Tıp tarihçisi, hekim, ressam ve tezhip sanatçısı Ordinaryüs Prof. Dr. Süheyl Ünver, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının (TÜYEK) ortaklaşa düzenlediği “Vefatının 40. yılında Süheyl Ünver” programında anıldı.

TÜYEK Seminer Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılışına konuk olan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Süheyl Ünver‘in kültür hafızalarında çok özel bir yere sahip olduğunu belirterek, “Süheyl hocam bir bilim insanı sıfatıyla duruşunu hiçbir zaman bozmadı. Doğrularından ödün vermedi. İnanın bana bu duruş, birçok insanda ilham oldu.” dedi.

TÜYEK’in çok önemli işlere imza attığına da işaret eden Yazgı, “TÜYEK, kültürümüzü koruyor. O özel eserlerin konservasyon ve restorasyon süreçleri çok zorlu süreçlerdir. Bugün bir kez daha anlıyoruz ki onları ne kadar güzel korursak, bu özel koleksiyonları ne kadar halkımızla paylaşırsak, ecdadımıza olan sorumluluğumuzu daha iyi yerine getireceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“Süheyl Ünver ile ilgili bir dizi çalışma yapacağız”

TÜYEK Başkanı Coşkun Yılmaz da programın açılışında, Süheyl Ünver‘in kendilerindeki bütün defterleri, dosyalarını 2013’ten sonra Süleymaniye’de bir Süheyl Ünver Araştırma Merkezi kurarak restore ettiklerini, bakım ve onarıma aldıklarını söyledi.

Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanlığının Süheyl Ünver ile ilgili birçok kitap çıkarttığı bilgisini vererek, “Yine biz, bakanlığımızın talimatı doğrultusunda Süheyl Ünver ile ilgili bir dizi çalışma yapacağız. Mart ayının sonunda bir Süheyl Ünver sergisi açacağız, uzmanlarımız çalışıyor. Onun dışında sekiz tane daha kitap yayımlanacak.” diye konuştu.

Ünver’in şiirler de tercüme ettiğini belirten Yılmaz, şunları anlattı:
“Şiir tercüme etmesi Ünver’in hiç bilinmeyen bir yönü. Onu kitap olarak yayımlayacağız. Çok başarılı çevirileri var ve çok önemli bir vasiyetini yerine getireceğiz. Kızı Gülbün Hanım’ın kendi koleksiyonundaki defteri hem de bizdeki defteri birleştirerek onu da yayımlayacağız. Toplamda 10 tane yayınımız olacak. Tabii bir de Süheyl Ünver kitabı hazırlıyoruz. O kitapta da Süheyl Ünver’in talebelerinin hatıralarını merkez alarak bir kısım bulduğumuz uzmanların yazılarını ve sergimizi kitaplaştırarak yayımlayacağız.”

Yılmaz, Süheyl Ünver’in “Beni anmak, hatırlamak istiyorsanız Süleymaniye’deki eserlerim yeter.” sözlerini paylaşarak, “Ünver, Titanik gemisini batıracak fırtınayı bile geride bırakan fırtınalı ve kasırgalı bir ortamda, ne bulduysa, gördüyse hiç ‘vatan gitti’ psikolojisine kapılmadan, sükunet ve kendisine emniyetle kaydeden, tespit eden, hafızaya alan ve aktaran birisidir.” görüşlerini paylaştı.

Programa katılamayan Ünver’in kızı Gülbün Mesara ise gönderdiği mesajda şunları kaydetti:
“Adını taşıyan odası ve eserleriyle varlığını Süleymaniye Kütüphanesi’nde halen sürdürmekte olan aziz babam Ahmet Süheyl Ünver’in vefatının 40. yıl dönümü vesilesiyle yapılmakta olan bu anma toplantısında bulunamadığım için üzüntülerimi ifade etmek istiyorum. Onun hatırasını canlı tutan başta kütüphane yetkilileri olmak üzere bu anlamlı toplantının değerli katılımcılarına bu vesile ile sonsuz minnet ve şükranlarımı sunuyorum.”

“Gerçek manada bir muhafızdır”
Programda konuşan yazar Beşir Ayvazoğlu, Ünver’i lise yıllarında tanıdığını söyleyerek, “Yıllar sonra TRT’de çalışmaya başladım. Ramazan programları için Süheyl Bey’le görüşmek üzere beni Cerrahpaşa’ya gönderdiler. Süheyl Bey’le dört program çektim. Sonra 1985’te Tercüman gazetesine kültür sanat servisine yönetici olarak geldim. Birkaç ay sonra Süheyl Bey vefat etti. Onun vefat haberini yazmak zorunda kaldım. Çok üzülmüştüm.” dedi.
Ünver’in eserleriyle yaşadığını kaydeden Ayvazoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Gerçek manada bir muhafızdır. Hiçbir şeyi kaybetmeden, sevgiyle, hoşgörüyle, yangından mal kaçırır gibi, kendini tamamen mevcut İstanbul, Üsküdar manzaralarını korumaya ve gelecek nesillere ‘nasıl bir yerde, şehirde yaşıyorduk’ mesajını iletmeye adamış bir adamdı. Öyle büyük sanatkarlık gösterisi değil, en kısa zamanda en çok görüntüyü zapt etmek amacıyla sulu boyasını, kara kalemini kullanmış. Hakikaten inanılmaz bir adam.”

