Ümit Gezgin
Yağmur yağıyor kaldırımlara ve apartmanların minik bahçelerindeki ağaçların sararmış yaprakları bana kışa özgü güzellikler olarak görünüyor… Buna karşıt, dikkat etmek gerekiyor kaldırımlarda yürürken.. yolda zaten yürüyemiyoruz araçların suları fışkırtmasından.. kaldırım taşları da beş benzemez.. çoğu düzensiz, kırık, parçalanmış ve araları yağmur sularıyla dolmuş.. çamurlaşıp, vıcık vıcık olmuş vaziyette…


Evden çıktığımda aşağılara, Fuat Paşa Caddesi’nin ucuna doğru yürüdüm ve köşedeki kuaförün içinde kadınların saçlarını yaptırdıklarını gördüm.. köşede de bir banka vardı.. içinde çalışanlar kendi işlerine gömülmüş.. güvenlik görevlisi de yağmurdan dolayı içeriye kaçmıştı… Türlü ağaç dal ve yaprakları yağmurun ve rüzgarın şiddetinden eğiliyor, bükülüyor, dağılıyor ve kırılıyordu…


Yağmurda, bu sefer şemsiyeyle yürüyorum.. marinanın köşesinden ilerledim ve ağaçlıklı alan, Sadun Oda Boro ve de kedi heykel topluluğu önünden geçerken, onların asfalt yola düşen gölgelerine de bakıyorum.. bulutlar oynuyor, gri bulutlar güneye doğru yol alışta.. kestane, ıhlamur ağaçları yola uzanmış, yapraklar dökülmekte.. insanlar var şemsiyeli, şemsiyesiz önlerine bakarak yürüyorlar…


Gölgeler aleminde ilerliyorum.. bozuk kaldırımlarda ekilmiş ağaçlar sararmış, turunculaşmış yapraklarıyla bir başka güzel.. ilahi bir uyum ve güzellik sahibi ağaçlara tezat kaldırım taşları bozuk, asfaltlar yağmur suyu dolu.. ama onun bile bir güzelliği var.. birikmiş sulara ağaçların, gri binaların, pencerelerin gölgeleri vuruyor…


Yağmurlu havaların bir özelliği ve de güzelliği, insanlar el ayak çekiyorlar doğadan, şehirden, deniz kıyılarından ve buralar, martılara, kargalara, köpeklere kalıyor.. kedileri pek göremiyorsunuz ortalıkta.. bir yerlere sığınıyorlar onlar, akıllı varlıklar… Kalamış Parkı, parkın çimenlerine dağılmış, sararmış ve kül rengi yapraklarla dolu…


Parkın içinde, ortalarına doğru, daha düzenli parke taşlarının üstünde, özgün ve estetik Aslı Nemutlu’nun heykeli var. Prof. Neslihan Pala’nın yaptığı heykel, talihsiz bir kaza sonucu vefat eden genç kayakçı Aslı Nemutlu’nun… Her zaman oralardan geçerken dikkatle bakarım heykele.. ve içimden güzel, başarılı, özgün ve kalıcı, dahası genç heykeltraşlara da örnek olabilecek heykeller ve heykeltraşlar var, derim.. Tankut Öktem’in başarısız heykelleri nasıl estetik algımızı bozuyorsa, başarılı heykellerden biri olan Aslı Nemutlu heykeli de bize heykel ve estetik konusunda olumlu mesajlar veriyor, sanat konusunda bizleri yüreklendiriyor… Heykelin çevresindeki bazı parke taşların çökmüş olması beni biraz üzdü… Belediyenin daha kaldırım, yol, güzergah yapamamasını neyle açıklamak gerekiyor?..


İlerledim park kenarından.. yağmurlar da iyisinden yağıyordu gökyüzünden.. ağaçlar ferahlıyor, yollar su doluyor, parklardaki heykeller temizleniyordu… Ressam Osman Hamdi’nin heykeli de devlet adamı şeklinde yapılmış.. koca, absürt bir koltuğa, kıytırık bir kaide üzerine oturtulmuş.. eline de kanun kitabı verilmiş… Sanki Osman Hamdi ressam değil de devlet adamı gibi gösterilmiş.. yani doğru bir heykel değil.. heykeltraş olayı çözümleyememiş…

Giderken yolda sadece çevreyi, yağmuru değil, aynı zamanda çizeceğim resimleri, özellikle onları düşünüyordum.. yazı sonra geliyordu bende.. ilerde bir inşaat vardı.. nerede inşaat yoktu ki.. şantiyeye dönüşmüştü bütün her yer… İnşaat, bina, apartman yapımı iyi kar da bırakan bir alan.. o yüzden malını mülkünü satan, farklı iş sahalarını terkedip inşaatçılığına soyunan bir sürü insan da vardı…






İlk yorum yapan siz olun