İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Resimle Şehir Mekanı Arasındaki İlişki Üzerine…

Ümit Gezgin

Şehirde var olmak için mücadele ediyorum ve birçok ressamın ve hatta diğer sanat dallarındaki insanların da şehir mekanıyla yoğun ilişki içinde olduğunu, görüyorum…

Tiyatrocular, edebiyatçılar, ressamlar, heykeltraşlar, müzisyenler.. şehir içinde kendilerine özgü var oluşlarını kurmak, oluşturmak ve sürdürmek istiyorlar.. nasıl sürdürecekler veya nasıl sürdürüyorlar.. onlara bakmak lazım.. ressamın şehirle ilişkisi resim tarzı ve bakış açısıyla ilgilidir.. şehri resmetmek gibi bir iddiam var benim.. bu yüzden de şehri bütün varlığıyla anlamaya çalışıyorum…

Bunu tiyatrocu da yapar.. bakıldığında tiyatrolar da konularını yine, çoğul olarak şehirden, şehir insanından, onun yalnızlık, iletişimsizlik ve dramından yola çıkarak oluşturuyor ve oyuncuları da şehir insanını anlama noktasında görevlendiriyor.. tiyatrocu bağımsız değil şehre karşı bu anlamda.. zorunlu bir ilişkisi, görevi var onun…

Ya edebiyatçılar.. romancı, öykücü ve şairler.. şairler için şehir de yine soyut veya yorum resmi gibi bir şey.. olabildiğince kişisel yargılara, estetiğe, değerlendirmeye yönelik.. oysa, öykü ve roman insanla ve insanın şehirle ilişkisi üzerine.. şehirde yaşıyor insanlar romanda, öyküde.. diğer insanlarla sürekli ilişki içindeler.. bir hedefleri var insanların ve yaşamak için kariyerlerini sürekli de geliştirmek zorundalar…

Müzisyenlere bakıldığında, özellikle sokak müzisyenleri bütün toplum katmanlarının gözü önünde müziklerini icra ederler.. gerek vapurlarda, gerekse de meydanlar ve toplu taşıma araçlarında, özellikle genç müzisyenleri görüyorum.. bunların çoğu konservatuarda okuyan gençler.. bu gençler hem sokaklarda sanatlarını icra ediyorlar, hem de özel gün ve gecelerde sahne alıyorlar.. bu anlamda hemen öğrenci olur olmaz icraata başlıyorlar ve şehri bir sahne olarak, şehirliyi de izleyici olarak konumlandırıyorlar kafalarında…

Kayalıkların orda durdum ve fotoğrafını çektim.. sonra resmini çizecektim.. bir şairin bu kayalıklarda durarak şiir yazdığını da hayal ettim.. körfez, deniz ve bulutsuz gökyüzüyle ilgili.. temelde yer alan kayalar ve kayaların üzerindeki martılar hakkında olması gerekir, diye de içimden geçirdim.. öykücü yine körfez, kayalar ve martılar hakkında kısa bir öykü yazacaktı.. müzisyen buraya bakarak spontane bir müzik icra edecek ve insanları buranın müzikal anlamına sürükleyecek, mest edecekti…

Kurbağalıdere kenarından yürüyordum.. önüm sıra da gençler aheste aheste ilerliyorlardı güneşe doğru.. gökyüzü maviliğinde de tek tük bulutlar vardı… Teknelere bakıyordum.. birkaç gün önce dere temizleniyordu.. temizlendi ve minik balıklar bırakıldı dereye.. köprüden bakınca yüzlerce küçük balık yüzüyor dere içinde…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin