Ümit Gezgin
Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nda, her ayın ilk haftasında olduğu gibi, bu pazar da kahvaltılı söyleşi programı vardı.. oraya katılacaktım.. bu ayki konuk değerli bir doktor ve araştırmacıydı.. Kayseri, Uzunyayla Çerkeslerinden Göz Doktoru: Dr. Yakup Temel, aynı zamanda değerli de bir araştırmacıydı…

Ben de Çerkes asıllı olmama rağmen, maalesef Çerkesce bilmiyordum.. çünkü annem bilmiyordu.. babam da pek Çerkesçe konuşmazdı.. babanem annemin öğrenmesi için çaba sarfetmiş, hatta Biga’da birlikte oturdukları zaman dilimi içinde babamla sürekli Çerkesçe konuşurmuş.. fakat annemin öğrenmesi, birkaç kelime ve cümle dışında pek mümkün olmamış.. annemin Çerkesçe öğrenememesinin sebebi de, dedemin ikinci eşinin Çerkes asıllı olmaması…

Dr. Yakup Temel çok güzel ve anlamlı bir konuşma gerçekleştirdi.. Kayseri Uzunyayla’nın önemli bir Çerkes yerleşim alanlarından biri olduğu söyleniyor.. şimdilerde, yani modern dönemde köyler dağılmaya, hatta bazı evler çökmeye başlamış.. kültür de unutulmaya yüz tutmuş, genç nesil Çerkes kültürünü de takip etmemeye başlamış.. modernleşmişler ve yeni nesil global anlamda birbirine benzer olmuş…

Yakup Temel’in kitabının adı Harimole’ydı.. kitabı girişte satın aldım ve söyleşi bittikten sonra da oğlum adına imzalattım.. okusun, geleneği ve bir doktorun gözüyle Çerkes kültürünün detaylarını bir parça öğrensin, diye… Yakup Temel, konuşmasında samimi ve içten bir şekilde, kitabından alıntılarla Uzunyayla’nın bir zamanki, yani eski zamanlarındaki Çerkes geleneklerini anlatıyordu.. kendisi de yaşamıştı bunların çoğunu.. çocukluk zamanları oralarda geçmişti çünkü…

Uzunyayla’nın dağını, taşını, deresini, köprüsünü, tarlasını anlatıyordu Temel.. aynı zamanda orada bir zamanlar yaşamış değerli insanların yaşam biçimlerini, çalışkanlıklarını, dinamik yapılarını, durmadan koşturmalarını ve insanlara hizmetini de anlatıyordu.. bu insanların kadın veya erkek Çerkes geleneklerini ne kadar samimiyetle sürdürdüklerini.. en önemlisi köklü bir dil olan Çerkesçeyi de konuşarak, o dönem gençliğinin de öğrenmesine vesile olduklarını anlatıyordu anlaşılır bil dille…

Kafkasya’dan, Rusya’nın baskısıyla soykırım ve sürgüne tabi tutulan Çerkesler, 1850’li yıllardan sonra ve kesin olarak da 1864 yılından başlayarak kafileler halinde, çoğu da Karadeniz’in hırçın dalgalarında boğularak şehit oluyor ve ancak yarısına yakını Osmanlı topraklarına ulaşabiliyordu.. işte onlardan bir bölüğü de Kayseri’nin Uzunyayla bölgesine yerleştiriliyor.. kendi geleneklerini, kültürlerini ve dillerini de bugüne kadar korumuşlar, paylaşmışlar, yeni nesillere aktırmışlar.. ama artık o devamlılık da tehlikede anlaşılan…

Anne tarafından Çerkes olan Dr. Alp Özeren hocayı da çağırmıştım konuşmaya ama.. o geç kalmış konuşmaya yetişememişti.. Yakup Temel’e sorular soracak ve belki kendi kökleri ve kişisel tarihi ile ilgili önemli bilgiler öğrenecekti.. başka bir söyleşiye kalmıştı artık…

Aynı zamanda Göz Doktoru da olduğu için Dr. Yakup Temel, göz ile ilgili bilgiler de verdi.. bizleri gerçekten aydınlattı.. göz hastalıklarına, göz sağlığına ve gözün korunmasına dair önemli açıklamalar ve değerlendirmeler de yaptı.. kendisine gerek Kafkas, Çerkes kültürü ve Uzunyayla ile ilgili sorduğumuz sorulara, gerekse de göz ile ilgili sorduğumuz sorulara yalın ve anlaşılır bir dille cevaplar verdi.. kendisine teşekkür ettik…
Konuşma ve soruların bitiminden sonra hep birlikte fotoğraflar çekildik.. bir dahaki söyleşide, söyleşiyi düzenleyen, bütün bunlara önayak olan ve Şeyh Şamil Vakfı’nın başkanı Cengiz Gül abimize de buradan teşekkürler ediyorum…






İlk yorum yapan siz olun