Prof. Dr. Ümit Gezgin
Ressam-Prof. Nevhiz Tanyeli, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Resim-iş Öğretmenliği’nde desen hocamdı.. disiplinli bir kişilikti Nevhiz hoca.. ben de serbest hareket eden, kısa sürede resmi, deseni çizip atölyeden çıkan biri olduğum için hoca tarafından pek sevilmezdim… Hocanın yanında da O’na çay kahve getiren pek resimle ilgilenmeyen bir-iki öğrencisi vardı ki.. onlar nedense bizlerden daha itibarlıydı.. notları da yüksekti.. benim ve bana benzeyen bir-iki öğrencinin notları ne yaparsak yapalım düşüktü ve sonunda zaten hoca ikinci dönemde bizi “kendinize başka atölye bulun!” diyerek kapı dışarı etti…

Ben Vural Yıldırım hocanın atölyesine giderek orada kişiliğimi geliştirdim.. Vural hoca atölyesini Prof. Dr. Tülin Onat hocayla paylaşıyordu ve sandalye üzerinde keman yağlı boya resmimi görünce Tülin hoca şaşırmış, “olamaz, bu yaşta bu olgunlukta resmi Ümit yapamaz!..” demişti de Vural hoca.. “Yaptı bile!..” diye cevap vermişti.. Tülin hoca da şaşkınlığını gizleyememişti…


Nevhiz hoca atölyeye geldiği zaman hemen çayı getirilir.. hoca masasına oturur.. ortada da çizeceğimiz büst yine o yanından ayrılmayan asistan öğrencileri tarafından hazırlanır.. hoca gazetesini okur, sigarasını içer.. bir iki saat sonra arkadaşlarını ziyarete başka atölyelere gider…
Hoca kendisinin istediği tarzda, yani detaylı ve saatlerce sürecek şekilde büstün çizilmesini isterdi.. çizilenlere de doğru düzgün bakmazdı zaten.. önce çizip, bitirenlerin çizimlerini kabul etmezdi.. bunları yapmayan beni de pek sevmezdi.. atölyeden kovmasının sebebi de buydu zaten.. kendinize başka atölye bulun, diyerek…

Daha sonra hocayla Akademi’deki Resim Doktorası’nda karşılaşacaktık.. orada da bir ders alıyordum Nevhiz hocadan ve Nevhiz hoca günah çıkarır gibi:”Ümitçiğim seni değerlendirememişim.. senin bu kadar başarılı olacağını tahmin etmezdim, kusura bakma!..” diyecektir…
Nevhiz Tanyeli, modern Figur resminin Türkiye’de en önemli temsilcilerinden biridir.. özgün bir ifadesini, Komet, Mehmet Güleryüz, Cihat Aral, Alaattin Aksoy, Neşe Erdok, vb. gibi O da özgün bir çizgide sürdürmüş.. ve giderek psikolojik, nevrotik derinliği olan, çizgi ağırlıklı bir resim ortaya koymuştur ki, bu yönüyle de önde gelen ressamlardan biridir…

Nevhiz hoca 1965 yılında Akademi’den mezun oldu.. Neşet Günal, Bedri Rahmi ve Cemal Tollu atölyelerinde eğitim gördü.. bu üç ressam da figür geleneği içinde yer alan ressamlardı ve kendilerine özgü bir perspektifleri ve bu perspektifleri besleyen felsefi ve sosyolojik gerekçeleri vardı… Neşet Günal toplumcu bir çizgide resim üretiyor, Köy Edebiyatı gibi Köy Resmi kavramını geliştiriyordu.. Bedri Rahmi gelenekle beslenen, otantik elişi işler üretmeye yöneldi.. ticari niteliği de ağır basan işlerdi bunlar ve fonksiyon da ifade etmeye yönelik, bir tür tasarım işlevi görüyordu.. Cemal Tollu’nun durumu biraz daha farklı.. daha ağır başlı, kübist eğilimli, entellektüel üretimler içine girdi Tollu.. seri üretimden ziyade Bedri Rahmi gibi.. Neşet Günal gibi ağır üretimine yöneldi.. O’nun felsefesine göre resim bir planın anlatımıydı.. ressamın toplumsal sorumlulukla pek bir alakası yoktu.. daha çok estetik kaygı birinci plandaydı O”nda…

Nevhiz Tanyeli için de birinci planda hesaplanan şey, sanatsal resimdi.. kendi duygu, kaygı ve psikolojik durumunu, nevrotik figürler çerçevesinde değerlendirirdi.. çizgi yoğunluklu anlatırdı Nevhiz hoca resmini.. çizginin aynı zamanda entellektüel bir şey olduğunu düşünürdü.. giderek çizgi ağırlıklı bir resmin daha sanatsal olduğunu, düşünürdü…

Nevhiz Tanyeli, 1971-75 yılları arasında devlet bursuyla Paris’te uzmanlık öğrenimi gördü.. resim konusundaki incelemelerini Fransa, İngiltere ve İspanya’daki müze ve sanat galerilerinde sürdürdü.. ayrıca Goya üzerine bir araştırma yaptı…

Yazar-Çevirmen Filiz Özdem, Nevhiz’in resimlerini şöyle değerlendirmiştir: “İntihar eden bir toplumun tortusu olarak kalan incecik yüzler bakar Nevhiz’in resimlerinden. O tortunun elleridir tuvalin köşesinde gerilmiş kalan. Nevhiz’in resimlerinde boşluk bir ‘yarılma’ olarak okunabilir. Bu yarılma içinde belleğini, onurunu, vicdanını yitiren bir toplumun sinik sesleri akar…”

Sonuç olarak Nevhiz Tanyeli’nin sanatı kendine özgüdür.. kalıcı bir estetiğe dönüşmüştür O’nun resimleri.. çünkü hayatı boyunca kendisi için, yaşadıkları, tanık oldukları, kendine ait gerçekliği görünür kılmak, insanı anlamak ve anlatmak için resim yapmıştır.. başka şey için değil…






İlk yorum yapan siz olun