Ümit Gezgin
Havalar güzelleşmeye başladı.. güneş iyisinden kendisini gösterdi ve havada asılı kaldığı süre de artmaya başladı.. köprünün üstünden baktığımda bir köşeye atılmış kamyon, kamyonet, minibüs görüyordum.. sanki yıllardır orada saklanmış duruyorlardı.. neden kaçıyorlardı anlamak mümkün değil.. ama çürüyüp de dağılmaya da başlamışlar…

Martı, karga.. gökyüzünün fatihi olarak yaşıyordu şehirde.. sabah olmuştu ve saat yediye geliyordu.. fazla araç yoktu yollarda.. parkta bile kimse yoktu.. kargalar çimenlerin üstünde dolaşıyor, toprağı eşeliyorlardı.. belki sakladıkları yiyecek filen vardı, onu arıyorlardı…

Kadın heykeli soyut bir şekilde parkın ucunda kollarını açmış gelen araçları karşılıyordu ama pek araç da yoktu sabahın yedisine gelirken saat.. herhalde işe biraz geç gidiyor insanlar, diyordum.. ayrıca öğrenciler için de biraz erkendi.. bir saat sonra onlar da yollara çıkacak, okullara gideceklerdi…

Aydınlanma tam tamamlanmamıştı.. güneş ortalıkta görünmüyordu ama etkisiyle her yer aydınlanmaya başlamış, nesneler daha belirgin bir şekilde çıkmaya başlamıştı.. yol boyunca büyük ağaçlar var.. budanmış olmasına rağmen daha da irileşmişler.. ufkun oralarda sarıya, turuncuya çalıyordu gökyüzü.. daha yukarılara doğru çıkılınca lacivert ve mavi renk de görülüyordu…

Çürüme aslında devam ediyor.. binalar eskiyor ve yenileniyor.. sadece binalar değil, asfalt yollara ve kaldırım taşlarına bakıyorum onlar da dağılıyor, çürüyor, eskiyor ve yıpranıyor.. bakıyorum yıpranma, değişme, çürüme.. kısaca değişme her yerde belirgin bir şekilde görünüyor.. her şey hareket halinde ve bu hareket çürümeyi, bozulmayı da devreye sokuyor…

Paslı bir güneş görünüyordu uzaklardan.. eski, tarihi istasyon binasını görüyordum.. çürüme, dağılma orada da görünüyordu.. ağaç dalları ve yaprakları yerlerdeydi.. yeni yapılmış istasyon binasının da bozulmaya, değişmeye başladığını gözlemliyordum…






İlk yorum yapan siz olun