İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu…

Ümit Gezgin

Yağmur yağacak diyordu meteoroloji.. ona rağmen tam donanımlı çıkmamıştım dışarıya.. yola çıkınca yağmur arttı ve ne yapacağımı doğrusu birden şaşırdım.. bir yere oturayım, resim çizeyim, diye düşündüm…

Arabalar dizilmiş, bazı arabalar da yolda kalmıştı.. çukur yerler su dolmuş, çatılarda da biriken yapraklar ve küçük dallar giderleri tıkamıştı.. baktım ilerde de ağaçların yeşil yaprakları gri gökyüzü altında iyisinden kararmıştı.. baktım şemsiyeli insanlar koşuşturmaya başlamıştı.. yağmur gittikçe şiddetleniyor ve insanlar da telaş içinde oraya buraya koşuşturuyordu…

Kaç çeşit ağaç vardı, ağaçlara bakarak ilerliyordum.. gökyüzü açılıyor, kapanıyor.. grilikleriyle kendine özgü bir yapı haline dönüşüyordu.. yeni yapılan kaldırımlar vardı ve onların yine bazıları da su dolmaya başlamıştı…

Yapraklar yapraklar her tarafta yapraklar vardı ve rüzgarla, yağmurlarla oraya buraya savruluyordu yapraklar.. sararmış, kararmış ve morlaşmış yapraklar vardı.. yapraklar gidecek ve sular her tarafı kaplayacaktı.. belliydi ve aynı zamanda gökyüzü de kül rengi bir beyazlıkla kaplanmıştı…

Orda, köşede, yerde kedi ve köpek heykeli vardı.. heykeltraş geçen senelerde vefat etmişti.. hem akademisyen ve hem de heykeltraştı bu değerli heykeli yapan.. sokak hayvanları adına yapılan heykel herkesin takdirini kazanmıştı.. ayrıca çocuklar da bu heykellerin önünden geçerken mutlu oluyordu…

Islak kaldırımlarda ilerledim.. amacım bir yere oturarak yol boyu çektiğim fotoğraflardan ilhamla resimler çizmekti.. Kızıltoprak’a kadar yürüyeyim, dedim ve oraya doğru hareketlendim…

Kaldırım ve yol boyunca türlü ağaçlar dikilmişti.. bu ağaçların bazıları asırlık türden çınar ağaçlarıydı.. bazıları da belediye tarafından birkaç aylıktı.. hatta geçenlerde Kalamış sahil kesimde kökünden sökülmüş ve kaldırım kenarına atılmış kurumuş bir ağaç gördüm.. niye böyle kökünden çıkarılmış atılmış tam anlayamadım.. söküldüğü toprağa da bir şey ekmemişler.. ne amaçla yapmışlar anlamak mümkün değil…

Yağmur beni fazla hareket ettirmiyordu.. ıslanmaktan, sırılsıklam olmaktan korktuğum için en yakın kafeye oturayım, dedim içimden.. oturduğum yerden de gördüğüm manzarayı, hareketi, motor, araç hareketlerini.. kaldırımların, ağaçların ve yolların ıslanmasındaki anlamı gözlemliyor ve onların resimlerini yapamayacağımı bilerek çizmeye başladım…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin