Ümit Gezgin
Bostancı sahilde keçileri gördüm.. beyaz, gri, kahverengi keçiler sahildeki çimenlerde otlanıyorlardı.. kimindi bunlar, buraya nereden gelmişti kimse bilmiyordu.. ama bir güzellik katıyorlardı bu keçiler şehir doğasına, sahile, deniz kenarına ve ağaçlarla birlikte çimenlere…

Keçiler şehre, deniz kenarına inmişti.. belki adalara gideceklerdi.. vapur bekliyorlardı.. adalar, gerek Burgaz, gerekse de Heybeli onlar için ideal… Bunları düşünerek Kurbağalıdere’nin oraya doğru uzandım.. dere iyisinden yeşillenmişti.. küçük balıklar yüzüyor ve kireç gibi bir ilaç da dökmüşlerdi.. dere suyu iyisinden temizlensin, diye…

Kesme taşlara basarak ilerliyordum Yoğurtçu Parkı’nın içinden.. derin bir perspektif vardı ve zaman öğleye geliyordu.. çiçeklerin, ağaçların ve küçük binaların kısa, koyu yeşil gölgeleri yol boyunca uzanıyordu.. banklarda yatan evsizler vardı.. bunlar sabah ayazına nasıl dayanıyor, diye düşünüyordum içimden.. patika gibi toprak yolda koşan genç kızlar vardı.. bir de bisiklet kullananlar…


Altıyol’daki, tarihi kilisenin aşağısındaki ve Türk Telekom’un tarihi binasının karşısındaki otobüs durağında bekliyordum.. sahile giden bir Bağdat Caddesi otobüsüne binecek, fotoğraf çekerek ilerleyecek ve sonra da uygun bir kafede çayımı içerken çektiğim fotoğraflardan esinlenerek resimler çizecektim… Işıklarda durmuş karşıya boş gözlerle bakan, meraklı insanları görüyordum otobüsten…

Wyndham Otel’in oradan geçiyordum ve kapıda lüks otomobillerin yanında, taksiler de vardı ve bekliyorlardı.. içerden çıkanlar taksi arıyor veya çağırılan taksileri kısa da olsa bekliyorlardı.. yeni yapılmıştı Kalamış’taki bu tarihsel yüzlü bina…


Yeni binalar yapılıyor.. durmadan yeni binalar.. yeni ağaçlar dikiliyor, yetişmiş ağaçlar.. dükkanlar da özgün tasarımlarla var oluyorlar artık.. ticaret kızışmış demektir bu..Kastamonu Pastırmacısı da öyle.. yenidir dükkan tasarımı olarak yeni binanın girişinde açılmış bir dükkan olarak… Caddebostan’ın oraya geldim.. durakta oturup, otobüs bekleyenler vardı ve çocuklar için de plastik mini bir park vardı.. ama hiç çocuk yoktu…

Deniz kenarından ilerliyordum.. uzaklarda adaları, bol güneşi ve keskin gölgeleri görüyordum ağaçların ve elektrik direklerinin.. öbek öbek çiçeklerin de gölgeleri düşmüştü parlak çimenlerin üstüne.. koşanlar da vardı deniz kıyısına yakın bir yerde…






İlk yorum yapan siz olun