İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ressam Kadir Uz’un Atölyesini Ziyaret Ettik…

Ümit Gezgin

Ressam dostumuz Kadir Uz telefon ettiğinde Yoğurtçu Parkı içindeki Khalkedon Kafe’de resim yapıyordum.. Kadir öğleden sonra Karaköy’deki atölyesinde beklediğini, söyledi.. Alp hocaya telefon edecektim.. o da gelecek ve birlikte sanat ve kültür üzerine video çekimi yapacak ve aynı zamanda da sohbet edecek, sanat adına plan program yapacaktık…

Yola çıktığımda hava bayağı da sıcaktı.. kuşlar uçuyor, sararmış yapraklar Yoğurtçu Parkı’nın içine dağılmıştı.. Kurbağalıdere suyu da iyisinden yeşillenmişti ve çevresinde gençler koşuyor, kızlar minik köpeklerini gezdiriyor, bisiklete binenler, skooterlarla gelip geçenler oluyordu…

Kadıköy’e kadar yürüdüm.. Vapur Kafe’nin balkonunda bir iki resim çizdim.. Haydarpaşa Gar’ı güzel görünüyordu.. İstanbul sisler gerisine çekilmiş, deniz yeşilden koyu maviye kadar uzanmış, renk değiştirmişti…

Sonunda vapura bindim.. vapurun arka balkonuna çıktım.. çatı balkonu seyir terasından İstanbul’a baktım.. Beşiktaş’a ulaştığım zaman yürüyerek ve zaman zaman durarak resimler çizdim… Sonra Baruthane Pilavcısı’nda da bulgur menü bir pilav yedim.. daha sonra da Beşiktaş’ın Kabataş’a giden ana caddesinin üzerindeki Kovan Fırın’da da çay içerek resimlerimi boyadım…

Diğer yandan da Kadir bekliyordu.. Alp diğer yandan gelecek, Sirkeci’ye geçtikten sonra da Karaköy’e kadar yürüyecekti… Ben de otobüs duraklarına ilerledim ve indirimli kartımın indirimi kaldırıldığı için vapur ücreti yirmi liraya, otobüs ücreti de on beş liraya çıkmıştı.. olacak şey değildi bu ama, yapacak da fazla bir şey yoktu… bilet fiyatları dayanılacak hale artık gelmediği için, insanlar yerinden kıpırdayamıyordu adeta…

Karaköy’e, Kadir’in atölyesine ulaştığımda, Alp’in daha gelemediğini gördüm.. o gelmeden resimlere şöyle bir baktık ve bu gerçekçi ve sürreal imgelerle dolu, hepsinde ayrı bir hikaye anlatma potansiyeli olan resimlerin arasında fotoğraflar çekindik…

Çaylarımızı içtik Kadir’le.. Boğaz manzarası en üst kattaki atölyesinden fevkalede görünüyordu.. hava güzeldi ve deniz laciverde çalıyordu.. gökyüzü sisli puslu bir görünümdeydi…

Beyoğlu’na çıkan sokak tepeleme insan doluydu.. dükkanlar şıkır şıkırdı.. müzik dükkanları da buraya toplanmıştı.. her türden dükkan çoğu turist müşterilerini bekliyordu… Kediler, köpekler sokakta, sokak aralarında ve dükkan önlerinde şirin görüntüler veriyorlardı…

Atölyeye çıktık.. Kadir kapıda bekliyordu.. hanın en üst beşinci katındaydı iç içe geçmiş atölyesi.. özgün, yaratıcı düzeyi yüksek resimler duvar boyunca yerleştirilmiş.. ayrıca şövalede yeni bir resim taslağı.. bitmek üzere…

Alp de geldikten sonra Kadir’in resimlerine tek tek baktık.. büyük bir sergiye hazırlanıyordu Kadir Uz.. birçok galeri, müzayedeci, koleksiyoner geliyor gidiyordu sık sık.. o daha çok yurt dışında veya büyük bir mekanda, AKM gibi.. sergi açmak, kitap ve kataloglar çıkarmak istiyordu…

Ele aldığı konuları etkili ve özgün bir estetik dille anlatıyordu.. resimlerinden etkilenmeyen yoktu… Oturduk sanat ve yaratıcılık üzerine konuştuk.. atölyesinin çok güzel bir manzarası vardı… Sonrasında dışarı çıktık, biraz dolaştık ve fotoğraflar çektik…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin