Ümit Gezgin
Neye göre, nasıl seçerek açılıyor bu sergiler bir bilen varsa bize anlatsın.. İş Bankası, Kibele’de, küratörlü bir heykeltraşın sergisi var.. olacak şey değil.. ama amatörlük, kayırmacılık o kadar alıp başını gitmiş ki.. Türkçe’yi konuşamayan Marcus Graf nasıl olmuşsa her taşın altından küratör olarak sivrilir olmuş…

Gerçek bir heykeltraş olup olmadığı su götürür Ayla Turan’ın üretimleri büyük ve retrospektif sanat eseri olarak anlı şanlı sunulur olmuş.. laf cambazlıkları da alıp başını gitmiş.. İş Bankası’nın sanata destek ve yatırımları böyle üçüncü sınıf bir gerçeklikle devam edip gidecekse, yazık…
Laflara bak: “bağımsızlık, empati ve sakin bir kararlılıkla kendi yolunu inşa eden..” ne bildik laf cambazlıkları bunlar.. sanattan anlamayan kişilerin laf ebeliklerinden başka bir şey değil… Bunu da ancak Graf yapabilir.. yabancı hayranı kişilerin ayran budalası gibi peşinden koştukları, kendinden menkul küratör Graf yumurtlamış da yumurtlamış.. ikinci sınıf heykeltraş.. nerdeyse dünyanın önde gelen sanatçısı olagelmiş…
AYŞEGÜL DALOKAY’IN ŞİŞİRİLMİŞ SERGİSİ

Sosyetik galerilerde sosyete sergi açar.. böyle bir kural var mı, bilmiyorum.. ortada eleştirmen olmadığı, herkes yıkamacı yağlamacı olduğu için, herkes sanatçı, küratör, galerici, müzeci, müzayedeci kesildi baksanıza…
Ayıkla ayıkla bitmiyor.. ne söylesek bir eksik, beş eksik kalıyor.. ilk kişisel sergisi Dalokay’ın.. iddialı lafa bak: “zihnimdeki dalgalar..” laf kalabalığı sanatsal kılınmak için absürtleştirilmiş.. “hızın ve kesintisiz enformasyon akışının belirlediği bugünün görme biçimine karşı bir durma hali öneriyor..” cambaza bak kabilinden felsefe yumurtası…
Yalın ve anlaşılır yazamadıkları, dahası yapılan işlerin saçma ve gereksiz olduğunu da bilemedikleri için, netlikten uzak arapsaçına çeviriyorlar her şeyi.. o zaman da bu sanat oluyor.. yapanlar da sanatçı.. ne kadar kolay değil mi…






İlk yorum yapan siz olun