Ümit Gezgin
Yola çıktığımda anladım, kırmızı otomobiller park etmiş.. ilerliyordum ve yol düzgün görünüyordu.. sonra hareket halinde araçlar, motorlar, bisikletler yoktu..kuşlar da uçmuyordu.. ara sokak mıydı burası ve buradaki apartmanlarda kimler oturuyordu.. o da bilinmez.. apartmanda oturanlar bile bilmiyordu.. bir bilgi sahibi olanlar kapıcılardı…

İlerliyordum.. kuşlara ve kedilere mama vermek için gidiyordum.. saat öğleye doğru geldiği için de ağaçların, direklerin, sokak saksılarının tatlı kısa gölgeleri her yeri kaplamıştı.. gökyüzü alabildiğine mavi ve yeryüzü yeşil, yemyeşil ve sarı, turuncu renklerle kaplıydı…

Bir martıyı gördüm.. ağacın kenarındaydı ve yiyecek bir şey bekliyordu.. oraları temizleyen belediye işçileri ve marinaya bakan, oranın temizliğinden sorumlu çalışanlar için martı gereksiz ve aç gözlü bir kuştu.. benim gibi martıları ve kargaları herkes sevmiyordu.. özellikle kargalardan korkuyorlardı.. kötücül bir özelliği olduğunu düşünüyorlardı kargaların.. o kara tüyleri ve kara uzun, boşluğa bakar gibi bakan gözleri.. ..ya büyük ve sivri gagaları…

Devasa bir heykele bakıyordum.. borulardan oluşmuş heykel.. Sadun Boro’nun heykeli.. yanında eşi ve kedisi vardı.. yerdeki kediler de o kediye bakıyorlardı.. sonra bulutlara.. gökyüzü maviliğine ve güneşe…

Bir zamanlar buralarda deniz varmış, dalgalar taa yukarılara kadar uzanıyormuş.. sonra doldurulmuş buralar ve o kırmızı arabalar gibi arabaların park alanlarına dönüşmüş.. türlü ağaçlar da var buralarda.. eylül ağaçları.. sararmaya yüz tutmuş yaprakları…

Biliyorum nice ressamlar ve yazarlar da burada yaşadı ve ürettiler.. Kalamış’ın, Fenerbahçe ve Moda’nın oralarda nice şiirler yazıldı, resimler yapıldı.. en başta Hasan Vecih Bereketoğlu buraların resimlerini yaptı.. hep dışarılarda, açık havada empresyonistler gibi çalıştı.. Moda’yla, Kalamış ve Fenerbahçe ile ilgili şiirler, güfteler yazıldı ve besteler yapıldı…






İlk yorum yapan siz olun