Ümit Gezgin
Batılılaşma sorunsalıyla da alakalı kimlik krizi.. aslında sadece resim alınında değil, sanatın ve kültürün bütün alanlarında ciddi bir kriz söz konusu..kendi kimliğinden uzaklaşarak, başka bir kimliğe bürünmeye çalıştıkça yabancılaşma da devreye girdi… Türkiye’de modern sanatın gelişim sürecinde sanatçıların, Batı sanat akımları ve kendi kültürel mirasları arasında yaşadığı kimlik krizini ve özgünlük arayışı hala devam ediyor ve özgünlük arayışının kimlikle ilgili olduğunu da çoğu sanatçı hala tam olarak algılamış değil…

Hikmet Onat

Burhan Doğançay
Bu konu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar uzanan bir dönemde sanatçıların kendilerini ve eserlerini nasıl tanımladıklarını, kimliklerini nasıl ifade ettiklerini ve bu süreçte özgün bir sanat dili oluşturma çabalarını düşünmek gerekiyor…
Batı Etkisi ve Kimlik Arayışı:
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Batı ile artan etkileşim, sanatçılar üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Sanatçılar, Batı’daki sanat akımlarını öğrenmiş ve bunları kendi eserlerine yansıtmaya başlamışlardır. Ancak bu, bir kimlik krizi yaratmıştır; sanatçılar, Batı sanatını taklit etmekle özgün bir Türk sanatı yaratmak arasında kalmışlardır. Batıda yaşayan sanatçılar bile kendi kimliklerinden tam olarak kurtulamamışlardır. Öyle ki, kendi sanat dil ve disiplinleri içinde bile tam bir yabancılaşma sağlanamamış.. bilakis ressamların çoğu, kendi özgün kimliklerine, bunu bir özgürlük ve özgünlük olarak algılayarak yönelmişlerdir… Erol Akyavaş, Mübin Orhun, Burhan Doğançay…

Mübin Orhon
Cumhuriyet Dönemi ve Ulusal Kimlik:
Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte, Türkiye’de ulusal kimlik oluşturma çabaları sanat alanında da kendini göstermiştir. Sanatçılar, Türk sanatının kendi özgün kimliğini bulması gerektiğini savunmuş ve geleneksel Osmanlı ve Türk sanat unsurlarını modern tekniklerle harmanlamaya çalışmışlardır.

Erol Akyavaş
Gerek Osmanlı’nın son dönemlerinde, gerekse de Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Batı’ya resim eğitimine giden sanatçılarımız, batı tekniği ve estetiğini detaylı olarak öğrenmelerinin yanında, aynı zamanda kendi kültürel kimliklerine de yönelerek, özgün ve kalıcı çalışmalar ortaya koymuşlardır… Bu konuda da özellikle İstanbul onlar için kurtarıcı bir alan olmuş.. batıdaki eğitimlerinin neticesinde İstanbul’a dönen ressamlar, buranın büyüsüyle kendi kimliklerini bulmuş ve özgürlük içinde nitelikli çalışmalar ortaya koymuşlardır. Bir anlamda İstanbul onların kimlik kaybına uğrayarak, yabancılaşmalarının da önüne geçmiş durumdadır…
Altmışlı, Yetmişli Yıllardan Sonra Gelişen Kimlik Kaybı:
Ama altmışlı, yetmişli yıllardan sonra gelişen yapılar boyutunda bu kimlik krizi derinleşerek artmış.. günümüzde de iyice belirginleşerek, adeta yabancılaşmanın ve kimlik kaybının derin ağı içinde çırpınır olmuştur…
Çağdaş sanat, güncel sanat, soyut sanat boyutlarında gelişen ve kimlikten ziyade absürt olana, yabancılaşmaya, estetik gerçeklikle oynayan boyutlara yönelen Türk resmi, günümüzde artık yabancılaşmış boyutlarda ilerlemekte.. dahası sadece kimlik kaybını değil, aynı zamanda sanatsal özelliğini de yitirmiş görünmektedir…






İlk yorum yapan siz olun