Ümit Gezgin
Sanat eğitimci hocalarımız olan: Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Nermin Özcan Özer, Cadence Boyaları Sanat Direktörü: Jale Denizaltı, Kadıköy Halk Eğitimi Merkezi Resim Öğretmeni: Meryem Kırıkçı, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Resim-iş Öğretmenliği Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Ümit Gezgin ve Bezmi Alem Üniversitesi ve İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Müzik Öğretim Görevlisi: Dr. Alp Özeren‘le birlikte, Güher Elçiçek‘in sahibi olduğu Beyaz Köşk Sanat Galerisi için yola çıktık…


Hocalarla galeriye, Güher hanımla buluşmak için Göztepe Tren İstasyonu’nun ordaki Venüs Kafe’de ilk önce buluştuk.. ben bir saat önce gittim.. daha sonra Alp hoca geldi.. hepimizden önce de Meryem hocamız gelmiş, bahçe kısımında oturup kahvesini içiyormuş.. sonra bir araya geldik ve Nermin hocamızla Jale hocamız da göründü zaten.. oturduk, bir süre hal hatır sorduk, çaylarımızı içtik.. çıkışta da istasyonun oralarda birlikte fotoğraflar çekildik…


Sonunda Beyaz Köşk’ün kapısına geldik.. güneş akşamüstü olmasına rağmen yakmaya devam ediyordu ve insanı da bunaltıyordu.. kuş sesleri, yaprak hışırtıları ve binaların, ağaçların gölgeleri biraz serinlik yaratıyordu.. köşkün bahçesinden içeriye girdik ve bir fotoğraf daha aldık.. kapıda görevli arkadaşımıza Güher hanımı sorduk.. içerde, sizleri bekliyor, buyrun bahçe kısmına, dedi arkadaşımız.. biz de beklemek üzere bahçe kısmındaki masaya yöneldik.. orası daha serindi ve hemen yanında da küçük, sevimli bir fıskiyeli havuz vardı… Güher hanım da geldi.. çalışan arkadaşımız da.. çaylar, kahveler geldi.. poğaçalar, kekler.. hem yedik-içtik hem de sanatı, sanat eğitimini, sergileri, akademik çalışmaları, sanata karşı ilgiyi, alakayı ve sanat eğitiminin hem özel hem de tüzel boyutlarıya ne kadar faydalı olduğunu konuştuk…

Daha sonra Güher hanımla birlikte hem galeriyi, hem sergiyi gezdik.. güzel bir galeriydi.. hobi öğrencilerinin resim ve seramik çalışmaları vardı.. kendisinin de seramik çalışmaları vardı ve özgün, kalıcı çalışmalar olarak görülüyordu.. öğrencileri de farklı mesleklerden geliyordu.. yetmiş seksen yaşlarında meslek, iş-güç sahibi öğrencileri vardı.. kimi doktor, kimi mühendis, kimi profesör.. hepsi kendini ifade etmek için, Güher hanımın yönettiği seramik ve resim kurslarına geliyor, kendilerini geliştirmeye çalışıyordu…







Farklı farklı çalışmalar vardı.. sergi bitmişti, ama geride kalanları, galeri mekanı içinde geziyor, Güher hanımdan da bilgiler alıyorduk.. gerek ben gerekse de Alp hoca seramikler, resimler hakkında sorular soruyor.. bu çalışmaları yapan kişilerin kimliklerini ve mesleklerini ve niçin sanata yönelmek istediklerini de öğrenmek istiyorduk.. bu çok önemliydi.. belli, toplum içinde seçkin mesleklerde bulunan ve belli olgun yaşlara gelmiş çoğu kadın insanlar sanata yöneliyordu.. ama içlerinde erkekler de vardı.. az da olsa, erkekler de, çoğu tıp kökenli olan, sanata yöneliyor, orada kendilerini ifade ediyorlardı ve bundan da mutlu oluyorlardı…

En sonunda, sergiyi bir güzel gezdikten ve hem galeri, hem eğitim boyutu ve hem de sergi hakkında yeterli bilgi aldıktan sonra ayrılma vakti gelmişti ve galeri kapısında da hep birlikte fotoğraf çekilerek, tekrar görüşmek üzere Güher hanıma veda ettik…






İlk yorum yapan siz olun