Ümit Gezgin
1 Nisan 2023, Cumartesi
Türlü türlü kitapların yanında onlara bakarken, aynı zamanda yan dükkanlarda da insanlar oturmuş yemek yiyor, kafaları çekiyordu güpegündüz ve Ramazanda… Kitapları tek tek inceliyorum İmge Sahaf‘ta.. O da meyhanelerin, lokantaların arasında kalmış, bizim Bahariye Sanat Galerisi‘nin barların arasında kalması gibi.. Allah’tan kitapseverler var da.. onlar yalnız bırakmıyor kitapları ve sahafı..

Sahafları dolaşıyorum hemen her gün.. Güzel, faydalı kitapları buluyor, hatta bulduğum zaman o gün bitirmeye çalışıyorum.. Eğer bitiremezsen, en kısa sürede kitabı bitirmek için gayret sarfederim.. Hemen her gün yanımda üç beş kitap taşırım ve yine her gün de bir iki kitap daha alırım… Kitapları çok severim.. Hüseyin Rahmi gibi, Ahmet Rasim, Ahmet Mithat Efendi gibi.. Bunların bütün hayatları kitap okumakla ve yazmakla geçti.. En başta da kitapları çok severlerdi…

İyi ki kitaplar var, diyorum.. Kimse kitapları Asaf Halet Çelebi kadar sevemez.. Bu usta yazar, öyle kitaplara tutkun bir kitap kurdudur ki.. kütüphaneye memur olarak çalışmak ideali olmuş, sonunda da başarmış.. Hayatı kitapların arasında geçmiş bir kitap kurdu… Kitaplar konusunda büyük hassasiyeti olanlardan biri de yine Salah Birsel‘dir.. O da yazmadan önce onlarca kitap üzerinde zıp zıp zıplar.. Bütün kitapları okur, notlar alır.. düşünür, taşınır ve ancak ondan sonra yazmaya başlarmış…

Sait Faik’ten İnci Aral’a.. Cüneyt Arcayürek’ten Sabahattin Eyüboğlu ve Salah Birsel’e yine Sabahattin Kudretli Aksal’a kadar sevdiğim yazarların kitaplarını bulurum sahaflarda.. Sahaflar bu yüzden benim için vazgeçilmez kitap mekanlarıdır.. İmge Sahaf‘a sık sık uğrarım.. Kitapların hepsini karıştırırım..bu bana mutluluk ve keyif verir… Kitapsız bir günüm geçmez.. Okumak, yazmak ve çizmek vazgeçilmez uğraşlarımdandır.. Özellikle okumak… Okumak olmadan ne yazmak olabilir ne de çizmek…

Kitaplara baktım, daha sonra kalabalığın içinden sıyrılmaya çalışarak Kadıköy sahile yakın, tarihi iskeleyi gören Starbucks kafeye gittim.. hem oturacak, hem de yeni aldığım kitapları inceleyecek, aksayan, kopuk.. tarafları varsa, silip temizleyecek, yapıştıracaktım…

Karşımda eşsiz bulut kümesi, tarihi beyaz iskele..gidip gelen insan kalabalığı.. birikenler kaldırımlarda.. bakımsız ağaçlar ve restorasyonu bir türlü bitirilemeyen tarihi yapılar.. sonra direkler.. anlamsız bir sürü direk… Bozuk kaldırımların üstünde hızlı adımlarla yürüyen gençler, yaşlılar, kadınlar, erkekler… bir köşede.. simitçi, kestaneci…

Yürümeyi severim.. durmadan yürüyorum her gün.. insanları seyrederek, çevreye, ağaçlara, tarihi yapılara.. Ziverbey‘deki tiyatro heykellerine, tarihi beyaz köşklere.. bakarak yürüyorum.. Bugün de durmadan yürüdüm.. resim kağıtlarım bitmişti.. okula uğrayıp, depremzedeler için sergi organize edilmişti onun için resim ayarladım.. Sonra çıkıp Kadıköy’e doğru yürümeye başladım.. Güzel bir güneş vardı.. Ziverbey’deki tiyatro heykeli güneş altında parlıyordu…






İlk yorum yapan siz olun