Ümit Gezgin
Kış ve sanat ilişkisi üzerine düşünüyorum son zamanlarda.. kış ayı ilkbahardan farklı mesela.. kendine özgü dinamizmi, kendine özgü yapısı, özelliği, şiirselliği var.. soğuğu, karı, yağmuru bir hüznü de çağrıştırıyor belleğimde.. resimlerimde de çoğu kere kar, yağmur damlalarıyla birlikte örgülenmiş pasajlar oluşturmaya çalışıyorum…

Kış, aynı zamanda yavaşlığın da mevsimi olarak belirginlik kazanır.. kış doğayı soyutlar.. ağaçlar, yollar, binalar.. başka bir görsel kimliğe bürünür.. insanlar da kaybolur durmadan yağan kar altında.. sadece kar değil, aynı zamanda yağmur da doğayı, şehri, ağaçları ve yolları değiştirir.. başka bir gerçekliğe dönüştürür her şeyi…

Kış ışığı başkadır.. yaz ışığına benzemez.. gölgeler daha uzundur kışın.. karların altında bakmışsın ağaçların, insanların gölgeleri karşı kaldırıma çıkmış.. keskindir kış ışığı.. sonra her memleketin kışı, ışığı ve yaşantısı da başkadır.. doğal olarak kış müziği de başkalık arzeder…

Kış, Divan edebiyatında ayrılık anlamına gelmektedir.. ama Halk edebiyatında kış kavramı birliktelik anlamlarına gelmektedir.. bakıldığında minyatürlerde ise kış pek ortalıkta görünmez.. her sanat dalının kışa bakışı da farklıdır.. hatta fotoğrafta bile kış manzarayı kadraja alana göre değiştirir…

Kar lapa lapa yağarken dışarıya çıktım.. çocuğunu kar yağışında iten karı kocayı görmüştüm.. onlar da evde sıkılmış, kar yağışını görünce kendilerini dışarıya atmışlardı…

Işıklar yanıyor, tane tane yağıyor gözlerimin önünde.. kuşlar nerde diyorum içimden.. kuytularda saklanıyorlardı mutlaka.. kar yağıyordu.. akşam alacası bir gün.. gökyüzü griliğine bakıyorum.. grilik dökülüyor aşağılara, ağaç dallarına, kurumuş yaprak üstlerine doğru…






İlk yorum yapan siz olun