İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Boğaz’da Bir Tekne Gezintisinde Hocalarla Bir araya Geldik…

Ümit Gezgin

Hocalarla bir tekne gezisinde bir araya geldik.. daha öncesinde Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-iş Anabilim Dalı’nda master eğitimini sürdüren ve aynı zamanda da Ahmet Ratıp Paşa Güzel Sanatlar Lisesi’nde Resim Öğretmeni olarak görev yapan, master öğrencimiz Onur Öğmen beni arayarak yetenek sınavlarında görev almam için teklifte bulunmuştu.. hocalarla da değerli okul müdürü Gonca Dağoğlu hocamızla da konuştuk ve bu tekne gezisi için de sözleştik…

Tekne gezisi bölüm hocalarının ve branş hocalarının tanışması, konuşması, hoşça bir gün geçirmesi ve aynı zamanda plan proje geliştirmeleri açısından da güzel bir birliktelik sağlayacaktı.. nitekim de öyle oldu.. eski Kuleli Askeri Lisesi’nin önünden kalkan tekneye bindiğimizde on-on beş kişi vardık.. zaten ben oraya vardığımda bir iki hocamızın orada olduğunu gördüm ve onlarla tanıştım.. biri müzik diğeri de bizim branştan resim öğretmeniydi…

Okul müdürü Gonca Dağoğlu ve Müdür yardımcısı Seda Atabaş hocalarımız bizleri iskelede karşıladı ve birlikte daha tekneye binmeden birer fotoğraf çekildik, hatıra olarak kalsın, diyerek… Hep birlikte tekneye, aslında yata bindik.. hafif hafif tekne iskeleden bağını çözerek Boğaz içlerine doğru ilerlemeye başladı.. diğer hocalarımızla da tanıştık.. farklı branşlarda hocalarımız vardı.. tiyatrocular, müzikçiler ve bizden resimciler.. Temmuz başlarken Güzel Sanatlar Lisesi sınavları da başlayacaktı…

Boğaz’ın mavi hafif dalgalı sularında tatlı tatlı hareket ediyordu tekne.. güzel bir tekneydi.. yatla tekne karışımı konforlu bir şey.. Antalya’dan buraya gelmiş ve Gonca hoca onu tutarak, Boğaz sularında birlikte gezi yapar olmuştuk.. çaylar kahveler içiliyor, limonatalarla hocalarımızın yaptıkları dolmaları, pilakileri yiyor, sarmalara ve tatlılara da el atıyorduk… Üniversitelerden gelip destek veren müzik ve tiyatro hocalarımıza Gonca hoca teşekkür plaketi takdim etti.. her yıl hocalarımız büyük destek vererek güzel sanatlar lisesi sınavaları için gayretler gösteriyorlardı ve doğal olarak takdiri de hak ediyorlardı…

Hem hocaların sohbetlerine katılıyor, hem de eşsiz manzaranın tadını çıkarmaya çalışıyordum.. bol bol fotoğraf çekiyordum.. bazılarını yazıda kullanmak için, bazılarının da resimlerini çizmek için.. İstanbul Boğaz’la birlikte dünyanın başkenti olmayı hakediyordu.. her tarafta mavilik çepeçevre sarıyor, sarmalıyordu İstanbul’u.. dalgalar da bu güzelliğe eşlik ediyor, martılar gökyüzü maviliği içinde beyaz kuğular gibi süzülüyordu…

Teknede müzik de vardı.. hocalar müzik için de hazırlanıyorlardı ve manzaraları düşünüyordum ben de.. İstanbul eski zamanların İstanbul’u değildi artık.. tepeler binalarla dolmuş, nüfus yüzbinlerden on milyonlara gelmiş dayanmıştı.. buna rağmen İstanbul, Boğaz güzelliğiyle birlikte zengin ve renkli bir dünya şehri vasfını sürdürüyordu… Galatasaray Üniversitesi’nin önünden geçiyorduk ve mezuniyet törenine hazırlanıyordu üniversite.. sarı badanaları ve tarihi yapısı Boğaz sularına vuruyor, öğrenciler tatlı bir mezuniyet telaşı yaşıyorlardı… Biz de değerli müzik hocalarımıza eşlik ederek popüler parçalardan, klasiklere kadar müziğin ritmine, sözlerine uyuyor, geçen motorlara, teknelere el sallayarak, dalgaların üstünde salınan bir yatta hep birlikte şarkılar söylüyorduk…

Aklıma Salah Birsel’in “Boğaziçi Şıngır Mıngır” kitabı geliyor.. bu tarihsel edebi kitap, sadece Türk edebiyatının değil, aynı zamanda dünya edebiyatının da şaheserlerinden biri olarak karşımda duruyor.. kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum bu kitabı ve başucu kitaplarımdan biri olduğunu da burada söyleyebilirim.. böyle kitaplar, yani başucu kitaplar zaten sanatı ve sanatçıyı varediyor.. başucu kitaplarınız yoksa, sanat yolunda da tökezlemeden gidemezseniz demektir… Bir yandan da şarkılar ve türkülerle coşmuş, dalgalarla birlikte martılar da bizlere eşlik etmişti.. Gonca hocamıza ve arkadaşlarına teşekkür üzerine teşekkür ediyorduk.. En sonunda teknenin ön tarafına kurularak, güneş altında güzelce hep birlikte bir anı fotoğrafı çektirdik.. tiyatrocular, müzikçiler ve biz resimciler.. bir arada olmanın, üç sanat disiplini hocalarının bir aradalığının güzel bir örneği olarak anı belleğimizde bu fotoğraf yerini çoktan alıyordu…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin