- Ümit Gezgin
Ahmet Muhip Dranas’ın “Kar” şiiri aklıma gelir, özellikle kar yağdığı zamanlar.. belki de kar yağışını düşünerek geçmiştim karşıya.. oraya geçmeden önce ağır adımlarla dışarıya çıkmış ve sulu sepkene tutularak resim çizmek için mahallemizdeki Kahve Dünyası’na oturayım da bir latte denilen sütlü kahveden içeyim, diye düşünürken, karşı sıradaki Aslı Börek’in de bugün için, elektrikleri kesik olduğu için kapalı olduğunu gördüm… İnsanlar da ışıklarda durmuş, karşı, Antikacı ve Aktar’ın bulunduğu yere doğru geçmeye çalışıyorlar, sabırsız hareketlerle trafik lambalarının yanmasını bekliyorlardı…

Aklıma geldi Ahmet Muhip Dranas’ın Kar şiiri:
“Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.”

Baktım pencereden kar yağıyor şehrin sokaklarına lapa lapa.. hava iyisinden soğudu.. ben de bir an önce geldim eve ve gördüm ki köpek dışarı çıkmak için heyecanlı heyecanlı dolaşıyor.. çıkarın şu hayvanı dışarıya.. dedim… Bir yandan da internetten Newyork’ta 5 Ocak’ta yağan karlı cadde ve sokakları izliyorum.. diğer yandan televizyonda bir Yunan filmi.. ama bunlar Amerika’ya yerleşmiş Yunanlılar.. kendi kültürel kimliklerinin mücadelesini veriyorlar.. filmin konusu sanıyorum bu…

Evde temizlik vardı.. hafif bir kahvaltıdan sonra dışarıya fırladım.. yolların, kaldırımların ne kadar düzensiz ve özensiz olduğunu bildiğim için dikkatli olmaya, yürürken genellikle resim çizmemeye çalışıyor.. medeniyetin ilk önce kaldırım ve yollarda, ışıklarda, parklarda.. kısacası kamusal alanlarda kendini gösterdiğini.. bu alanda geri kaldığımızı bilerek adımlarımı temkinli atıyorum…

Her gün aynı yerleri dolaşıyormuş ve hep aynı yerleri farklı şekillerde çiziyormuşum gibi geliyor bana.. zaten sanat da bir anlamda böyle bir şeydir.. insan farklı mekanlarda yaşamaz.. aynı mekan içinde yaşar.. önemli olan o mekanı güzelleştirmektir.. bakın bir göktaşı da dünyaya doğru geliyormuş.. kimsenin haberi yok.. belki çarpma ihtimali bile belirmiş ve bilim insanları şaşkınlıklarını televizyon ekranlarında bile gizleyemiyorlarmış ve onlar da şüpheye ve endişeye düşmüşler.. çarpmaması gereken göktaşı rota değiştirmiş çünkü…



Yukarıya, ışıkları geçerek çıktım.. daha öncesinde Kahve Dünyası’na oturayım, dedim ama.. mümkün değil.. oturacak yer yok.. Aslı Börek’teki elektrik tamiratından dolayı, oranın kapalı olması, burayı iyisinden şişirmiş.. gelen geçen oturmuş lak lak ediyor.. telefonlarına bakıyor.. zaten insanlar telefonlarına bakmaktan başka bir şey yapmıyorlar…

Kar yağacak, yoğunlaşacak.. dallara, sokaklara, pencere kenarlarıyla damlara.. dolduracak her tarafı kalın bir örtü olarak kar.. diyorum içimden.. bir yandan da hem yürüyor ve hem de fotoğraf çekiyorum.. Selamiçeşme’ye.. bir zamanlar oturduğumuz sokağın yanında, Tarihi Çeşme’nin bulunduğu yerdeki Mado’ya uğradım ve hem orda çay içtim ve hem de resim yaptım.. yaptığım resimlere de özenerek baktım…


Sonra tekrar kalktım ve sulu sepken altında Feneryolu’na doğru yürüdüm de yürüdüm.. Potlaç Kadın Kooperatifi Kafe’nin bulunduğu yerden geçerken, içerisinin tepeleme yaşlı kadılarla dolu olduğunu gördüm..bir yandan da durmadan fotoğraf çekiyordum.. sonradan resim çizerim, diye.. bazen fotoğraflara bakıyorum.. bazen yollara, binalara, güzel manzaralara…




Bir kedi bir bankta büzülmüş oturuyordu.. hava soğuktu ve insanlar telaş içinde oraya buraya koşturup duruyorlardı… ağaçlar geniş kaldırımda serpilmiş, Ege’ye özgü palmiyeler de apartman boyuna ulaşmıştı.. kaldırım taşları daha büyük ve sağlam yapılsaydı.. böyle kırık dökük kaldırımlar olmazdı… Gölgeleri insanların ıslak kaldırımlarda.. ağaçların dalları, yaprakları, gövdeleri yine yağmurla birlikte uzandıkça uzanıyor kaldırımlara, insanların üstlerine ve diğer nesnelere.. Bağdat Caddesi trafiği bu yağmurlu karlı günlerde doldukça doluyor ve tıkandıkça tıkanıyor.. ben de hiç değilse trenle gideyim Sirkeci’ye, oradan, Hakikat Kırtasiye’den boya ve resim defteri alayım diyorum.. Feneryolu Sitesi’ne çıkarken iki sevimli kedinin köşede uyuduklarını görüyorum yağmur altında…






İlk yorum yapan siz olun