Nusret Karaca
Fotoğrafların sararmış yüzlerinde/ eski sevdalar yeniden canlanır/ ah ederek bakarak geçmiş günlerin yadına…
” Şener Türkmenoğlu
…
Bazen evde değil dışarıda bir şeyler yemek istiyor canım. En çok ta kokoreç…
Hem de Aziz’de… Sütlüce’de mezbahadan alıyor kokoreci. Öyle yağ falan değil!
Hakiki kokoreç yapıyor o. Fenerbahçeli Aziz… Bazen kızıyor Fener yenilince. Takılıyoruz… Şakayla karışık esip gürlüyor gülerek. Mahalle kahvehanesinin önünde küçük bir arabası var. Sanki Mercedes. Seviyor işini. Mahalle maçlarından sonra Aziz’in etrafında şenlik var sanki. Mahallenin ağabeyler, bıçkınları, toyları… Hepsi bir arada… Ara sıra birimizin annesi, babası ya da kız kardeşi geçiyor… Herkes sözünü sakınarak ailesine saygısızlık yapmıyor. Çocuklar tartışınca büyükler kapışmıyor… Biz büyük bir aileyiz.
Bazen büyüklerimizin de canı kokoreç çekiyor. “Hadi bugün kokoreç yiyelim” diyorlar. Çok seviniyoruz. Aziz de seviniyor… Tarabya’dan bile geliyorlar Aziz’e kokoreç yemek için. Lüks arabalar yanaşıyor kahvenin önüne …
Bir gün Ertuğrul’u götürdüm kokoreç yemeğe. Kral gibi karşıladı onu. Bir çeyrek de kıyak yaptı.
Ertuğrul “Yine gidelim” diyor ama… Söyleyemiyorum artık orada olmadığını… Babam da yok artık kahvede.Bir İzzet amca kaldı sonbahar yapraklarından dalda tek kalan.
Şimdi nasıl söylerim Aziz’den acılı kokoreç yiyemeyeceğimizi…
“Eyüp sıla sıla Medine…/ acı bu tortu/… Karartır camları/ yarar küpleri/ en berrak suları bile …/ saklanıyor/ sarı saır altınlar/ korkup…” Cahit Zarifoğlu
…
“Uzun yıllardır böyle bir kış görülmedi” diyor büyükler. Günlerdir Fatih’teyiz. Bugün hava biraz iyi, evimize döneceğiz. Seniha teyzem ve Esat eniştem Adapazarı’ndan İstanbul’a taşındılar. Karagümrük’te oturuyorlar.t İşleri bozulmuş eniştemin. Müteahhitti… Teyzemle birlikte evde köfte yapıyorlar. Eniştem küçük bir tezgâh kurmuş Balat’ta. İşçilere köfte ekmek satıyor. Ne iş olsa yapıyor eniştem. Tembel değil. Çalışkanlığı hoşuma gidiyor. Öğle oldu… Evimize dönüyoruz. Haliç yokuşu buzlu. Kaymamak için ağır ağır yol alıyoruz. Necati amcaya rastlıyoruz yokuşun ortasında. Yaşasın mahalleme geldim. “Duydunuz mu?” diyor bize. “Neyi?” “Serdar öldü.” Erken Co’yu kaybettik… Kalp ameliyatı geçiren en yakın arkadaşım… Of!! Hiçbir şey söyleyemiyorum Necati amcanın sözüne karşılık. Boğazım… Yutkunamıyorum. Beraber oynadığımız maçlar, geziler, ilk gençlik anılarımız… Yarısı gitti… Kayboldu. Ya benim diğer yarım? Karlara karışıyor gözyaşlarım, buz tutuyor evlerin önünde… Şimdi ben ne yapacağım?
…
(*) BEN HALİÇ (Nusret Karaca)
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi Yayınları/İstanbulum Dizisi
80 Semt,80 Kitap, 80 Yazar






İlk yorum yapan siz olun