Ümit Gezgin
Günlük hayat, her gün yaşadığımız, çoğu kere de farkına varmadığımız hayat demek.. sıradan insan için monoton bir alışkanlıklar, hatta zorunluluklar toplamı.. sıradan insan için çalışma vardır.. günlük hayat onun için işe gidip yorgun geldiği.. televizyon karşısında uykuya daldığı rutin gerçekliğin adıdır ve resim sanatına olduğu kadar, her şeye karşı da uzak ve mesafelidir…


Ben de günlük hayattan besleniyorum.. insanlar günlük hayattan beslenmez, günlük hayatın içinde kaybolmuş, adeta günlük hayatın nesnesi haline gelmişlerdir… Ressam gündelik hayata niçin yönelir.. O da yaşamı anlamak ve estetiğe taşımak gerektiğini düşünüyor, varoluşunu öyle tanımlıyor.. ben de öyle düşünüyorum.. günlük hayatın hey heyleri ve koşturmaları.. mekanların değişimini, kafeleri, apartmanları ve trafiğin yoğunluğunu resme taşımak, giderek estetik kılmak, yorumlamak istiyorum.. yaptığım şey de zaten bu…
.jpg%3Fformat%3Djpg%26quality%3D50%26width%3D1200&f=1&nofb=1&ipt=874a6477fbf686df406fe126fcbb23970fc6904c98de04d7c6dcd6e8d740a79e)

Resim gündelik hayata yöneldiğinde, aslında gündelik hayattan koparak, sanatın evrensel konusu ve estetiği haline dönüşür.. bir köşkü çizmek, ağaçları, dereyi, derenin içindeki kayıkları, tekneleri, yatları çizmek.. onları bağlamından kopararak, sıradanlıktan yüceliğe, estetik yüceliğe taşımak anlamına gelmektedir.. doğal olarak algı değişiyor.. zaten bir yere bakma süresi çok fazla değildir.. ama resme bakma süresi daha fazladır ve her bakılan zamanda da duygu ve düşünme devreye girer.. yaratıcılık devreye girer ve insanı çoğaltır, arttırır onu…


Manet, kafe sahneleri var etmiş, zamanın ötesine taşımıştır estetiği, resmi.. keza Degas da, bale provalarını, yani sevdiği alanları, mekanları ve genç kızları resme taşımıştır.. Monet ise, bahçeleriyle, tarlalar, geniş doğa parçaları, nehir ve deniz kenarlarıyla ünlüdür ve ilgisi, doğayla kurduğu estetik ilişki, hep hayattan çıkan ve kişisel bakış açılarıyla çoğalan bir şeydir…


Gündelik hayatı sanatçı görmez, adeta görünür kılar.. kimin için görünür kılıyor resim yapan ve gündelik hayatı resmeden ressam.. kendisi için.. bir tür görsel felsefe yapıyor.. kelimelerle değil, çizgi ve renklerle birlikte oluşturuyor bunu.. bir şeyi resmetmek, onu değiştirmek anlamına da geliyor.. hayattan çıkarak sanata giriyoruz böylece.. elmalar, armutlar, saksı, yol, güneş.. kendi varlıklarının ötesinde, sanatın estetik ve gerçeklik dışı varlığına dönüşüyorlar…






İlk yorum yapan siz olun