Nusret Karaca
21 Eylül 2026
“Yazmak, gün içinde tek başına ve uzun soluklu bir yolculuktur” derim ya hep…
Bu tatlı yalnızlığın içinde; aile bireyleri ve tur konuklarıyla yapılan tarihi, turistik geziler bu söze bambaşka bir anlam yüklüyor. Birlikte aynı duyguları, aynı hayranlığı paylaşmak gibi! Bugün tam olarak böyle bir gündü.

Çukurbağ Aquarius’tan Kaş merkeze geçiyoruz. Her gelişimizde, İstanbul’a dönüş öncesi birkaç gün konakladığımız Aqua Princess Otel’deyiz. Eylül ayı, Kekova’nın o meşhur koylarını gezmek için muazzam bir hava sunuyor bizlere. Biz de bu güzel günü değerlendirmek adına mavi bir yolculuğa karar verdik. Gönderilen servis aracıyla Üçağız’a (Kekova), teknemize doğru hareket ettik.

Üçağız (Teimiussa), Antalya’nın Demre ilçesinde yer alan,üç deniz girişi nedeniyle bu adı almış bir balıkçı köyü.
Buraları daha önceleri gezip görmüş olmamıza rağmen, tarih ve doğayla yeniden kucaklaşmak ilk günkü gibi heyecan verici. Ve elbette, dağarcığımıza yeni notlar eklemek, yazarlık heybesini beslemeye devam etmek için de harika bir fırsat…

İşte rehberlerimizin keyifli anlatımları ve kendi arşivimdeki notlarımla günlüğüme düşen Kekova’nın saklı hazineleri:
Akvaryum Koyu: Kekova Adası’nın batısında yer alan, adını kristal berraklığındaki suyundan alan bir doğa harikası. Karadan ulaşımı bulunmuyor. Metrelerce derinlikteki tabanını sanki bir camın arkasına bakıyormuş gibi net gösteren, adeta doğal bir akvaryum.
Tersane Koyu: Kekova’nın kuzeybatısında bulunuyor. Antik Likya döneminde Batık Şehir’in gemi inşa ve onarım merkezi olduğu için bu adı almış.(×) Hem derin bir tarihe sahip hem de büyüleyici bir turkuaza.

Batık Kent: M.S. 2. yüzyılda yaşanan büyük depremlerle bir bölümü sular altında kalmış bir Likya yerleşimi. Tekneyle geçerken suyun altındaki ev temellerini, taş merdivenleri ve antik limanı net bir şekilde görebiliyorsunuz. Burası tam koruma altında bir sit alanı.
Kaleköy (Simena): Kara yoluyla araç ulaşımı olmayan, Türkiye’nin en özgün ve büyüleyici yerleşimlerinden biri. Begonvillerle süslü taş evler, denizin içinden yükselen Likya lahitleri ve tepede tüm heybetiyle duran bir kale… 1. derece doğal ve tarihi sit alanı olduğu için bölgede yeni yapılaşmaya kesinlikle izin verilmiyor.

Daha önceki gezilerimiz sırasında tuttuğum notlar arasında yabancı turistlerin Kaleköy hakkındaki izlenimlerine dair şu tatlı ayrıntılara rastladım:
Kaleköy’de tatil yapan Belçikalı turist Valerie Charlanne, “Ben burada kendimi cennette hissediyorum. Burası dünyadaki cennet. İnsan burada huzur buluyor. Gelecek yıl yakınlarımla tekrar geleceğim,” derken; Kaş’tan katıldığı bir yat turuyla burayı keşfeden Fransız tatilci Eric Lohrer ise, “Kaleköy’ü görünce cennete geldiğimi anladım. Hemen Kaş’a dönüp otelimden ayrıldım ve tatilimi burada geçirmeye karar verdim,” ifadelerini kullanmış.

Hamidiye Koyu: Demre ilçesine bağlı Kekova bölgesinde, Kaleköy’ün yaklaşık 0.5 mil doğusunda yer alan, hem doğal güzelliği hem de tarihi önemiyle öne çıkan korunaklı bir koy. Adını, Balkan Savaşları sırasında (1913 yılında) Rauf Orbay komutasındaki ünlü Hamidiye Kruvazörü’nün düşman gemilerinden gizlenmek ve fırtınadan korunmak amacıyla buraya sığınmasından alıyor.
Korsan Mağarası: Kaş ve Demre arasında, Kekova bölgesindeki Aşırlı Adası’nın güney ucunda yer alan büyüleyici bir deniz mağarası. Geçmişte korsanların saklanma ve ganimet depolama yeri olarak kullandığına inanılıyor. Geniş bir ağza ve kristal netliğinde turkuaz sulara sahip. Ancak bu mağara ve Mavi Mağara, Akdeniz foklarının “yatak odası” ve üreme alanı olduğu için SAD-AFAG projesi kapsamında tekne girişine tamamen kapatılmış, girişleri zincirlenmiştir.

Burç Koyu: Demre sınırlarında, Kekova Adası bölgesinde yer alan, doğal tatlı su kaynakları ve tarihi kalesiyle ünlü korunaklı bir koy. Koyun hemen tepesinde, geçmişte muharebelerde top atışları için de kullanılmış olan tarihi bir Osmanlı burcu yükseliyor.

Esmeralda Koyu: Kekova Adası’nın ve Simena Kalesi’nin hemen civarında yer alan, Akdeniz’in en berrak ve bakir noktalarından biri. Koyun ismine dair farklı rivayetler var:

Bir rivayete göre yirminci yüzyılda bu bölgeye gelen bir geminin ismi Esmeralda’ymış.()
Bir başka rivayete göre ise adını, buraya ilk kez 1960 yılında gelen bir mavi tur teknesinden almıştır.
Ancak en güçlü ve yaygın olanı; adını zümrüt yeşili ve turkuaz tonlarındaki büyüleyici su renginden aldığı yönündedir.
() Esmeralda, Victor Hugo’nun 1831 yılında yayımlanan ünlü romanı Notre-Dame’ın Kamburu’ndaki baş karakterdir. Portekizce ve İspanyolcada “zümrüt” anlamına gelir.

…
(×)Kekova’nın adını antik dönemde Likya dilinde kullanılan ve “saklı cennet” anlamına geldiği düşünülen “Kakava” kelimesinden aldığı söylenir.
Evet… Yazmak, her gün yeniden doğmak gibi. Gün ne getirirse onu yaşar insan. Bugünün getirdikleri de bunlar oldu; tarihin ve doğanın derinliklerinde ruhumuzu dinlendiren güzel bir zaman dilimi sundu bizlere.
Not: Bu yazı; 21 Eylül 2026 Mavi Kaş Tur Gezisi Rehberi Öykü İşlekler, 2023 yılı gezimizdeki Tur Rehberi Özgür Kadir Bulut’un anlatımları, kendi ön araştırmalarım ve Kaş Belediyesi kitapçıklarından edindiğim bilgilerin harmanlanmasıyla oluşturulmuştur. Bilgilere ulaşmama katkı sağlayan tüm kişi,kurum ve kuruluşlara; 21 Eylül 2026 gezi rotasındaki emekleri için Okan Kaptan ve ekibine teşekkür ederim.
(×)






İlk yorum yapan siz olun