Ümit Gezgin
Her yerde arabalar, taksiler, araçlar.. kamyonlar, kamyonetler, özel araçlar, damperli kamyonlar, inşaat araçları.. sürekli, harala gürele bir iş güç telaşı içinde insanlar…

İnsanlardan fazla araç var kaldırım kenarlarında.. onlar yetmiyormuş gibi bir de karşımıza bisikletler ve motorlar çıktı.. zırt pırt ordan burdan çıkıyor bisikletler ve motorlar.. bir bakıyorsunuz sessizce arkanızdan bir bisiklet ve motor gelmiş, hemen yanınızdan geçip gidiyor…

Kızıltoprak’ta bir kafeye oturdum ve resim çizmeye başladım.. tarihi bir yapıyı çiziyor ve boyuyordum.. sonra da kalabalığı, araç, insan ve gürültü kalabalığını düşünerek bir fotoğraf çektim.. bitmeyen, bıktırıcı gürültü yaratıcı bir kalabalık vardı.. şehir belki de tam da buydu işte.. gürültü ve kalabalık…

Yollara bir anda çıkıyordu araçlar ve otobüs duraklarında ya öğrenciler vardı ya da yaşlılar.. Kadıköy’e inmek ve sahilde dolaşmak istiyordu bu insanlar.. olmadı aralarından bazıları vapura binip şuraya buraya gideceklerdi.. tebdili mekanda sıhhat vardır, demişlerdi büyükler.. mekan değiştirmek o anlamda şarttı…

Kadıköy merkezde de yoğun trafik içinde türlü araçlar görüyordum.. bunlar nereye gidip geliyordu böyle.. sürekli dönenip duran araçlar mıydı yoksa bunlar.. sürekli gidiyorlar ve geliyorlardı.. hep aynı araçlar.. zaten hep aynı araçlar vardı.. hep aynı taksiler, arabalar, otobüsler, minibüsler.. bunlar dönenip duruyorlardı insanlar gibi…

Çarşı içine daldım.. baktım insanlar dükkanların vitrinlerine, dışardaki meyvelere bakıyorlar.. alış veriş yapmak isteyenler de yine dükkanlardan içeriye giriyor ve alacakları şeyleri alıyorlardı.. kafeler, barlar, lokantalar da vardı buralarda ve oralar da doluydu.. sonra turistleri görüyordum ve bunlar dünyanın her yanından geliyorlardı artık.. her dilden konuşan insanlar vardı.. eskisi gibi değildi.. eskiden buralarda turist olmazdı.. şimdilerde doluydu…

Sonra döndüm Kuyubaşı’na.. orada karşıdan karşıya geçen gençler vardı, okullarına gidiyorlardı.. bazıları ışıkları beklemeden ve çevreye bakmayı önemsemeden hızlıca karşıya geçmek ve okula gitmek istiyordu.. bazıları da çevre kafelerde pinekliyorlar ve derslerine çalışıyorlardı…

Gençler kafelerde toplanmış ders ve hoca dedikodusunu yapıyorlardı.. ağaçlar kaplamıştı okul içindeki kafeleri.. sabahtan akşama kadar kafelerde oturup derslere girmeyenler de vardı.. bu da onlar için bir tür eğitimdi.. seviyordu bazı gençler okulun kafelerinde zaman geçirmeyi, sohbet etmeyi ve dedikodu yapmayı…
Bulutlar toplanmış, güneş iyisinden alçalmıştı…






İlk yorum yapan siz olun