Ümit Gezgin
Kadıköy’de Beşiktaş’a gidecek vapuru bekliyordum.. sonunda geldi ve gençli yaşlılı kalabalık bir grupla vapura doluştuk.. hemen arka güverteye, oradan da vapurun balkonlu kıç kısmına geçtim.. sahilde oturan insanlara bakarak onların resimlerini yapmaya başladım.. yani çizmek.. benim için çizgi ve çizginin değeri önemliydi ve çizgi aynı zamanda kavramsal bir öneme, derinliğe sahipti.. içinde düşünceyi barındırıyordu çünkü…

Çizdikten sonra boyuyordum resimlerimi.. çizgi başat ögeydi.. Ünsal Toker için öyle değildi belki İstanbul’dan kalkan resimleri için.. ama biliyorum ki İstanbul merkezli resim yapan ressamlar tarih boyunca hep çizgiden ziyade renge önem vermişlerdi…

Bir Fahri Sümer çizgiye önem vermişti ama O da İzmir ressamıydı.. tuvalini veya kağıdını, sehpa ve şovalesini İzmir’e, onun kıyılarına koyan, turistik yerlerini dolaşan bir ressamdı.. çünkü İzmir’de sanat hocalığı, resim hocalığı yapıyordu…

Beşiktaş’a indim ve yeni iskeleden ileriye sahilden yürümeye başladım.. insanlarda bir telaş, yetişmeleri gereken bir yerler bir şeyler varmış gibi hızlı hızlı gidiyorlardı.. nereye gidiyordu bu insanlar, diyordum içimden… Koştur koştur gitmeye, çevreye bakmaya, çocuklarıyla ilgilenmeye, vapurlara, teknelere, yatlara, tankerlere bakmaya, fotoğraf çekmeye devam ediyorlardı bir yandan da… Durdum orda ve Sinan Paşa Cami’ne ve Barbaros Hayrettin Paşa’nın türbesine bakarak resim çizdim ve yanımda da gençler belirdi.. onlar da kendi aralarında geçen teknelerin önünde durarak fotoğraf çekiniyorlardı… Sonra ilerledim ve meydanın hemen ilerisinde ve otobüs durağına yakın bir şekilde Barbaros’un türbesine iyice yaklaştım ve gelip geçenlerin meraklı bakışlarının altında resmini çizmeye başladım türbenin aynı zamanda…

Türbenin bahçesine girdim.. bazı insanlar da vardı.. türbenin içine giriyor dua ediyorlar ve bakıyorlardı.. türbenin bahçesinde de Barbaros Hayrettin Paşa’nın ailesinin mezar taşları vardı.. belki başkalarının, mesela denizcilerin de mezarları vardı, onu bilmiyordum…

Sinan Paşa Cami’sine baktım.. yukarıya merdivenleri çıkarak yola uzandım ve orda bütün tarihselliği ve estetiğiyle her yerden görülen ve her yeri kaplayan muhteşem bir saygılığı da uyandıran beş yüz yıllık Sinan Paşa Cami vardı ve bilenler hayretle, hayranlıkla ve duayla anıyorlardı bu camiyi.. bu değerli caminin dışı da içi de ve haziresinde yatan insanların mezar taşları da çok değerli ve yüksek ayar ve güzelliğe ve orijinalliğe sahipti…






İlk yorum yapan siz olun