Ümit Gezgin
Kaldırımlarda resimsel bir güneş vardı.. zaten ben de resimsel olan güneşleri, gölgeleri, gölgelik ve güneşlik yerleri, açıları, güzel deniz manzaralarını veya binaların çevresini sarmış ağaçlık alanları arıyordum.. güneşi düne kadar görmek imkanı yoktu.. ressam için de güneş önemliydi.. atölyelere kapanıp, koyu, karanlık odalarda, sofalarda resim yapanlara karşıt, ben ve benim gibiler için güneş önemliydi…

Dışarılarda dolaşıyor, dışarıdaki güneşi kovalıyor, güneşin hareketlerini izliyordum..çok uzaklarda olmasına rağmen göz alıyordu güneş, göz yakıyordu ve çıplak gözle ona bakamıyordunuz.. bu kadar uzakta olup da bu kadar göz alan başka nesne yoktu evrende herhalde…

Böyle güneşli havalarda baloncular da renkgarenk balonlarıyla çıktılar dışarılara ve kaldırım üstlerinde çocuklu ailelere balonları satmayı başardılar.. hafta sonları zaten bütün kalabalık kaldırımlar baloncularla doluyordu.. deniz kenarları da balon patlatıcılarla.. belediye bunlara bir şey demiyordu.. özellikle balon patlatıcılar, silahlarla martıları, kargaları öldürtüyordu da, belediye yine suspus oturuyor, sadece olanı biteni seyrediyordu…

Sallana sallana yürüyorlardı bir istikamet gözetmeden insanlar.. güneşi gördüler ya.. güneşe doğru yol alıyorlardı işte.. kime ne.. çocuklar da bisikletli, motorlu kaldırımlarda oraya buraya koşuşturuyorlar, annelerin yüreğini hoplatıyorlardı.. gökyüzünde martılar, güvercinler ve kargalar vardı.. birbirleriyle yarışırcasına uçan bu kuşlar aynı zamanda yemek de arıyorlardı yavruları için…

Güneşi görmek insanın hem dışını hem de içini ısıtıyordu.. sonra güneşli havalarda herkes karakterini gizlemek için güneş gözlüğü takıyordu.. bu da güzel bir şey oluyor, insanlara bir hava veriyordu.. kadınlar kuğu gibi süzülüyordu güneşli havalarda deniz kenarlarında ve kaldırım üstlerinde.. bir de ellerinde cep telefonları oluyor.. hem konuşuyor hem de yürüyorlar, olmadı telefonlarıyla fala bile bakıyorlardı…

Orhan Veli boşuna demiyordu, “Beni bu havalar mahvetti!” diye.. böyle havalarda evkaftaki memuriyetinden istifa etmiş Orhan Veli.. demek ki güzel havalarda haklı olarak işe gitmemiş.. deniz kenarına, Ankara’daysa Kuğulu Park’a, göl kenarlarına falan gitmiş.. orada şiirler yazmaya çalışmış..böyle olunca kim gider, dairede çalışır, kapalı, kasvetli ve karanlık mekanlarda…

Ben de böyle havalarda evde durmak istemem.. mutlaka dışarı çıkmalıyım.. ha, zaten ben gezgin bir adam olduğum, soyadım da gezgin olduğu için, içerlerde, sabit noktalarda pek duramıyor, sürekli dolaşıyorum zaten.. ama özellikle güneşli havalarda hiç kapalı mekanlarda öyle saatlerce duramam.. otursam bile bir çay içimliktir bu.. olmadı bir kahve tellendiririm kendime resim yaparken.. kahve çay içerken mutlaka resim yaparım, olmadı çizdiğim resimleri boyarım.. arada da kitap okurum.. bazen sadece kitap okumak için kafelere oturmaya, yani çay kahve içmeye gittiğimi hatırlarım…





İlk yorum yapan siz olun