’li yıllarda ise Cibali bekârlar ve avamlar semti olmuştur.
Tulumbacılar; beygir ve araba sürücüleri, gemiciler, kayıkçılar semt meyhanelerinin müdavimleriydi.
Bir ticaret Semti de olan. Cibali ahşap evleri ve dar sokakları ile yangınlardan da çokça etkilenmiştir.(1693,1718,1724,
1756,1782,1833)
CİBALİ ‘de ESERLER
Parmakkapı Mescidi, Aşık Paşa Külliyesi, Gül Camii, Üsküplü Camii, Emir Buhari Tekkesi, Cibali Tütün Fabrikası(Şimdiki Kadir Has Üniversitesi),Ayios Nikolas Rum Ortodoks Kilisesi
CİBALİ KARAKOLU
Sahnelerde uzun bir süre sergilenen ve oynanma rekoru kıran bir eser “Cibali Karakolu”. Muammer Karaca’ya arabasıyla geçerken “Cibali Karakolu” diye selam verenlerden, Mahmut Paşa’da “Cibali Karakolu geliyor!” diye kaçışan seyyar satıcılara kadar…
..
Canlandırdığı Emniyet Amiri Cafer Sabbah’ın şahsiyetine oturmuş bir sanatçıydı Muammer Karaca.Onun gündelik hayatını bile etki altına almış bir eser; “Cibali Karakolu”
Müşerref Hekimoğlu’nun da belirttiği gibi “Muammer Karaca’nın oyunundaki gibidir aslında karakollar. Yani Cibali Karakolu’nun sahneye konuşunda hiç mübalağa yok dönemde memleketteki bütün Karakollar öyleydi. Sahnedeki gibi. Telefon güç çalışır(işler),yazi makinesi hasta, dokuz defa basmadan kâğıda çıkmayan, ömrünü tüketmiş makine. Soba yoktur, akşama kadar mangal üflemekten bütün polislerin burnu ,gözü tutuşurdu.”
…
Cibali Karakolu’nun aslı bir Fransız komedisi. Dilimize “Bir Komiser Geldi” ile çevrilmiş ancak bir aydan fazla tutunamamıştır. Refik Karadağ tarafından uygulanan eser “Cibali Karakolu” adıyla ilk sergilendiği yıl en çok beğenilen eser olmuş. Eserin bu kadar çok sevilmesinin nedenini Muammer Karaca mahalli oluşuna bağlar. “O herhangi bir Türk karakoludur. Halk Joe’yu değil, Ahmet’i Mehmet’i seyretmek ister.” derken oyununun her kısmında halkı ilgilendiren yerler olduğunu, halkın söyleyemediklerinin söylendiğini de vurgulamıştır o yıllarda. Bu eser her oynandığında değişik ve yepyeni esprileriyle de gündemde kalmıştır. Fetih şehitlerinden Cebe Ali Bey’in adını alan Haliç Kıyısındaki Cibali Semti’ndeki Cibali Karakolu halk tarafından hep sevilmiş. Halk Karakolu görünce ya da oraya yolu düşüp gidince hep gülermiş. Semtte kavgaların, gürültülerin yoğun olduğu yıllarda bile hiç değişmemiş.
Şimdilerde… Kaçımız hatırlıyor Muammer Karaca’yı ve oyunu kim bilir?
Yanlış bilmiyorsam 1955 yılından başlayarak uzun bir süre Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sahnelenmiş,1966 yılında filmi yapılmış bir eser.
Filmde Muammer Karaca ,Cüneyt Arkın ve Sevdağ Ferdağ rol almış.
Son olarak yakın zamanda sahneye konulan ve Zihni Göktay ‘ın baş rol oynadığı Cibali Karakolu’nu şehir tiyatroları sahnelerinde izleyemeyenler çok şey kaçırdılar bence.
Bu arada Haliç’in kıyısında Cibali Semtindeki bu tarihi mekân sanki kendi kaderine terk edilmiş halde. Umarız restore olur, kapısı bir müze olarak ziyaretçilere açılır.
…
(×) Subaşı: Ordu Komutanı
(*)Haliç Belediyeler Birliği(Haliç)
,Söyleşilerden notlarım, Haliç semti araştırmalarım,Gezilerim,Tarih sohbetleri
,İ B.B.Kültür A.Ş (Kentim-2003),
Süleyman Faruk Göncüoğlu, Necdet Sakaoğlu, Ümit Meriç, Sümeyra Saraç,
Aysu Uzsayılır Kara, Mehmet Ali Gürsoy, Efsane İstanbul(Seyyar/2007),Tarih Portalı
(Nusret Karaca-İstanbul Hakkında Kısaca-İstanbul Surları),Tiyatro gezilerim. Zihnî Göktay ile sohbetlerim.
…
Cibalikapı Fotoğraf; Aras Neftçi
Cibali Karakolu Fotoğraf: Haliç Belediyeler Birliği Yayını (Haliç)






İlk yorum yapan siz olun