İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kitaplarım Arasından:”Ben Haliç “Sayfaları ADIN NE?….NUSRET!… BURALARIN ÇOCUĞUYUM!

Nusret Karaca


“Bulut gelir pare pare / Ada’da Moda’da Ak / Haliç üstünde kara / Topkapı’da karışır kayalara” Arif Damar

Vefa Spor Kulübünün seçmeleri var yarın. Futbol takımına genç yetenekler arıyorlar. Mutlaka katılmalıyım… Katılmalıyım da nasıl? … Yaz günleri ve ben çalışıyorum. Nuruosmaniye’de avukat kâtibiyim artık. Çok bir şey vermiyor Hüseyin Avni Durmuşoğlu haftalık olarak ama bana yetiyor. Onun yanında daha da sosyalleştiğimi farkediyorum. Bu da bir zenginlik… İyi de… Nasıl katılacağım seçmelere? Aklım futbolda. Bu akşamdan not bırakırım. Anlayışlıdır. Anlar beni Hüseyin ağabey. Peki ayakkabılar? Futbol ayakkabım yok. Olsun… Yine de katılacağım. Vefa Stadı’na çıkmak bile güzel. Dayım Kocaelispor ile İstanbul’a geldiğinde onu izlemeye giderdik ailece… Bazen yalnız ben… Maç çıkışı onu beklerdik… Harçlık verirdi. Hiç boş dönmezdim eve… Dayımı çok seviyorum. Onun oynadığı statta oynamak bile güzel, seçmeler de bile olsa yeter. Ben o statta oynayayım. Vefa’da en çok Montemerani konuşuluyor. “MONTE” diyorlar ona. İyi bir golcü Montmerani… Arjantinli galiba. Akşam erkenden yatmam iyi oldu. Kendimi zinde hissediyorum. Normal ayakkabılarla oynuyorum. Fiziğim, tekniğim iyi… Saha da bayağı büyükmüş. Yine de güzel oynuyorum. Stadın bir yanı tribün bir yanı sur… Çok değişik bir duygu bu… İyi oynuyorum iyi… Bir de gol çakarsam. Beni işaret ediyor maçı yöneten ağabey “Sen” diyor “Adın ne?” “Nusret” diyorum… “Seçildim mi?” Ses yok… Elindeki küçük deftere bir şeyler yazıyor. Adımı herhâlde… Kesinlikle gözü tuttu beni… … Maç bitiyor… Minibüsteyim. Tatlı düşlerimle kucaklaşıyorum. Otakçılar… Demirkapı… Özaslan… Silahtar… “Şoför amca inecek var!” diye sesleniyorum. “Uyuyor musun?” diye bağırıyor bana. … Gerçekten uyuyorum galiba… Yoksa bu düşler nasıl bırakmaz yakamı… Masmavi gökyüzünde, pembe düşlerim… Bembeyaz bulutlara yüklenmiş yolculuğa çıkıyorlar… Gece karanlık… Düşlerim aniden yok oluyor, gerçeğe dönüyorum. Fabrikaların paydos düdükleri çalıyor… Kalabalık işçi grupları… Evime varıyorum. Yuvam sımsıcak… Ertesi gün ve sonraki günler… Seçmelerden bir sonuç yok. Oysa neler neler düşlemiştim. Vefa semtinden Silahtar’a kadar… Haliç’te bulutlar karardı birden bire. Yağmur yağacak… Düşlerimden vazgeçtim; bazı evler sular altında kalacak Alibeyköy’de. Amcalar, teyzeler de sokakta kalacaklar… Peki, ne olacak bu işin sonu? Her yağmur yağdığında sokakta mı kalacak insanlar? Eşyaları sel suları mı alıp sürükleyecek?.. Arkadaşlarımın gözyaşları hep yağmur sularına mı karışacak? Amca… Ne olacak bu çocukların hali? Ne zaman gülüp oynayacaklar yağmur sularıyla? Yağmurdan, şimşekten neden korkar çocuklar? Amca… Bir şey söylesene… Neden susuyorsun? Ha! Unuttum amca… Torpil geçmek ne demek?


“…suda gölgelerini görür eş sayıklar/ kalbinden delik deşik kalbimden boş kayıklar/ vakit belirsiz olur, yağmur gibi sis çöker/ yuvası tutuşunca ufukta bir an durup/ yanan kanatlarını sürdürür suda gurub… Behçet Kemal Çağlar

“Hiç okula gitme” dedi Dursun. “Bugün sokağa çıkma yasağı koymuşlar. Ne kadar sürer bilinmez…” Rabak fabrikasında çalışıyor Dursun. Şimdilerde gece vardiyasında çoğu arkadaşlarım gibi. Şakrak Hüseyin ve Magirus Ragıp Demirdöküm’de, Çangal Tamer Sungurlarda. Mustafa, Hüseyin Elektrometal’de. “İhtilal olmuş” diyor dursun. Haydi mahalleye… Mahallelinin her sabah toplandığı çeşme başından birlikte dönüyoruz evlerimize… Henüz öğretmenliğimin üçüncü ayı. İstesen olmaz. Fakat benim tayinim Alibeyköy Lisesine çıktı. Daha üç aylık öğretmenim. Kendi semtimin işçi, gecekondu çocukları… Onları çok seviyorum. Beraber ağaçlar dikiyoruz okulun çorak topraklarına. Gezilere götürüyorum onları. Tahta önüne kaldırıp sorular sorduğumda dizleri titriyor bazılarının. Futbol takımı da kuracağım onlara. Tiyatro çalışmaları için sahne de bulacağım. Halk Oyunları’nı bilen o kadar öğrenci var ki. Bir de ekip kurarım onlardan. Yılsonu şenlikler de yaparız. Ne güzel bir meslek öğretmenlik. Ne çok seviyorum öğrencilerimi. Biliyorum onlar da beni seviyorlar. Hissediyorum bunu… Çünkü Haliç’in çocuğuyum ben. Buraların…

(*)Ben Haliç (Nusret Karaca)
Yıl:2010 Istanbul Avrupa Kültür Başkenti Projesi
Heyamola Yayınları(Baskı Yılı :2009-İstanbulum Dizisi 80 Yazar-80 Semt-80 Kitap)

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin