İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kurbağalıdere’de Resim Çizmek…

Ümit Gezgin

Kurbağalıdere’nin ordaydım.. temizlik yapılıyordu.. dahası derinleştiriliyor ve dibindeki çamurlar vinçlerle çıkarılıyor ve kamyonlara yükleniyordu.. ben de oradaydım ve gözlemliyordum.. ayrıca da resim çizmeye başladım…

Gelip geçenler ne yaptığımı öğrenmek istiyordu ve yaklaşarak bakıyorlardı.. bazıları nasıl olur bu.. güzel manzarayı değil de, vincin dere temizlemesini çiziyor.. böyle ressamlık mı olur.. ressam dediğin güzel manzaralar çizer, diyordu…

Harıl harıl çalışmalar devam ederken, bulutlar da ağaçların üzerinde salınıp duruyordu.. bisikletler, kay kaylar, skoterlar vardı. motorlar da vızır vızır işliyordu bisiklet yolundan.. koşanlar da sağa sola bakarak ve müzik dinleyerek koşuyor, bazıları da köpeklerini gezdiriyordu.. sonra martıları görüyordum dere üzerinde uçup duruyordu… İlerledim biraz ve tarihi beyaz köşkün önünde durarak onu çizmeye başladım.. gölgelere bürünmüş ve aynı zamanda ağaçlar ve çiçeklerle de çevresi örülmüştü.. gökyüzü burada maviydi ve tek tük ince küçük bulutlar vardı…

Derenin üzerindeki köprüye çıktım.. otobüs durağı da tam köprünün üzerindeydi absürt bir şekilde.. köprü zaten dardı, bir karışlık kaldırımı da iyice kıyılmış ve otobüs durağı eklenmişti.. bir de köprünün karşı kaldırımının kenarına araçlar park etmişti.. ben öbür tarafta, Fenerbahçe Burnu’nu görecek şekilde ve aynı zamanda dereyi temizleyen vinçleri de görecek şekilde durdum ve çizmeye başladım.. martı sesleri kulaklarıma geliyor, yaşadığımı hissettiriyordu bana.. güneş, sakin ve teknelerle mutlu dere ve yürüyüp giden, koşan, bisiklete binen sağlıklı insanlar.. bir de köprü üstündeki durakta bekleşen yaşlı bir iki kişi…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin