Denizin Üstünde Fırtınalar, Rüzgarlar…

Ümit Gezgin

Denizin üzerinde rüzgar ve fırtınalar dalgaları kabartıyor da kabartıyor.. Denizin üstündeki büyük arabalı vapurdayım ve Erdek’e doğru gidiyorum. Öncesinde Avşa adasının ilkel görünümü geliyor aklıma.. Yazın ikiyüz bin kişiye çıkan nüfus, şimdilerde git gide azalmış ve iki, üç bin kişiye düşüyor..

Öncesinde yollara çıkmıştık. Yine rüzgar ve fırtına yollara çökmüş ve yağmurlar bütün kaldırımları, yolları ıslatıyordu..

Orda bir köşede bekliyordum adeta.. Yağmurları, karları, gelecek fırtınaları, korkunç dalgaları.. Denizin içinde, altında olan biteni düşlüyor ve büyük kulaçlarla dalgaları aşarak karşıdaki Ekinlik adasına doğru koşar adım kulak atıyordum.. Bu adabana Kaşık adasının bir benzeri gibi geliyordu. Tek tük insanın yaşadığı ve kaşık gibi duran ada…

Rüzgar şiddetini attırdıkça arttırmış ve insanlar da neye uğradıklarını şaşırmıştı.. Bir köşeye çekilmiş yazıp çizmeye başlamıştım. Gelip geçenler boş meraklarla bakıyordu.. Rüzgar uğulduyor oturduğum yerdeki masa örtülerini zapdetmek iyisinden zorlaşıyordu..

Köylü kılıklı birtakım insanlar, uzamış kirli sakallarıyla kamyonlarından iniyor ve efelenerek kafeye doluşuyor ve habire küçük bardaklarda çaylarını yudumluyorlardı. Oysa yazın ajda bardakları çıkıyor ve çay fiyatları da iki katına tırmanıyordu..

Orda bir köşede sinmiş bekliyordum felaketi bekler gibi.. Vapur ilerliyordu Erdek’e doğru.. Dalgalar vapuru kaplayıp insanları boğacak gibi geliyordu bana.. Martılar, sonra başka bilmediğim kuşlar vapurun üzerinden karaya doğru uçuyor, soyut soyut bulutlar pembeden, kavuniçine ve laciverde kadar gökyüzünün sonsuzluğunda dalgalanıp duruyorlardı..

Vapurun bir köşesinde bekliyordum. Dahası ayakta durmuş içeride geviş getiren anlamsız kalabalığa bakıyordum.. Öylesine ve habire tıkınarak oturup telefonlarına bakıyorlar ve birbirleriyle sürekli konuşuyorlardı..

Deniz alabildiğine dalgalı, bulutlar gittikçe grileşiyor ve gökyüzünü kaplamaya başlıyorlardı…

Bir Cevap Yazın