Ümit Gezgin
Gerçekliğin reddi olarak karşımıza soyut sanat çıkmaktadır.. kolay değildir elbet.. doğada var olan gerçek nesneleri anlatmak yerine başka alanlara sapma adı olarak da soyut sanata yönelmek.. ama her sanatçı soyuta yönelemez.. hatta bazı sanatçılar figürü yapamayanlar soyuta sapıyor, diye soyutu eleştirmişlerdir…

Soyut başlangıçta yoktur.. öğretinim temeli soyuta değil, somuta dayalıdır çünkü.. gördüğünü çizme kültürü şekillendirir resim sanatını.. zaman içinde soyut gelişir.. bu aynı zamanda fikrin olgunlaşması, düşüncelerin şekillenmesiyle de ilgilidir.. düşünceler şekillenmeden, fikir olgunlaşmadan, estetik tam kıvama gelmeden ressam soyuta geçemez.. soyut yaptım oldu, kabilinden bir şey değildir çünkü…

Soyut sanat gerçekliğin reddi üzerine kuruludur bir anlamda.. gerçeklik algısı sanatçının reddettiği bir olgudur.. aslında ağaç, gökyüzü, bulut yoktur demek istemektedir ressam.. soyut resim yaparak, gerçekliği aştığını düşünür ressam.. ve belki de böylece gerçekliğe, saf gerçekliğe ulaşacağını düşünüyor soyut ressam…

Soyut çalışmalarda sanatçı sadece esere yönelir.. temsili resimde ise, çizilecek, yapılacak nesne önemlidir ve onu benzetmeye, en azından yorumlamaya çalışır.. ama soyutun böyle bir kaygısı yoktur.. Wassily Kandinsky, doğadaki dinamik kuvvetlerle uğraşarak madde hakkında bilgimizi artıran bilimin yanında, sanatın görsel dünyanın ardındaki ruhsal güçleri göstermesi gerektiğine inanıyor ve bunun için de soyut sanata yöneliyordu.. soyut, bir şeyden bahsetmiyor, gerçekliğin özüne iniyordu.. çünkü gerçeklik soyut bir şeydi…






İlk yorum yapan siz olun