İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Parça parça güneş ışığı yollardaydı…

Ümit Gezgin

Yazdan kalma bir gündü Ocak ayının yedisi.. şaşırıyordu bazıları.. nasıl olur böyle, diyordu.. sanki deniz mevsimi.. Suadiye’den, sahilden denize girenler var, diyenler vardı.. korona zamanlarında vefat etmiş Mimar Sabri diye bir arkadaşımız vardı, o yaz kış adalar arası yüzerdi.. kar yağarken adalardan denize girer, karşı adaya yüzerdi.. böyle insanlar vardı.. sahil kısmına indiğimde ben de denize giren yaşlıları görüyordum…

Güneş mavi gökyüzünde, az beyaz bulutların arasında geziniyor, zaman zaman da parçaları yollara, ağaçlara, apartmanlara dağılıyor, yayılıyordu.. arabalara bakıyordum, onların da üstünde başında ışık parçacıkları vardı.. trafik ışıklarında duranların daha fazla ışığı gördüğü ortaya çıkıyordu.. kimse güneşin ve gölgelerin farkında değildi.. çünkü güneş varsa, gölge de vardı ve bu estetik bir gerçeklik oluşturuyordu… Bulutlar tel tel açılmış.. yol boyunca sıralanan ağaçlara bakıyorum.. araçlar önümde uzanıyor, elektrik direkleri keza…

Bazı binalar kübikti..elektrik direklerinden sarkan ve sallanan teller beşikler gibi duruyordu mavi gökyüzünde.. bazı ağaçların yeşilliğini koruduğunu görüyordum.. trafik de azmıştı.. akşam alacası olduğu içindi belki bu.. insanlar işlerinden dönüyorlardı.. evlerine gideceklerdi, bazıları köprüyü geçerek karşıya gececeklerdi..binaların küskün bakışlarını da görüyordum.. sarı, mavi, yeşil yüzlü bakışları vardı binaların…

Güneş ışığı caddeyi boydan boya kesmiş vaziyetteydi.. bir köşede durup resmini çizmek istedim manzaranın.. doğa manzaraları artık yoktu, bunun yerine şehir manzaraları artık ressamın ana konusu haline gelmiş durumdadır.. binalar gri, sarı, kahverengi renkleriyle birbirine benziyordu…

Tarihi çeşme ve tarihi cami vardı ilerde.. ağaçlar yükseliyor ve güneş ışıkları da karşıdaki apartmanların yüzeylerine vuruyordu.. parlak bulutlar dağılıyordu gökyüzü maviliği içinde.. yollar bozuktu, araçlar da ağır ağır ilerliyordu ve sallanıyordu bu ağırlık içinde…

Yol kesilmiş, ağaçlar o kesik yolların üzerine de dikilmişti.. yeniydi ve taze, fidan niteliğindeki ağaçlardı bunlar.. çiçekleri kurumuş, dalları uzamıştı.. yıkılan binalar vardı, elektrik direkleri akşamları yanıyor, park etmiş araçlar var.. motorlu insanlar sorumsuzca hız yapıyor.. kaldırımda sağa sola bakarak ve telefonla konuşarak yürüyen kadınlı erkekli insanlar var.. simitçiler var belli noktalarda.. yeme içme dükkanları dolu.. berber ve kuaför dükkanları da görüyorum…

Ara sokaklarda yol daralıyor, fakat ağaçlar ve binalar yükseliyordu.. kaldırımlar da daralıyordu buralarda.. yıkılan ve yeni yapılmaya başlanmış binalar da vardı.. bulutlar aşağıya doğru inmişti.. bulutların ardında güneş görünüyordu parçalı.. trafik bu ara yollarda da sıkışıktı.. binbirine benzer binalar, yollar, kaldırımlar ve araçlar can sıkıntısı yaratıyordu.. insandaki yaşama heyecanını elinden alıyordu.. aynı kafeler, aynı renk ve biçim elbise giyen insanlar.. birbirine benzer tipler, ağaçlar ve kaldırımlar…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin