İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yaşlılar kafelerde oturuyordu…

Ümit Gezgin

Yaşlılar kafelerde oturuyordu.. güneş tam tepeye ulaşmış, Bağdat Caddesi trafiğe gömülmüştü.. çimenlerin iyisinden yeşerdiğini, yer yer de parlak sarı renklerle dolduğunu görüyordum.. iri yapraklı çiçekler vardı.. bunlar da Feneryolu’ndaki minik parkın içinde boy vermiş ve her tarafı da bir güzel kaplamıştı.. geçip giden insanlar çevreyi görmüyor, gözlemlemiyor ve anlamıyorlardı artık.. onlar kendi aralarında konuşuyor veya telefonlarının sanal dünyalarında geziniyorlardı…

Yaşlılar kafelerde oturuyordu artık.. tek tük kalmış kahvehanelere kimseler gitmiyordu.. gidenler de ya kapıcı, ya esnaf veya çevredeki inşaatlarda çalışan işçilerdi.. oralarda okey, kağıt oynanıyor, minik bardaklarda çay on liradan içiliyordu.. bunun için de her mahallede olan böyle kıyı köşe kahvehanelerine daha çok alt tabaka insanları gidiyordu.. hatta gidemeyenler, evlerinden çıkamayanlar, çıksa da parkta dolaşıp banka tüneyenler vardı.. oyalanıyorlar, sonra yeniden evlerine gidip orada çaylarını içiyorlardı…

Her tarafta bu kafelerden vardı.. paralı genci yaşlısı buralarda tünüyorlardı artık.. bunların Bağdat Caddesi civarına konuşlanmış olması, bütün her yerde bunlar var anlamına gelmiyordu.. bir kahve iki yüz liraya yaklaşmıştı.. kolay değildi bunları içmek, oralarda oturmak.. oturanlar genelde uygun yerleri tercih ediyorlardı.. lüks yerleri tercih edenler ya para kazananlar veya öğrencilerdi.. özellikle paralı ailelerin çocukları…

Kaldırımda ilerliyordum.. gökyüzü alabildiğine maviydi ve tek tük bulutlar sıra sıra dizilmişti mavilik içinde.. pamuksu bir beyazlıktaydı bulutlar ve insanın içini açıyordu.. insan kapasitesi kadar insandı.. kapasiteyi de arttırmak gerekiyordu.. nasıl olacaktı o ruhsal genişleme, büyüme.. elbet sanatla, kültürle daha fazla ilgilenerek olacaktı… Bol gölgeli, geniş, taşları düzgün kaldırımda yürüyordum yukarıya doğru…

Bu caddeler üzerinde lüks kafeler vardı ve yaşlı insanları görüyordum buralarda.. iyi ve pahalı semtte oturduğunu bilen emekli yaşlılar, evde oturacaklarına, çaylarını kahvelerini buralarda içiyorlar, arkadaşlarıyla yine buralarda sohbet ediyor.. hatta kadınlar beş çaylarını yine buralarda veriyorlardı.. bu kafeler aynı zamanda pastane gibi de işlev görüyor, her türden pasta, börek, çörek, poğaça.. buralarda servis ediliyordu…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin