İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Güneş apartmanların ardından salına salına yükseliyordu…

Ümit Gezgin

Erken kalkıp hemen yola çıkmıştım.. güneş apartmanların ardından salına salına yükseliyordu.. ortalıkta kimsecikler yoktu.. köpek gezdiren genç kadınlar da yoktu ortada…

Köşeyi döndüm.. türlü ağaçları yakından gördüm.. bu ağaçlar apartmanlar yapılırken dikilmişti.. güzel güzel yaprakları Eylül rüzgarlarıyla sallanıyor, sararıp solanlar kaldırımlara dökülüyordu… Işıklara doğru ilerliyordum.. sarı çizgiler vardı, herhalde, dedim içimden bisikletler için bunlar.. ama baktım, ordan burdan motorlar da çıkıyor, kaldırımları işgal ediyorlardı… Geniş yola doğru adım attım sonra.. Fenerbahçe sapağına doğru hızla ilerleyen araçlar vardı ve ışıkları bekliyordum ben de…

Marina’nın ordaki Migros’a uğrayayım da, kediler ve kuşlar için mama alayım, dedim içimden.. oraya doğru seğirttim.. karşımda da Sadun Boro heykel topluluğu vardı.. kim yapmış, kaç liraya mal olmuştu kimse bilmiyordu.. bulutlar seyrelmiş, kıyıda köşede kediler vardı ve onlara mama götürüyordum… Gölgeleri uzamış da uzamıştı heykelin.. güneş yukarılara tırmanmaya başlamıştı… Otelin önünde, cadde boyunca Kalamış Parkı’na doğru ilerliyordum ve orada kuşlar, martılar ve kargalar ve kediler vardı…

Bir kız bisiklet biniyordu ve bisiklet yolunda Kalamış’a doğru hızlıca gidiyordu.. bir iki martı da mavi gökyüzünde süzülüyordu.. ağaçların yeşilliklerini, yolun derinliğini, yerlere dökülmüş sarı, turuncu yaprakları görüyordum ve bunların resimlerini çizmek istiyordum… Güneşin yoğunluğu ve parlaklığı iyice artıyor ve yollar, kaldırımlar, ağaç dalları, gövdeleri, hatta bulutlar parlıyor, canlılıkları artıyordu…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin