İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çizgiler ve gölgeler…

Ümit Gezgin

Çizgiler artıyor, çoğalıyor ve dağılıyor.. çizgilerle bir dünya kuruyorum.. gerçekliği çizgiler ve biraz da renklerle vermeye çalışıyorum.. bakıyorum doğada da çizgiler var veya ben öyle görüyorum.. her tarafta çizgi ağırlıklı bir gölge ve renk dağılımı.. anlamı da bu çizgiler, kısa gölgeler, renk tonları oluşturuyor…

Duruyorum orda, hemen kaldırım kenarında ve bir banka torbalarımı koyuyorum ve kağıtlarımı çıkarıyorum.. bakıyorum ileriye.. hareket var gölgeler uzuyor ve sürekli giden gelen insanlar, ilerleyen taşıtlar.. bulutlar da sabit duruyor gibi.. kuşlar da seslerini çıkarıyorlar…

Bazen ince yağlı kağıtlara, afiş kağıtlarına resimlerimi çiziyorum.. resmin ne olduğu üzerine de düşünmek gerekiyor.. şiir nasıl kelimelerle, dille yapılıyorsa, resim de çizgi ve renklerle yapılıyor.. ben çizgi ağırlıklı bir ressam olarak tanımlıyorum kendimi.. sadece fırça ve boyayla oluşmuyor resimlerim.. çizgi, sınır demek ve sınırları seviyorum.. bir tür gerçeklik bu.. ayağı yere basan bir gerçeklik demek çizgi…

Renkleri de bilinçli olarak seçmiyorum.. mekanı belirledikten, araçları, ağaçları, insanları ve binaları kendi üslubuma göre çizdikten sonra, renklendirmeye geçiyorum.. zemin rengi kalsın, diyorum içimden.. beyaz veya başka renkler.. çizgiler ezilmesin, yok olmasın istiyorum.. çizgi çünkü temeli binanın, mekanın.. o yüzden kalması gerekiyor çizgilerin…

Resim tarzımın özgün olduğunu biliyorum ve dünyada bu tarz resim yapanlar da pek yok.. özgünlük özgün yaklaşımla gelir.. başkalarına öykünen insanların özgün bir tarz geliştirebileceğini pek sanmıyorum.. onlar ancak başkalarının gölgesinde kalarak adım atabilirler.. doğal olarak yaptıklarına da pek sanat denilemez onların.. olsa olsa zenaat denir yapılanlara…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin