İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

​Haliç Yazılarımdan Seçkiler: ALİBEYKÖY HAKKINDA KISACA

​Nusret Karaca

(Semt/Tarih Araştırmaları – Arşiv ve Notlarımdan)

​Bugün yine birkaç görüntü ve birkaç satırla, bu sayfada nostalji rüzgarları essin istedim. Ellerim kitaplığımın rafları arasına uzanıverdi; arşivimde daha önce paylaştığım yazılar: Eyüpsultan, Alibeyköy, Silahtarağa…
​Beni besleyen Haliç kıyıları… Bir insanı besleyen damarların içinden akan o derin duygunun adıdır vefa. Onu alabildiysen, dağıtabilirsin. Dalıp gidiyorum zaman içinde bir yolculuğa ve eski notlarımın arasından yalnızca birkaç fotoğrafı çekip çıkarıyorum.
​İşte o notlar eşliğinde kısaca Alibeyköy:

​Tarihsel Kökenler ve İsim Yolculuğu
​Antik Dönem:
Alibeyköy’ün Bizans dönemindeki adı “Inot” idi. Bölgede M.Ö. 2. yüzyıla ait mermer kalıntılar bulunmuştur ve bu eserler günümüzde Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
​Osmanlı Dönemi: Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra, Akıncı Uç Beyi (Karesioğlu Evrenos Gazi’nin oğlu) Ali Bey’e verilen bu bölgede bir çiftlik kurulur. O günden sonra bölge “Alibeyköy” adıyla anılmaya başlar.

​Su ve Coğrafya: 11. yüzyılda Haliç, tüm İstanbul için bir su deposu vazifesi görmüştür. Keçe Deresi üzerinde kurulan Alibeyköy, Eyüp’e 4.5 km mesafedeki Alibey Deresi ile Haliç’e bağlanır.

​Seyyahların Gözünden Alibeyköy

​İnciciyan der ki: “Alibeyköy, Haliç’in nihayetinde, Haliç’e dökülen ve Alibey Deresi (eski adı: Cidarus/Kidarus) adını taşıyan çayın kenarında meskûn bir köydür.”
​Sarraf Hovannesyan notlarında Alibey Deresi üzerindeki meşhur Fil Köprüsü’nden bahsederken; Evliya Çelebi 17. yüzyılda burayı “kırk elli haneli, seksen çınar ağaçlı bir köy” olarak tarif eder.
​Tarımdan Sanayiye Değişim
​Zengin toprakları sayesinde Alibeyköy, uzun yıllar bir tarım ve hayvancılık merkezi olmuştur. Osmanlı askerleri bu bölgeyi mesire yeri olarak kullanırken, atları da bereketli çayırlarda beslenirmiş.

​Mısır Kültürü: Köyün iç kısımlarında, Keçe Deresi boyunca satılan süt mısırları o kadar meşhurmuş ki İstanbul’un en uzak semtlerinden bile buraya mısır yemeye gelinirmiş.

​Silahtarağa: Osmanlı’nın son dönemlerinde araziler paşalar arasında pay edilmiş; büyük bir bölümü III. Selim’in silahtarı Silahtar Abdullah Ağa’ya verilmiştir. Silahtarağa semti, adını Abdullah Ağa’dan almaktadır.
​Sanayileşme: Bölgedeki Silahtarağa Elektrik Santrali uzun yıllar kentin elektrik ihtiyacını karşılamış, bu da bölgede sanayileşmeyi tetiklemiştir. Bugün bu alan Santralistanbul ve Bilgi Üniversitesi’ne ev sahipliği yapmaktadır.
​Günümüz Alibeyköy’ü
​1950’li yıllardan itibaren hızlanan iç göçle birlikte Alibeyköy’ün çayırları ve otlakları önemini yitirmiş; bölge yoğun bir yerleşim alanına dönüşmüştür. Emniyettepe ve Güzeltepe gibi mahallelerin yükseldiği bu coğrafya; günümüzde yeni ulaşım ağları, modern yapıları ve hızla değişen nüfus yapısıyla büyük bir dönüşüm yaşamaya devam ediyor.

​Kaynakça ve Notlar:
​(x) Silahtar Abdullah Ağa: 1209/1783 – III. Selim’in silahtarıdır. (Kaynak: 18. yy Osmanlı Tekke Listeleri – Kentim/İST)
​(*) Kaynaklar: Kentim İstanbul (İBB Kültür A.Ş.), Eyüp Belediyesi 2005 / A. Hami Atman (Siyah-beyaz fotoğraflar), Haliç Notlarım (Sözlü tarih çalışmaları), Nusret Karaca Arşivi (2000 yılı renkli fotoğrafları-Cadde), Haliç Belediyeler Birliği, Alibeyköy Sakinleri Sayfası.(Alibeyköy’e Hoş Geldiniz Fotoğrafı) ‎

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir