Yeni Resimlerimin Öyküsü

Ümit Gezgin

Resim benim için git gide bir tutkudan ziyade, alışkanlığa, giderek yaşam biçimine dönüştü. Ama sürekli onu, yani resim yapmayı düşündüğümü de söyleyemem. Sürekli resim düşünen, resim çizme rüyaları gören, hayata, sokağa, insanlara ve bütün ilişkilerine resim düzleminde bakan var mıdır, bilmiyorum. Van Gogh hariç…

Spontan, aniden ve yeniden var etmek için doğayı, soyutlama…

Ama günlük hayat içinde resim, bazen unuttuğum bir şey.. bazen sadece onu düşünürüm. Çünkü hayattan, mekandan, çevreden beslenen bir tarzım olduğu için.. bakarak, çoğu kere de çektiğim fotoğraflardan esinlenerek, giderek hayal kurarak çizdiğim ve boyadığım için.. resim çizmek benim için bir yaşam alışkanlığına dönüşmüş vaziyettedir.

Doğa, çevre, mekan.. hayalle gerçek iç içe bende…

Resim çizmek için mutlaka yalnız olmam gerekir. Bazen arkadaşların arasında da resim çizip boyadığım olmuştur. Ama tek başıma bir masa başında, güzel bir manzara karşısında ve mutlu, mesut bir durumda resim çizmenin, boyamanın tadına da doyum olmaz.. Resim defteri veya kağıdına kesik uçlu, parmanent kalemle attığım doğa, çevre yorumları, perspektifli çizimler ve sonrasında Van Gogh suluboyayla yaptığım spontane boyamalar beni iç huzura kavuşturur…

Doğadan iç doğaya yolculuk aslında çizip boyadıklarım…

O zaman anlarım resim, var oluşuma olumlu anlamda katkılar sağlıyor. Resim çizerim durmadan. Süreklilik içindedir bende resim ve yazı, giderek kitap okuma.. Hayatım boyunca bu üç uğraş yaşamımın ana direğini oluşturmuştur. Biri diğerini tamamlar. Biri diğerinden önce veya sonra gelmez.. Okuma, yazma, çizme…

Çizginin, yani resmin ayrı bir ağırlığı vardır, yazının ve okumanın dışında.. Bunlar birbirini tamamlar bende.. birbirinin yerine geçmezler, geçemezler.. Her birinin ayrı bir özgül ağırlığı vardır. Ayrı bir değeri vardır, anlamı ve felsefesi vardır…

Bu doğa beni içine alır sürekler.. Başka bir yaşama katar, çoğaltır…

RESİMLERİMDEKİ DERİNLİK

İnsan sürekli değişiyor. Bu değişimin farkına varmıyor insan.. Sıradan insan ne hayatın, ne kendisinin farkında olmadan yaşayıp ölüyor.. Onlar küçük, sıradan insanlar.. Küçük, sıradan düşlerin, beklentilerin, isteklerin insanları.. Hayat, denildiğinde akıllarına kazanma ve harcama, mal, mülk edinme geliyor.. Emekli olma, sayfiye yerinde yaşlılığı geçirme.. Sonsuza kadar mutlu ve sağlıklı yaşama isteği her birinde… Başka bir istek ve beklentileri yok.

Yaşam dinamizmine katılma da önemli benim için. Gördüğümü çizme değil, yorum katma, değiştirme, farklılaştırma.. giderek soyutlama iyice.. belki tam soyuta ulaşmak istiyorum…

Resimdeki derinlik belki var olma, yaşama isteğinin yansıması.. Yüzeysel resim bana cazip gelmiyor.. Çizemiyorum. İlla bir perspektif, derinlik olacak resimlerimde.. O zaman yaşıyor, resim, ne kadar soyut olursa olsun, kıpırdıyor, hareket ediyor anlamlarına geliyor benim için.. Cıvıltılı, gürültülü ve dinamik olduğunu görüyor ve hissediyorum…

Doğayı, içimdeki doğayla birlikte ancak resim kanalıyla harmanlayabiliyorum.

Resimlerimde değişimi de zaman zaman gözlemliyorum. Bu bendeki değişimin yansıması muhakkak. Daha bir soyutlanma var resimlerimde. Daha bir sonsuza, günlük olanın dışına gidiş.. Daha şiirsel, daha felsefi bir şeyler olmaya başladı…

Bu doğalar benim birer parçam aslında…

Resim, bir alışkanlığa, yaşam alışkanlığına dönüştü benim için.. Okumak gibi, yazmak gibi…

Bir Cevap Yazın