Sanatçı Çiçek Derman ise Ünver ile tanıştığında kendisi için başka bir dünyaya kapı açıldığını dile getirerek, “Birkaç hafta sonra Süheyl Hocam yanıma yaklaşıp, ‘Kızım benim yardımcım ayrılıyor, benimle çalışmak ister misin’ dedi. ‘Hocam yapabilir miyim?’ dedim. ‘Yaparsın, ben sana inanıyorum’ dedi. O 22 ay bana 22 sene kadar faydalı oldu. Hayatıma yön verdi, görüşüm değişti. İstanbul’u, kültürümüzü, sanatımızı tanıdım. Son derece müstesna bir insanla beraber çalışmanın ne kadar büyük bir lütuf olduğunu her an hatırlamaktayım.” ifadelerini kullandı.

Ahmet Süheyl Ünver
(17 Şubat 1898, İstanbul – 14 Şubat 1986, İstanbul), Türkyazar ve doktor.
Hayatı
17 Şubat 1898’de İstanbul‘da doğdu. Medresetü’l-Hattatin’de tezhip ve ebruöğrendi. Türk süslemesi minyatür sanatı ile uğraştı. Darülfünun Tıp Fakültesi‘ni bitirdi (1920). Paris Tıp Fakültesi’nde iç hastalıkları uzmanlıklarını tamamladı (1927-1929). Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği ile Farmakodinami müderris yardımcılığı yaptı (1930). Gureba ve Haseki hastanelerinde çalıştı, Sanayi Mektebinde asistanlık yaptı. İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsünü kurdu, Güzel Sanatlar Akademisi hocalığı yaptı. 1933 senesinde Üniversite Tıp Tarihi Enstitüsü direktörü oldu. 1938’de profesör, 1954’te ordinaryüs profesöroldu. 1967’de Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Tıp Tarihi ve Deontoloji kürsüsünü kurdu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde “Türk Minyatürü ve Süslemesi” hocalığı yaptı. Romanya, Yugoslavya, Yunanistan, Fransa, İsviçre, İtalya, Almanya, Avusturya, Mısır, Irak, İran, ABD ve Hollanda‘da inceleme gezilerinde bulundu (1929-1969). Topkapı Sarayı Müzesinde 500 yıllık nakışhaneyi yeniden kurarak öğrenci yetiştirdi. Öğrencilerinden biri de daha sonra nakışhaneyi bırakacağı kızı Gülbün Mesara‘dır.[3] Ünver, 1973’te emekli oldu, 1986’da öldü.

Arapça, Farsça, Fransızca biliyor; ney üflüyor; aynı zamanda ressam, minyatürcü, tezyinatçı ve hattattı. Türk kültürünün bütün yönleriyle ilgileniyordu. Arşivciydi ve arşivini kendi kurduğu enstitülere, Türk Tarih Kurumuna, Süleymaniye Kütüphanesine bağışlamıştır. Hayatı boyunca yoğun bir araştırma ve yazma işine kendisini vakfetmiştir. 18 bilimsel kuruluşun üyesi olmuş, tıp tarihi, bilim tarihi, kültür tarihine ait 2500 civarında kitap ve makale yayınlamıştır. 1985’te Kültür Bakanlığınca büyük ödüle layık görülmüş, yurt dışında da ödüller almıştır. Dergi, gazete ve ansiklopedilerde sayısız yazısı vardır. Tarihten Sesler dergisinin de kadrosunda yer almıştır.
Kendisini etkileyen hocaları Hoca Ali Rıza Bey, Abdülaziz Mecdi Tolun, Akil Muhtar Özden‘dir.

Başlıca eserleri
- 1921: Lalezar-ı Süheyli & Tarihimizde Lale Merakı
- 1936: Uygur Hekimliği
- 1937: İslam Tababetinde Türk Hekimlerinin Mevkii ve İbni Sina’nın Türklüğü
- 1938: Anadolu Beylikleri ve tıp tarihimiz
- 1939: Yılan remzi ve Selçuklular Tababeti
- 1940: Selçuklular Döneminde Tıp
- 1940: “Selçuk Tababeti”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara
- 1940: Mahya Hakkında araştırmalar
- 1943: “Tıb Tarihi”, İstanbul Üniversitesi Yayınları
- 1943: İlim ve Sanat Bakımından Fatih Devri Albümü
- 1946: Türk Göz Hekimliği Tarihine Ait Notlar
- 1946: Ressam Nigari
- 1946: Fatih Külliyesi ve Zamanı İlim Hayatı
- 1948: Ali Kuşçu
- 1952: Fatih Devri Yemekleri, İstanbul Üniversitesi tıp tarihi Enstitüsü
- 1964: Hattat Ahmed Karahisari
- 1967: 56 Türk Motifi
- 1967: Kahvehanelerimiz ve Eşyası
- 1969: İstanbul Rasathanesi
- 1995: İstanbul Risaleleri, 5 cilt

Anısına hazırlanmış bazı yapıtlar
- A. Süheyl Ünver Bibliyografyası; Gülbün Mesara
- A. Süheyl Ünver Kütüphanesi; Ümraniye
- Bir Ayşekadın Masalı Kadı Bedrettin; Beyaz Arif Akbaş
- Dr. A Süheyl Ünver Bibliyografyası; Osman Ergin
- Garb Dillerinde Dr. A Süheyl Ünver Bibliyografyası; Gönül Özdemir
- Süheyl Ünver Hoca’dan Notlar; Zuhal Özaydın
- Süheyl Ünver; Ahmed Güner Sayar
- Süheyl Ünver Sanat Koleksiyonu I-IV; Gülbün Mesara






İlk yorum yapan siz olun