Ümit Gezgin
Mekana estetik olarak yöneliyorum.. bol fotoğraflar çekiyor veya bazen de yürüdüğüm ve uygun bulduğum estetik kadrajları hemen, kısa sürede yanımda taşıdığım resim kağıtlarına veya tuval bezlerine permanent kesik uçlu, Bic marka kalemlerle çiziyorum…


Sonra bu çizdiklerimi de yine uygun bir kafe bulduğumda oturuyor ve akrilik boyalarla boyuyorum.. boyamalarım da çizgilerim gibi spontane oluyor.. spontane, rastlantısal değil, altbilinçsel bir yol alma gibi geliyor bana…


Binaları görüyordum.. sabit, değişken olmayan binalar.. eski binalar yıkılıyor ve yeni binalar yapılıyor.. kuşlar yeni binalara da pisliyor ve kendi aralarında ne muhabbetler yapıyorlardı.. kaldırımda yürüyordum aşağıya doğru.. ağaçların dalları ve yaprakları kaldırımlarda gölge oluşturmuşlardı…


Feneryolu’na çıkayım da oradaki sokak manzaralarını, yeni ve eski binaları bir arada göreyim.. belki başka ağaçlar da görürdüm.. bol yeşil yapraklı ağaçlar, dallar ve dalların arasında kargalar ve serçeler vardı.. serçeler öyle bir ötüyor ki.. şakıyorlar adeta.. bir senfoni kuruyorlar aralarında…


Mekana estetik olarak yöneliyorum.. güneşi, en çok onu, onun nesneler, mekan, sokaklar, caddeler, ağaçlar üzerindeki oynayışını yakalamak.. dahası yorumlamak istiyorum.. yorumlamak benim için yeniden tanımlamak demek.. yeniden tanımlamak da estetikte, yani resimde rastlantıyı da hesaba katmak anlamına gelmektedir…





İlk yorum yapan siz olun