Ümit Gezgin
Resmin büyüsü, hayatın gerekliğine karışıyor.. dahası hayatın gerçekliği resmin içinde yaşayarak, onu büyülü bir gerçekliğe, büyülü bir üst katmana çıkarıyor.. çünkü resim, gerçekliğin ötesinde bir gerçekliği işaretler.. resimlerimde de ben bunu arıyorum…

Baktığım yerleri değiştiriyorum.. bakanlar tam ne anlattığımı anlamıyorlar.. onlar da kendilerine göre değiştiriyorlar ve yorumluyorlar.. zaten resim yapan anlamında da bakan anlamında da yorumdur.. yorum kendine göre değiştirmek, dönüştürmek ve farklı anlamlar katmak, boyutlarlar eklemek anlamına gelmektedir…

Yollar değişiyor, ağaçlar kocamanlaşıyor ve mavi konturlarla belirginleştiriliyor ve başkaları için soyut kelebeklere dönüşüyor bu ağaçlar.. gökyüzünü serbest ve sonsuz beyazlıklar içinde bırakıyorum.. insanlar da birer leke.. yaşamıyorlar, sadece bakıyorlar, belirsiz bir noktaya bakıyorlar…

Karşı yakaya, Avrupa yakasına bakıyordum.. vapurdaydım ve küpeştede durmuş öylesine bakıyordum ve vapur hareket halindeydi.. bir çay aldım ve cam kenarına oturdum.. dalgalar, tekneler ve motorlar yüzüyordu Boğaz sularında…

Yolda giderken, sıcaklığın ve sonsuz maviliğin fotoğraf sanatında da resme yaklaşan anlamlar yüklendiğini anlıyordum… Arabalar ardı ardına dizilmiş ve kimliklerini kaybetmişlerdi…

Bu ağaçlar çam ağaçlarıydı.. yaz kış yeşildi yaprakları ve yaprakları dökülmüyordu pek… Yaşlı kadınlar, aksayan erkekler görüyordum kaldırım üstlerinde.. stadyuma doğru yürüyorlardı.. arabalar da hastanenin önünden geçip gidiyorlardı…

Tarihi binayı güneşle yıkanmış vaziyette görüyordum.. bahçesinde park etmiş araçlar vardı…






İlk yorum yapan siz olun