İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kedi köpeğe bakıyordu.. köpek uzaklara…

Ümit Gezgin

Kedi köpeğe bakıyordu.. ve köpek uzaklara.. heykeltraş öyle bir heykel yapmıştı Fenerbahçe dört yol ağzına.. hemen köşeye, Fuat Paşa Caddesi’nin köşesinde, yerde duruyordu heykel topluluğu.. iki kedi ve bir köpek vardı.. köpek de sevimli mi sevimli bir köpekti…

Oraya doğru hareketlendiğimde, kurumuş ağaçların köhnemiş dallarına konmuş çevreye bakınan kargaları görüyordum.. çöp toplayanlar, köpek gezdirenler ve motorlar vardı sonra çevrede.. kafamda öyküler dolaşıyordu habire.. sonra yazmak istediğim romanlar.. bunların bazılarının adları vardı da, bir türlü yazmaya başlayamamıştım daha…

Kırmızı arabanın yanında durdum, ben de uzaklara baktım.. habire araba geçiyordu yoldan ve dört yol ağzında duran heykeller de çimenlerin içindeydi.. küçük bir de ağaç vardı yanlarında.. sonra hemen karşılarında cam şişelerin toplandığı büyük şişe formunda konteyner vardı.. bütün apartmanların alt katları dükkan olmuş, türlü dükkanlar açılmış, esnafa da gün doğmuştu…

Solda tasarım dükkanı vardı.. her türlü tasarım objesi satılıyordu.. cicili bicili şeyler, zanaat işi tasarımlar vardı.. pahalıydı bunlar ama, pahalı bir semtte olduğu için de dükkan müşteri çekiyordu…

Yukarıya doğru çıkıyordum.. Bağdat Caddesi.. ışıklarda bekleşen insanlar vardı, zaman zaman yağmur yağıyor, bulutlar toplanıyor ve dağılıyordu.. kafelerde oturanlar türlü dedikodulara dalmış, dertlerini tasalarını birbirlerine anlatarak rahatlama yolunu seçiyorlardı.. her kafe doluydu ve her masada oturan birden fazla kişi hemen koyu sohbetlere girişiyorlar, birbirlerine dertlerini anlatıyorlardı…

Bisiklet yolu sakindi.. ne bisiklet ne motor.. motorlar da çünkü buradan geçiyordu.. zaten motorlara her yer güzergahtı.. hiçbir kurala uymayan motorlar için bütün her yerden geçip gitmek bir alışkanlığa dönüşmüştü.. reklam tabelaları her yerdeydi yine.. ağaçlar gökyüzü griliğine yükseliyordu…

Ihlamur ağaçları, at kestanesi ağaçları, çam ağaçları.. irili ufaklı çalılıklar vardı.. çimenler vardı.. küçük, basit süs havuzları.. gri binaların arasında yeşilliklerle hayata merhaba diyorlardı bunlar.. gökyüzü griliğini korurken, martılar da kargalarla birlikte uçup duruyordu.. araçlar hızla Bostancı’ya doğru gidiyordu..kaldırımlarda yürüyenler, köpeklerini gezdirenler vardı…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir