Ümit Gezgin
Karanlık bir hava vardı.. biraz da soğuktu hava.. soğuk iliklerime kadar işliyordu.. bir yere oturup resim çizmek, kitap okumak istiyordum.. onun için de bir kafeye oturacaktım.. ilk önce Kahve Dünyası’na uğrayayım, dedim ama.. ağzına kadar yaşlı insan doluydu.. kös kös oturmuşlar sabit bir noktaya bakıyorlar ve kahve içiyorlardı.. aralarında yaşlılık sohbeti, hastalık dedikoduları yapanlar çoğunluktaydı.. hemen ordan uzaklaştım ve Kızıltoprak’a doğru ana yoldan ilerlemeye başladım…



Kaldırımlar geniş ve farklı parke taşlarıyla döşeliydi.. ağaçlar kuru dallarını gökyüzü griliğine doğru uzatmıştı.. taksilerin sarı boyaları yansıyordu ıslak yollara.. ve bazı dükkanların ışıkları da yine yansıyordu kaldırımlara.. evlerin perdeleri sıkı sıkıya kapalıydı.. içerden herhangi bir görüntü almak mümkün değildi.. kimler yaşıyor ve ne yapıyor bilmek mümkün değildi…



Bulutlar aşağıya inmiş, yürüyorum aşağıya doğru.. ağaçlara bakıyorum ve dökülmüş sarı yapraklar var.. güzel bir görünüm oluşturmuş.. araçlar pahalı, kaldırım kenarlarında park etmiş bekliyorlar.. sahipleri yok ortada.. ya evlerine çekilmişler, ya da kafelerde çay kahve içer olmuşlar… Yapacağım resimleri düşünüyorum ve okuyacağım kitapları düşünüyorum ve sahaflara uğrayayım da kitap alayım, diye düşünüyordum… Parlıyor arabaların kaportaları.. onların nasıl yapıldıklarını, nasıl robotların etkisinde oluşturulduklarını biliyorum.. insanları bekliyor araçlar.. ağaçlar apartmanlara sarılmaya başlamış… Güneş yükseldikçe yükseliyor ben Kızıltoprak’a doğru çıktıkça.. benzincinin oraya çıkıyorum.. oto galerileri var sağda solda…



Kızıltoprak’taki Kahve Dünyası’na veya Starbucks’a uğrayayım, orada resimlerimi yapayım ve boyayayım, diye düşünüyorum.. yolda giderken de insanları, araçlar içinde gidecekleri yere heyecanla gitmeye çalışanları, sonra bol bulutlu gökyüzünü görüyorum.. hemen orada da Florans Nightingale Hastanesi’ni görüyorum ve önünde de bir sürü araba var ve acil servisin önünde de bir ambulans bekliyor ve sigara içen insanlar da kapıda bekliyorlar.. oraya buraya gidip gelenler, oyalananlar var… Oradan da yürüdüm yürüdüm.. yanımda kağıtlarım, kalemlerim var.. kitaplarım var.. bulutlar kalabalıklaşmış ve otopark görüyorum.. ilerde de Söğütlüçeşme Cami var…






İlk yorum yapan siz olun