Ümit Gezgin
Dalgalara bakıyordum.. Boğaz dalgalarına ve büyük tankerler de aheste aheste geçip gidiyorlardı Marmara’dan Karadeniz’e.. Karadeniz’den Marmara’ya ve Akdeniz’e doğru.. belki oradan da Atlas Okyanus’una açılacaklardı.. tankerler de bakıyorum resimsel de görünüyor bana.. tankerler, dalgalar, karşı yakada bulunan tarihi binalar ve gökyüzünde, bulutlar arasındaki güneş…

Mor renklere büründürdüm kağıtları.. çizgi ağırlıklı bir renk oluşumuydu yaptığım resim.. aslında Boğaz’da da bu renkler vardı ve mutlu renklerdi bunlar.. biraz da hüzün karışımı vardı üstlerinde.. gökyüzünde, Boğaz sularında gezinen mor renkler ve tarihi yapıların üstündeki sarılar, kahverengiler, turuncular.. yaşam için kıpır kıpır oynaşıyordu renkler… Sonra o renklere sadece Boğaz sularında değil, kıyıda, çimenlerin, parkların, ağaçların arasında da görecektim ve hemen oturup onun resmini çizecektim…

Sonra aklıma Kurbağalıdere kenarında çizdiğim resimler geldi.. yürürken bile resim çiziyordum zaman zaman.. tek tük bulutlar da mavi sonsuzluk içinde yüzen bulutları görüyordum.. gölgeleri, tarihi evlerin, konakların görüntülerini de görüyordum…

Resimlerim zaman zaman değişiyor.. maviler, sarılar ve kahverengiler, yeşillerle birlikte harmanlanıyor.. dalgaları görüyorum resimlerimde ve bir kedi usul usul sahilde yürüyor, arkasında da üç beş kişi.. onlar da ilerdeki vapur dumanına bakıyorlar…






İlk yorum yapan siz olun