İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ressam Tuğrul Çutsay’dan, entelektüellerin portreleri: Ziya Somar, Şevket Süreya Aydemir, Doğan Avcıoğlu…

Ümit Gezgin

Ressam olup da portre çizmemiş bir ressam yoktur.. en meşhur portrelerden olaya bakıldığında hemen aklımıza Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa” portresi gelir.. masumiyetin ölçüsü olarak karşımıza çıkan bu portre sadece bir portre olmasının ötesinde, aynı zamanda bir zaman mekan algılamasının da karmaşık ilişkilerini, perspektif olgusu, yani derinlik, espas kavramıyla da bizlere güzel bir örnek olarak sunar…

Jan Vermeer: İnci Küpeli Kız

Geçenlerde televizyonda “İnci Küpeli Kız” filmini izleyince ve romanını da okumaya devam edince Jan Vermeer‘in de ne derece başarılı ve özgün bir portre ressamı olduğunu da daha iyi anladım.. klasik bir portre anlayışının ötesinde insan ruhunun derinliklerini ortaya çıkaran bir özelliği vardı Vermeer’in de.. romanın yazarı Tracy Chevalier‘in de çok başarılı bir şekilde 16. yüzyıl Hollandası’nın ressamın yaşadığı Delft şehrini de güzel bir şekilde anlattığını da, ayrıca yine Vermeer de Delft şehrini de doğal bir şekilde çizmiştir…

Resim sadece boyama değildir.. aynı zamanda ve daha çok çizme sanatıdır.. çizgide karakter, ruh ortaya çıkar.. eğilimler, üslup belirir ve karşı karakterlerle bağlantı kurulur ve böylece ruhsal akış, tinsel bağlantı da gerçekleşmiş olur… Unutulmamalıdır ki resim sadece resim değildir.. resmin ötesinde bir varlık, bir oluş ve yaratı gerçekliğidir.. ruhsal bağlantısı özellikle bu yüz karakterlerinde belirgin bir şekilde ortaya çıkar… Özellikle entellektüellerin ve sanatçıların yüzleriyle ortaya çıkan ruh özelliği, Tuğrul Çutsay’ın modern portre geleneğine eklemlenen yapısıyla özgün ve kalıcı hale gelmiştir…

Hepimiz, ben dahil, değerli ressam Fatih Sarmanlı, Turan Asan, Ruşen Eşref ve elbet Tuğrul Çutsay.. zaman zaman portreler yapmaya devam ediyoruz.. bunun öncülüğünü elbet Tuğrul Çutsay çekiyor.. yaptığı portreler önemli kilometre taşları olarak karşımıza çıkıyor ve Türk ve dünya portrelerine örnekler sunuyor…

Leonardo da Vinci: Mona Lisa

Ümit Gezgin: Otoportre

Kültür ve düşünce insanlarının, giderek sanat ve edebiyat insanlarının ve elbet ressamların portreleriyle başlayan seriye, kendi amcası felsefeci Ziya Somar dahil, diğer kültür insanları olan Doğan Avcıoğlu ve Şevket Süreya Aydemir’i başarılı bir şekilde kağıtlara aktarmış olan Tuğrul Çutsay’ı ayrıca tekrar tebrik etmek gerekmektedir…

Ziya Somar (1906 – 26 Kasım 1978), Türk felsefe doktoru. Asker bir babanın oğlu olarak Yanya‘da doğdu. Balkan Savaşları sonrasında ailesi İstanbul‘a göç etmek zorunda kaldı. Somar küçük yaşta babasını kaybetti. Bursa İdadisi’ndeki eğitimi sonrasında  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydoldu (1926). Burada İsmail Hakkı BaltacıoğluMustafa Şekip TunçMehmet Emin Erişirgil ve Mehmet Fuat Köprülü‘den dersler aldı. Hocalarından Mehmet İzzet onu oldukça etkiledi. Bundan dolayı erken yaşta ölen hocası üzerine doktorasını tamamladı.

Konya, Erzurum ve Edirne liselerinde öğretmenlik yaptı. Hans Reichenbach‘e ait İlmi Felsefe adlı eser ile Emile Bréhier‘in Alman Felsefesi Tarihi’ni Türkçeye çevirdi. 1941’de İzmir İnönü Lisesi’nde çalışmaya başladı. Onun İzmir‘e gelişi çalışmalarına yön veren bir etki yarattı. Bu şehirde on yıl kadar kaldı ve kent tarihi üzerine çeşitli araştırmalar yaptı. Akeademya ve Anayol adlı dergileri çıkardı. Kabataş Erkek Lisesi ve Atatürk Üniversitesi‘de görev yaptı.  Galatasaray Lisesi‘nden emekliye ayrıldı. 26 Kasım 1978’de öldü. Basılmamış durumdaki eserlerinin çoğunu Süleymaniye Kütüphanesi‘ne bağışladı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin