İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kurbağalıdere’de toplanmış kediler…

Ümit Gezgin

Kurbağalıdere kenarında, hemen yatların, teknelerin önünde toplanmıştı kediler.. biraz mama, biraz balık vardı.. biri bırakmıştı.. onlar da başında bekliyordu mamaların…

Sabahın en erken saatlerinde yola çıkmıştım ve ağaçlara vurmuş lambaların aydınlattığı dallar, gövdeler aynı zamanda asfalta gölgeleri vurmuş vaziyette bekliyorlardı.. işine gücüne giden, dertli yüzlü, üşümüş insanlar da vardı.. genç kızlar erkekler okullarına gidiyorlardı.. üniversitelerin sayısı fazla olduğu için üniversiteliler de çoktu artık ve her yerdeydiler… Ağaçlar vardı tek tük.. mavi bir karanlık egemendi gökyüzüne.. yavaş yavaş da şafak atıyordu… Işıklar vuruyordu her yere ve insanların çoğu daha yollara çıkmamıştı…

Feneryolu ışıklara çıktığımda Bostancı’dan gelen araçların farları gözlerimi aldı bir anda.. ilerdeki gökdelenlere bakamıyordum.. gökyüzü griliğine, bulutların arasına kadar uzanmışlardı.. ağaçların dallarında kargalar vardı.. bir köpek köşede uyukluyor, bir martı elektrik direğinin üzerinden meraklı meraklı ışıklarda bekleyen insanlara bakıp gagaklıyordu…

Hava gitgide aydınlanıyor, kuşlar daha fazla gökyüzü aydınlığında görünür oluyordu.. sonra genç insanlardı yollarda yürüyen ve işlerine telaşlı adımlarla giden.. Potlaç Kafe’de de açılma hazırlıkları vardı.. Feneryolu Sitesi’nin bazı ışıkları yanıyordu.. yetmiş yıllık bina sapasağlam ayaktaydı.. yenilerden bazıları dökülüyordu adeta…

Trene doğru ilerliyordum.. önüm sıra da birkaç kişi.. kadınlı erkekli.. köşede ayaküstü kahvaltıcı vardı.. tekel bayi açıktı ve sigara almaya gelmiş kişiler vardı.. kafe açıktı ve çay içen birkaç kişi vardı içerde.. martılar uçuyor, tren düdüklerini duyar oluyordum.. bir araba caddenin ortasında durmuş birini indiriyordu…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin