İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi’nde: 12 Mart İstiklal Marşının Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’nden İzlenimler…

Ümit Gezgin

12 Mart günü, Mehmet Akif Ersoy‘un yazdığı İstiklal Marşı’nın kabülü olarak tarihe geçmiş.. aynı zamanda bu anlamlı gün, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi’nde, anma günü bağlamında kutlandı…

Prof. Dr. Nermin Özcan Özer ve Prof. Dr. Asuman Akay Ahmed

Bu anlamlı günde konuşmacı olarak, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Nermin Özcan Özer ve yine Marmara Üniversitesi’nin emekli öğretim üyesi: Prof. Dr. Asuman Akay Ahmed‘in katıldılar ve hem akademisyenlere hem de Eğitim Fakültesi’in öğretmen adayı öğrencilerine önemli bilgiler verdiler…

Bizler sabahın erken saatlerinde üniversitede olduk ve Nermin hocamızın 29 Mayıs’taki atölyesinde bulunduk.. ayrıca da yine Asuman hocamız ve Nermin hocamızın da atölye içinde fotoğraflarını çektim.. daha sonra da konuşmaların yapılacağı salona geçtik… Salon hınca hınç doluydu.. gerek Asuman hocamızın, gerekse de Nermin hocamızın öğrencileri de konuşmaları dinlemeye gelmişlerdi.. hatta bazıları orada akademisyen olarak da çalışıyordu…

Prof. Dr. Nermin Özcan Özer hocamız bu anlamlı günde hem moderatörlük yaptı hem de değerli şair ve düşünce adamı Mehmet Akif Ersoy hakkında herkesin bilmediği önemli bilgiler verdi.. Akif’in İstanbul’da 1873 yılında doğduğunu, belirtti Nermin hocamız.. sadece şair değildi Akif, aynı zamanda veteriner hekim, öğretmen ve siyasetçiydi.. bir müddet mecliste de bulunmuştu… Giriş konuşmasından sonra Dekan Prof. Dr. Halil İbrahim Sağlam hocamızı açılış konuşması yapmak için kürsüye davet etti.. Dekan hocamız da bu anlamlı günde her iki hocamıza, hoca ve öğrencilere teşekkür etti… Daha sonra Nermin hocamız kendi konuşmasına devam etti ve Mehmet Akif‘le ilgili olarak anlamlı, güzel ve kalıcı bilgiler vermeye, yorumlar yapmaya başladı…

Türkiye’nin İstiklal Marşı şairi değildi sadece aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de İstiklal Marşı yazarıydı.. çünkü orada da İstiklal Marşı’ydı Mehmet Akif’in yazdığı istiklal marşı şiiri.. ayrıca Akif, İstiklal Şairi ve Milli Şair ünvanlarına sahipti…

Ayrıca Mehmet Akif Ersoy‘un Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri de Safahat olarak bir araya getirilmişti…

II. Meşrutiyet döneminden itibaren de Sırat-ı Müstakim, daha sonraki adıyla: Sebilür Reşad dergisinin başyazarlığını yapmıştır.. yine Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM’de yer almış Akif…

Mehmet Akif çok yönlü bir sanatçı.. aynı zamanda sporcu olarak da tanınıyordu.. zaman zaman güreş de yapıyor ve yüzüyordu.. iyi yüzücüydü de aynı zamanda Akif.. edebiyata ilgisi olduğu kadar, dilbilime ve dillere karşı da yoğun bir ilgisi vardı.. Arapça, Farsça, Fransınca, Arnavutça da biliyordu Akif.. zaten kendisi de dillere karşı ilgisi, yeteneği olduğunu belirtmiştir defalarca…

Edebiyata ilgisini şiir yazarak gösteriyor başlarda.. edebiyat öğretmenliği yaptığı dönemde şiirin yanında düzyazılar da yazdı.. sonrasında da devam ettirdi bu ilgisini.. Resimli Gazete’de, Servet-i Fünun dergisinde şiirleri yayınlandı, düzyazıları yayınlandı…

Prof. Dr. Nermin Özcan Özer hocamız, kendi konuşmasından sonra, Prof. Dr. Asuman Akay Ahmed hocamızı anons etti.. Asuman hocamız da yine yıllar yılı Mısır, Kahire’de akademisyen olarak eşiyle birlikte bulunmuş ve orada Türkçe dersleri vermişti.. Akif üzerine de değerli araştırma ve incelemeleri bulunuyordu…

