Hatice Kumbaracı Gürsöz
Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu
Ressam
“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”
“Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Mustafa Kemal Atatürk, eğitimi çağdaşlaşmanın, bağımsızlığın ve kalkınmanın temeli olarak görmüş; cehaletle savaşı en büyük savaş olarak nitelendirmiştir. “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder” sözüyle eğitimin hayati önemini vurgulamıştır.

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 3803 sayılı yasa ile kuruldu. Ülke genelinde 21 enstitü açıldı. Köy Enstitüleri’nin fikir babası dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç‘tur. Dönemin Milli Eğitim Bakanı ise Hasan Âli Yücel’dir. Enstitülerin kurulması, başarıya ulaşmasında Yücel ve Tonguç’un çok büyük emeği var.

İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel 1946 yılında görevlerinden alınınca Köy Enstitüleri adeta öksüz kaldı. Tam bağımsız, laik ve demokratik Cumhuriyet idealiyle yola çıkan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı anısına; Eğitim-Sen Ankara 1 ve 2 No’lu Şubeleri ile Tonguç Belgeliği Vakfı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği, Eğit-Der, BRHD, Alegori Kültür Sanat Derneği, Öğretmen Okulları Mezunları Derneği ve ABB Kent Konseyi’nin birlikte düzenlediği 9. Resim-Heykel Sergisi, 12 Mayıs Salı günü saat 17.00’de Ankara Zafer Çarşısı Sanat Galerisi’nde açılacaktır.
Köy Enstitüleri benim için ayrı bir önem taşır. 1940’ların öğretmenlerinden Babam Ferit Kumbaracı (Adana’da efsane öğretmen olarak anılırdı), Annem Emine Kumbaracı, Amcam Tahsin Kumbaracı ve Teyzem Edibe Gülü, Atatürk Türkiye’sinin laik öğretmenleriydi. İçlerinde en az süre öğretmenlik yapan bendim. Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim ve Seramik bölümünden mezun olduktan sonra rahmetli eşim Büyükelçi Bahattin Gürsöz’le 6 ülkede yaşayarak sanatıma odaklandım. 44 kişisel sergi açtım, 200’ün üzerinde karma sergilere katıldım ve organize ettim. Dışişleri Bakanlığı Suna Çokgör Sanat Galerisi’ni kurup küratörlüğünü üstlendim. Yurtdışında, Akademi’de okurken aslını göremediğimiz eserleri müzelerde izledim. Bu benim için büyük bir sanştı.
Bu sergiye bende dahil 174 sanatçı katılıyor. Başlangıcından itibaren gelenekselleştirilen bu etkinliği, arada bazı kesintiler yaşanmış olsa da, bu yıl dokuzuncu kez gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sergiler, yalnızca Köy Enstitülerinin aydınlanmacı mirasını yaşatmakla kalmıyor; aynı zamanda sanatın birleştirici, geliştirici ve dönüştürücü gücünü de toplumla buluşturuyor. Vakıf ve derneklerin sanatçıları ve Akademisyenlerin olduğu bu sergi, sanatçıların haklarını koruyan GESAM’ın Değerli Avukatı gönlünü sanata kaptırmış Yelda Şütçüoğlu, bu serginin düzenleyicisi ve Komite Başkanı sanatçı Abbas Yaşar Bey’in yolları açık olsun. Bu tür değerli sergiler Ankara’daki sanatseverler için görülmeye değerdir. Daha nice sergilere.
Başkent’ten şimdilik bu kadar, Atatürk’ün yolunda sanat ve güzelliklerin eksilmeyeceği bir Dünya diliyorum.





İlk yorum yapan siz olun