Ümit Gezgin
Arabalar parkın kenarındaydı ve fazla da insan yoktu.. kaldırımların üstünde yürüyordum ileriye doğru.. dalgaların sesini de duyuyordum.. dalgalı denizde yelkenli tekneler adalara doğru açılıyordu üstündeki insanlarla birlikte…


Çimenlere basıyordum.. elimde kağıtlar, kalemler resimler çiziyordum.. köpeklerini gezdiren sabah sabah insanlar vardı.. kadınlı erkekli insanlar köpeklerini gezdirmek için çıkmışlardı…


Çimenlere basa basa ilerliyordum.. yol göründü, araçlar ortada yoktu.. otobüs durağında tek tük insan vardı ve köpekler de çimenlerin arasında, ağaç altlarında, çalılarda dolaşıyor, çevrelerine de merakla bakıyorlardı.. bulutlar her tarafı kaplamıştı.. güneş de kalın beyaz bulutların ardında gizlenmişti.. ağaçların bazı dalları, yaprakları çiçeklenmiş, bahar kendisini iyisinden göstermeye başlamıştı…


Deniz kenarında durarak çizdiğim resimler aklıma geliyor.. güneş gökyüzünde süzülüyor ve ilerde de gökdelenler gözüküyor.. Haydarpaşa Gar’ını da görüyorum ve çiziyorum.. renklerle de beziyorum her bir tarafı.. ya bulutlar içinde yüzen martılar.. bu deniz kuşları olmadan İstanbul olabilir mi.. insanlar da var sahilde birlikte yürüyorlar sahil boyunca.. bir vapur da adalara doğru dumanı tüterek ilerliyor Boğaz dalgalarının arasında…


Resmin içinde ağaçlar var ve yapraklar iyisinden her türden yeşille boyanmış.. insanlar da sağda solda yürüyorlar.. araçlar var.. onlar da caddenin ortasında hareket halinde.. kaldırım kenarlarında araçlar.. kafelerde sabah sabah kahvelerini içen yaşlılar ve ışıklarda durmuş, karşıya geçmeyi bekleyen türlü insanlar.. ağaçların dallarında kargalar var.. güneş solgun, bıkkın, uzaklardan melul melul bakıyor…


Elektrik direkleri duruyor.. sakinlik bıkkınlık derecesinde duruyor.. gökyüzündeki kalın kül rengi bulutlar, pamuktan beyaz bulutlarla karışıyor.. güneş kendini hafiften de olsa gösteriyor.. minik, ortada duran havuz içinde renkli renkli mantarlara kargalar konmuş, kediler su içiyor…






İlk yorum yapan siz olun