Asuman hocamız özellikle Akif’in şiirleri üzerinde durdu.. özellikle de elbet İstiklal Marşı şiiri üzerinde titizlikle, derin bir araştırmayla durdu.. öğrencilerin ve akademisyenlerin bu anlamlı 12 Mart gününde İstiklal Marşı’nın kabulü dolayısıyla hem Akif’i hem de onun şiirini anlamak için önemli bir buluşma noktasıydı…

Akif bu şiiri bir Kurtuluş Savaşı şiiri olarak kaleme almıştı.. ve teklif edilen parayı da almamıştı.. hatta bu şiirini büyük şiir kitabı olan Safahat’a da almamış, onu milletine armağan ettiğini bildirmişti…

Onurlu, ahlaklı bir insandı Akif.. hayatında çıkara ve paraya tamah etmemiş, çıkar peşinde koşmamış, arkadaşlarına hep yardım etmiş, ama kimseden de yardım beklememişti…

Onu bilenler biliyor ve döneminde herkes ona saygı gösteriyordu.. sözünün eri bir insandı Akif.. onun için söz her şeyin başıydı.. sözün de gerçek olmasına ayrıca ehemmiyet verirdi.. “Sözüm odun gibi olsun.. gerçek olsun tek…” diyordu.. edebiyat bile onun için gerçek için vardı.. uydurma, dolambaçlı edebiyattan yana değildi.. gerçekleri, insanı dile getirmeliydi edebiyat ve Akif de zaten şiirlerinde bunu yapıyordu…

Asuman hocamız özellikle o yıllara dikkat çekerek, herkesin de 1921 yılının Anadolu’nun büyük bölümünün işgal altında olduğuna vurgu yapıyor.. böylesi zor koşullarda İstiklal Marşı şiirini yazıyor Akif.. şiir bir ağıt olmanın ötesinde bir irade, bir duruş gerçekliği olarak karşımıza çıkıyor…

Korkma! diye başlar şiirine Akif.. bir güç gösterisi, bir gerçekliğin temsilidir aynı zamanda bu.. okuyana da bir güvence, emin olma durumu verir bu Korkma! sözcüğü…

Yine şiir boyunca da somut ve anlamlı kelimeler kullanılır.. alev, kan, şafak, demir.. yine soyut kelimelerden: özgürlük, vatan, iman da insanlara derinlik ve ruh varlığı kazandırır…

Akif için İslam da, vatan da bütünün içinde erimiş varlıklardır.. ayrı olarak bakmaz bu iki kavrama Akif.. vatan olmasa islam da yaşayamaz.. işgale uğramış toprakta ne din kalır, ne milliyet…

Böyle bir şiir yazılabilmiş değildir.. Akif bu şiiri geceli gündüzlü çalışmalarla ortaya koymuş.. bir milletin gerçekliğini en ince ayrıntı ve varoluşuyla ilmek ilmek dokumuştur…

Çok güzel anlamlı ve kalıcı konuşmalar oldu.. her iki hocamız da bizleri Akif ve İstiklal Marşı konusunda enine boyuna bilgilendirmiş oldular.. bu noktada gerek Prof. Dr. Nermin Özcan Özer hocamızın, gerekse de Prof. Dr. Asuman Akay Ahmed hocamızın sözleri alkışlarla kesildi.. sonunda yine alkışlarla son buldu…

Hocalar ve öğrencilerle birlikte fotoğraflar çekilmeden önce teşekkür belgesi ve resim hediyesi takdim edildi.. daha sonra Dekan hocamızın odasına geçildi.. orda yine kitap takdimi yapıldıktan sonra sohbete devam edildi ve fotoğraflar çekilindi.. ayrılırken tekrar bir araya gelmek ve Akif’in şiiri, bestesi ve müzikal gerçekliği üzerine Dr. Alp Özeren hocamızın da yorum ve değerlendirmelerinin üzerinde durulmasının anlam ve öneminden bahsedildi…

Dekan hocamızdan ayrılırken gerek Nermin hocamızın gerekse de Asuman hocamızın öğrencisi olup burada akademisyen olarak görev alan hocalarımız da tek tek ziyaret edildi ve onlarla da fotoğraflar çekilindi…

Daha sonra yola çıkıldı ve akademisyen hocamız sağolsun bizi arabasıyla Göztepe-Kuyubaşı’na bıraktı.. yine orada da Alp hocamız son müzik yazılarını topladığı kitabını Asuman hocamıza imzaladı… Jale Denizaltı hocamız da Marmara Üniversitesi’nin Başıbüyük Kampüsü’nden geldi ve birlikte hem sohbet ettik hem de fotoğraf çekildik.. sonra da tekrar bir araya gelmeyi planlayarak ayrıldık…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin