Ümit Gezgin
Genci yaşlısı ağaçlar toplanmıştı bir araya.. martılar, kargalar ve serçeler de bu bir araya toplanmış ağaçların yanında yöresinde dolaşıyorlar.. çimenlerin, toprakların ve ağaçların diplerinde yiyecek bir şeyler arıyorlardı…

Görünmeyen gerçekler, yaşayan canlılar da vardı.. onlar da gözden ıraktı ve mikro dünyanın içinde yaşıyorlardı.. bu mikro dünyayı görmüyor, algılamıyor ve hissetmiyorduk.. ben ağaçlara bakarak ilerliyordum.. Körfez’e doğru ilerliyordum.. körfezde de büyük bir araştırma ve körfezi temizleme gemisi vardı.. habire kum çıkarıyor ve başka bir gemiyle bu kum, çakıl götürüyordu…

Bulutlara bakıyordum.. bulutlara çıkan asırlık ağaçlar vardı.. ayakta durmaya çalışan bu ağaçların gölgesinde koşturan köpekler vardı ve çocuklar koşturan, oynayan bu köpekleri seyrediyor, aynı zamanda da adalara doğru yelken açmış minik yelkenlileri seyrediyorlardı… Kırmızıya boyalı araştırma ve yük gemisi körfez sularına demirlemişti.. vinçler de vardı üzerinde…

Yaklaştım.. orada bir banka oturarak biraz resim çizdim.. sonra boyarım, diye de içimden düşündüm.. gençler vardı piknik yapan, koşan, bisiklet ve motora binen.. marinanın orada lüks yatlar vardı ve aynı zamanda marina yeniden restore ediliyor, düzenleniyordu.. tek tük bulutlara da bakıyordum ve martılar körfez suyunun üzerinde yüzüyordu…

Martılar kayaların üzerinde güneşleniyordu.. resim kağıtlarımı çıkardım ve hem gemiyi, hem Moda burnunu çizmeye başladım.. dalgalar artmaya başlamış, körfez suyu kabarmıştı.. ilerde, adaların önlerinde belki onlarca küçük yelkenli vardı ve bunlar eğitim yelkenlileriydi.. sonra çoğu martı da körfez suyunda yan yana yüzüyordu…

Moda’nın arkasında da eski İstanbul uzanıyordu.. taa Tekirdağ’a kadar gidiyordu sahil.. büyük tankerleri görüyordum.. kirli bir gri renk de yine uzaklardaki şehrin üstüne çökmüştü.. yeşillikler Moda’yı tamamen kaplamıştı…






İlk yorum yapan siz olun