Prof. Dr. Ümit Gezgin
Sanat gruplarının biraz zorunluluktan doğduğunu düşünüyorum.. bir anlamda birlikten güç doğar felsefesi.. özellikle sanatın pek gelişmediği dönemlerde ortak hareket ederek sanatı yaymak ve aynı zamanda tanınmak da bunun içinde…
D Grubu ressamları için de böyle bir şey söz konusu.. 1933 yılında kuruluyor D Grubu.. Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve bir de heykeltraş olarak Zühtü Müridoğlu bir araya gelerek dördüncü akım olduğu için D harfiyle nitelenen bu grubu kuruyorlar…

Elbet amaç başta birlikte hareket etmek.. sonrasında zaten hepsi dağılıyor ve kendi başına hareket ederek sanatsal kariyerlerini ve mücadelelerini de oluşturuyorlar…
Bu sanatçıların her birini ayrı bir mesleği ve stili de var.. Zeki Faik İzer mesela hem ressam hem öğretmen.. hem de Akademi’de yöneticilikler yapmış biri.. ayrıca Nurullah Berk de Kübizmin Türkiye’deki öncü temsilcilerinden biri.. bu hareket içinde tek gerçek anlamda kübist de sanıyorum o.. aynı zamanda yazarlığıyla da diğer ressamlardan ayrılıyor.. bir de Elif Naci’nin de gazeteciliği var…

Cemal Tollu‘ya da kübist diyebiliriz.. Nurullah Berk kadar popüler ve iddialı da değil resim konusunda.. ama resimlerindeki estetik özgünlük söz konusu olduğunda başaralı denilebilir.. aralarında Abidin Dino karikatür ağırlıklı, düşünce sanatı üretti.. yazılar da yazdı ve çizgi ağırlıklı bir dil üretti… Zühtü Müridoğlu‘nun heykel başarısı için Beşiktaş’taki Barbaros Heykeli denilebilir.. sadece o heykel bile onun başarı hanesine üst düzeyde yazılacaktır.. o heykel çok başarılı ve kalıcı bir heykel topluluğudur…

D Grubu dördüncü heykel topluluğuydu.. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Güzel Sanatlar Birliği ve Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği olarak üç tane grup.. bunların her birinin de kendine göre bir felsefesi var, temsilcileri var…

1933 yılında yine ilk sergisini de meşhur Narmanlı Yurdu’nda bulunan Mimoza isimli şapka dükkanında açıyorlar… Sanat felsefelerine gelecek olursak.. en temel noktaları empresyonist kimliği reddetmek.. yani izlenimci olmak istemediklerini, dile getiriyorlar.. onlar için birinci mesele yeni akım ve yönelimlere yelken açmak.. onlardan biri de kübizm.. ayrıca konstrüktivist eğilimler de var.. Nurullah Berk kübizme yönelirken, Cemal Tollu da konstrüktivist yöne doğru, yani inşaacı bir geleneğe yaslanıyor…

Temel olarak bu grup üyeleri de Avrupa sanatını Türk sanatına taşımak, yenilik olarak da bu eğilimlere yönelmek geliyordu.. yoksa geleneğe yönelik bir ilgi söz konusu değildi bu grup için de…
![d Grubu [sözlüks]](https://external-content.duckduckgo.com/iu/?u=http%3A%2F%2Fwww.poetikhars.com%2Fwikihars%2Flib%2Fexe%2Ffetch.php%2Fakimlar%2Fscan0003.jpg%3Fw%3D200%26h%3D353%26tok%3Dad8c7b&f=1&nofb=1&ipt=0cb03e2304e57fe54a97fee87a6fd8291c15ab52f5a925029c7d641471699abc)
Temel felsefeleri belki empresyonizme karşı çıkış.. empresyonizmden ne anlıyorlardı o da ayrı bir mesele.. herhalde daha çok manzara geleneğine eklemlenmek.. manzara denildiğinde de karşımıza İstanbul resimleri geliyor, başka bir şey değil…

Sağlam desen ve analiz devreye giriyordu izlenimci ekole karşı çıkma felsefesi neticesinde.. eşyanın geometrik yapısı analiz ediliyor ve sağlam bir desenle de ortaya konuluyordu.. oysa izlenimcilikte kişisel izlenim ve yorum önemliydi ve burada gelenekle de bağlantı kurulabiliyordu.. bu denemeyi, yani gelenekle kübist yaklaşımla bağlantılar da kurulmaya çalışıldı.. örnek de Nurullah Berk resimleridir.. köy unsurları ve köylü tipler kübist anlatımla ortaya konulmuştur…

Tabi sadece biçimsel bir yaklaşımları yoktu D Grubu üyelerinin, aynı zamanda düşünsel arka planda da Türk kültürünü önemseme yatıyordu.. bunu, ancak geleneğe yönelerek yapabileceklerini, düşünüyorlardı da.. bu plastik sanatlarda nasıl olacaktı…
Anadolu kültürüne yönelen sanatçılar da oldu.. bunların önde gelenleri Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Turgut Zaim.. Anadolu kültürü, yerellik de önemli hale gelmeye başladı ve Batı tekniğiyle bunları ifade etme imkanları doğmaya başladı…
Yerellik evrensellik tartışmaları D Grubu sanatçıları için de önemliydi ve bu yüzden de bu gerilim ve tartışma durumları, zaman içinde D Grubu’nun da dağılmasına sebep oldu.. herkes kendi yoluna doğru gitti…
Bir de tabi, halka inmek onların temel yaklaşımlarından biriydi.. izlenimci gelenek daha elit bir yaklaşım içindeyken, kübist gelenek halka inen bir tutum izledi.. ama onu da yeterince sürdüremedi…






İlk yorum yapan siz olun