İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şubat Ayında Bir Film Daha: CHOPİN, CHOPİN!

​Nusret Karaca

​“Sanat, hayatın çölünde bağrı yananlar için bir vahadır,” der Alman filozof Arthur Schopenhauer. Mimari, heykel, resim, müzik, edebiyat ve dans gibi altı estetik dalın ardından gelen yedinci sanat dalı sinema; Amerikalı film eleştirmeni,senaryo yazarı Robert Ebert’in deyimiyle, “Başka bir insanın hayatına girip onun ne hissettiğini anlamanızı sağlayan bir empati makinesidir.”
​Bu sezon vizyona giren filmlere bilet almamıza bazen hiç fırsat kalmıyor; biletler aniden telefonumuza düşüveriyor. Yine öyle oldu. Kızımız Selin sayesinde, 19. yüzyılın en önemli romantik dönem bestecilerinden ve virtüöz piyanistlerinden Frédéric Chopin’in (1810-1849) yaşamını konu alan “Chopin, Chopin!” filmi için 26 Şubat 2026 Çarşamba günü eşimle sinemadayız.
​…
​Türkiye’de 20 Şubat 2026’da vizyona giren ve bazı yerlerde “Chopin, Paris’te Bir Sonat” adıyla da anılan 2025 yapımı bu film, efsanevi Polonyalı sanatçının hayatını enerjik ve modern bir bakış açısıyla ele alıyor. Film, klasik ve ağır ilerleyen dönem filmlerinden farklı olarak, Chopin’i bir yıldız gibi konumlandırıyor; onun enerjisini, nevrozlarını ve dehasını ön plana çıkarıyor.
​Yönetmenliğini Michał Kwieciński’nin üstlendiği yapımda, Chopin’in Paris yıllarına, iç dünyasındaki sanatsal krizlere ve sağlık sorunlarıyla mücadelesine tanık oluyoruz. Paris yüksek sosyetesindeki yükselişi,
Mrysia (Maria Wodzińska) ile nişanlanması
(filmde öyle tasvir ediliyor) ve ünlü Fransız yazar George Sand ile yaşadığı o fırtınalı, tutkulu aşk hikayesi filmin merkezinde yer alıyor. Verem hastalığının pençesindeyken yarattığı ölümsüz eserlerin arkasındaki psikolojik baskı, izleyiciyi.derinden etkileyen
alışılagelmişin dışında bir biyografi.

​Filmin oyuncu kadrosu ise tam bir yıldızlar geçidi:
​Eryk Kulm Jr.: Frédéric Chopin
​Joséphine de La Baume: George Sand
​Victor Meutelet: Ferenc Liszt
​Lambert Wilson: Kral Louis Philippe
​Maja Ostaszewska: Justyna Krzyżanowska (Anne)
​Filmin satır aralarında dolaşırken,şimdi kütüphanemdeki 1998 baskısı Altın Klasikler Koleksiyonu’na göz atıyorum. 1818 Şubat’ında, Varşova’da çıkan bir edebiyat dergisinde sekiz yaşındaki dahi çocuk Chopin için şu satırlar yazılmış: “Bizim ülkemizde de dahiler dünyaya geliyor, ama ne yazık ki duyurmasını bilmediğimiz için tanınmıyorlar.”
​Chopin, “Zaman en iyi yargıç, sabır ise bir öğretmendir,” demiştir. Zaman onu dünyanın en büyük sanatçılarından biri olarak tescilledi. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan ise sinemayı şöyle tarif eder: “Bir film izlediğinizde, başka birinin hayatını iki saatliğine ödünç alırsınız.”
​Bugün tam da öyle oldu. Hatta altı dakika da fazlası var… Sinema salonundan, bir dehanın acılarını ve notalarını yüreğimizde taşıyarak ayrılıyoruz.

Şimdi; izlediğimiz sahnelerden ve hem film, hem de Chopin hakkında edindiğimiz ek bilgilerden birkaç satır yazmadan geçmek olmazdı.
Ben de öyle yaptım.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir