Ümit Gezgin
Feneryolu Sitesi’nin önünde durdum ve gölgelerin uzamasına baktım.. sabit pazarın içindeki Potlaç Kafe’ye oturanlar burayı bir lokantaya çevirmişlerdi adeta.. kadınların işlettiği bu kafe, yemekleri, tatlı ve börekleriyle tam bir lokantaya dönüşmüştü…

Kitaplar raflarda süsleme kabilinden kalmıştı.. ilk zamanlarda kafe ve kütüphane gibi işlev gören mekan, kısa zamanda para kazandıran lokantaya dönüşmüştü.. zaman zaman ben de oraya oturuyor, kitap okuyup, yazı yazıyor ve resim çiziyordum.. genelde yaşlılar geliyordu buraya.. evde oturacaklarına, kapanana kadar burda oturur, birbirleriyle anılarını tazelerlerdi…

Yeşil alan parlıyordu ve ağaçların dalları ve yaprakları tüm canlılığını koruyordu.. sabit pazarın içinden de bir sürü insan gelip geçiyor ve diğer şeylere dikkat etmiyorlardı.. motorlar, bisikletler vardı park edilmiş vaziyette.. masa ve sandalyeler vardı ve tek tük yaşlı boş gözlerle etrafa bakıyordu masada oturup…

Gölgeler uzuyor Feneryolu’nun orada.. elektrik direklerinin, lambalarının gölgeleri, ağaçların gölgeleri.. insanların gölgeleri.. hepsi kaldırımda, yolda, binaların yüzeylerinde koyu gölgeler halinde yayılmış vaziyette…






İlk yorum yapan siz olun