Ümit Gezgin
Altıyol’da duruyorum, tramvay ilerliyor kırmızı.. içi kalabalık ve gözler büyümüş dışarıya doğru bakıyorlar.. bir sürü insan var, genç insan var ve kadınlı erkekli kalabalık hızla yürüyüşe çıkmış gibi bir yerlere doğru gidiyor.. sanki onlar da nereye gittiklerini tam bilmiyorlar…





Kilise var yokuşu çıkarken ve öğrenci olduğu belli öğrenciler bir zamanlar küçük küçük havuzların olduğu alanda oturuyorlar ve çevreyi gözlüyorlar.. gözlerini şenlendiriyor ve kendilerini dinlendiriyorlar.. gökyüzü maviliği arttıkça artıyor.. ağaçların yeşillikleri iyisinden ortaya çıkmış.. reklam tabelalarının parlak renkli ışıkları kaldırımlara, trafiğe kapalı caddeyi kaplıyor… Yollar boş gibi.. araçlar tek tük merkeze inen yolda.. insanlar kaybolmuş ve bulutlar da denizlerin üstüne inmiş gibi duruyor… Dershaneler sokağına girdim, kalabalık artıyordu… Ara sokaklar, ara sokaklar… Çeşme durağı ve mavi minibüsler geliyor, orada yolcuları indiriyorlar ve sonra da ilerliyor, sahile iniyor mavi minibüsler…



Sahile indim.. araçlar geniş kaldırım kenarlarında bekliyor.. köylü kılıklı, saçı sakalı uzamış, küskün bakışlı ve yüz çizgileri derinleşmiş insanlar, kamburları çıkmış ağır adımlarla ilerliyorlar.. ilerde eski hal binasını görüyorum.. bir türlü bitirilemeyen restorasyonla öyle çevrili çitler içinde durup duruyor, daha fazla çürüyor… Kocaman güneş, gözleri gittikçe büyüyerek yola, kaldırımlara ve insanlara, sonra binalara, dünyaya egemen, bir abi gibi mavilikte duruyordu… Tarihi bina mahzun öyle bekliyor kaderini…






İlk yorum yapan siz olun